• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
3 Kasım 2026 Salı
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Dünya

Akdeniz’de petrol savaşı ve ekosistem

3 Kasım 2026 Salı - 23:00
Kategori: Dünya, Manşet

Türkiye ile Libya arasındaki petrol ve doğalgaz münhasır bölge anlaşmasının onaylanması, Akdeniz’de gerilimi yükseltti. Yunanistan ve AB tepki gösterirken, İsrail ve Güney Kıbrıs’ın işbirliği de çekişmeyi derinleştiriyor

Bu hegemonya çekişmesinin gölgesinde Akdeniz ekosistemi ve canlı yaşamı tehdit altında. Sondajlarla yaşama büyük darbeler vurulacak olan Akdeniz’de yaklaşık 350 endemik denizel canlı türü yaşamakta

Yusuf Gürsucu

Kapitalist üretim ilişkileri, toplumsal olguları birbirinden ayrıştırılıp denetim kurarak sömürü düzenini sürdürürken, doğayı da aynı yöntemle sınırsız sömürüye tabi tutuyor. ‘Temiz enerji-kirli enerji’ gibi tartışmalarla toplumsal algı yaratarak, özünde sermaye birikiminin ‘sürdürülebilir’ olması sağlanıyor. İklim sorununun karbon yakıtlardan çıkılmasıyla sağlanacağını vaaz eden sermaye, diğer yandan doğalgazı, nükleeri, jeotermali ve hatta kaya petrolünü de Nadir Toprak Elementlerine (NTE) dayanan temiz enerji kapsamına alarak yoluna devam etmeye çalışıyor. İklim krizinin kaynağı olan bu sermaye birikim süreci, yeni ambalajlarla pazarlanıyor ve bu nedenle ekolojik kriz katlanarak insanlığı ve dünyayı tehdit ediyor.

Ortadoğu ve Akdeniz

İklim zirvelerinde bu yaklaşım güçlenirken, NTE madenciliği ile doğalgaz sondajlarında yoğunlaşma yaşanıyor. Bu amaçla Ortadoğu’da tırmanan savaşların en önemli nedenlerinin başında petrol ve doğalgaza ilk elden kavuşmak yatıyor. Benzer bir süreç Akdeniz’de doğalgaz ve petrol sahaları adı altında savaşları ortaya çıkarabilecek, alan kapma gerginlikleri yaşanıyor. İsrail, Türkiye, Yunanistan, Mısır, Kıbrıs ve Libya farklı ortaklaşmalar kurarak Akdeniz ekosistemini yok edecek olan sondaj sahaları elde etme peşinde.

Onbinlerce Filistinli katledildi

Dünya üzerinde ciddi bir enerji savaşı yaşandığı ve gerginliklerin arttığı bir dönemdeyiz. ABD, Avrupa Birliği’nin (AB) Rusya’dan doğalgaz almasını AB ile yaptığı anlaşmalarla engellerken, kaya gazı ile elde ettiği doğalgazı LNG’ye çevirip tanker taşımacılığıyla AB’ye satmakta. Büyük bir enerji tüketicisi olan AB’nin doğalgaz ihtiyacı spot piyasalar ve Katar gazıyla sağlanırken, AB bu ihtiyaca kalıcı çözümler aranmakta. 2019 yılında Türkiye Akdeniz’de Kuzey Kıbrıs üzerinden kendine sahalar oluştururken, ABD’li şirketlerin ise Kıbrıs Rum kesimi üzerinden doğalgaz sondajlarına başlayacağı açıklanmıştı. Ardından İsrail G. Kıbrıs’la anlaşma arayışına girerken, Gazze açıklarındaki sahalara çökmek için Gazze’de onbinlerce Filistinliyi katlederek doğalgaz sondaj alanını genişletti.

Sevilla haritası

AB Bölgesel Danışma Konseyi’nin önerisi ile Sevilla Üniversitesi’ne 2010 yılında bir harita hazırlatılmıştı. Doğu Akdeniz’deki Kıbrıs’ın Münhasır Ekonomik Bölgesi’nin şekillendirildiği bu harita ile AB’nin, bölgenin çok büyük bir kısmını kendi kontrolü altına almak istediği açıkça belirtiliyordu. AB’nin Sevilla Üniversitesi’ne hazırlattığı bu haritadan önce de bölge devletlerinden Kıbrıs, Mısır, İsrail ve Lübnan ile ortak deniz sınırları çizilmiş, bu ülkelerden Kıbrıs, İsrail ve Mısır anlaşmayı meclislerinden geçirmişti. Haritanın hazırlanmasından sonra Kıbrıs, İsrail münhasır ekonomik bölgesinde uzun yıllardan beri petrol platformu çalıştıran Noble Enerji ile anlaşma yapmış ve petrol-doğalgaz platformu Eylül 2011’de bölgeye gelerek sondaj çalışmalarına başlamıştı.

Yunanistan 2012’de başladı

Yunanistan ise Norveç sismik araştırma gemisi Nordic Explorer ile anlaşma yaparak sondaj çalışmalarına Girit adasının güneyinde 2012 yılında başladı. Türkiye ise bu gelişmeler sonrasında Kuzey Kıbrıs ile TPAO arasında anlaşma imzalanmasını sağlamış ve Piri Reis gemisini sismik çalışmalar yapmak üzere bölgeye göndermişti. Akdeniz’de, görünürde Güney Kıbrıs ile Kuzey Kıbrıs arasında yaşanan ancak AB ile Türkiye arasında sürdüğü bilinen alan hakimiyet geriliminde, ABD’nin taraf olmaması dikkat çekerken ABD’nin bekle gör politikası izlediği iddia ediliyordu. Yunanistan’la anlaşan Noble enerji şirketinin ABD şirketi olması ve alandan gaz çıkışı sağlandığında gazın yüzde 50’sine sahip olacağı gerçeği ABD’nin neden sessiz olduğunun ipuçlarını veriyor.

Libya anlaşması

2019’da Libya-Türkiye deniz sahası anlaşması ile Türkiye bu anlaşmaya dayanarak doğalgaz arayacağını belirtmesinin ardından, Mısır’ı da içine alan İsrail- G. Kıbrıs ve Yunanistan arasında deniz içinden geçen doğalgaz boru hattının (East-Med) imzaları atıldı, ancak halen fiiliyata dönüşmüş değil. Dönemin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Libya ile yapılan deniz yetki mutabakatı kapsamında çalışmaların başlanacağı belirterek, “Önümüzdeki aylarda Libya ile yapılan deniz yetki mutabakatı kapsamında da o bölgelerde ruhsatlandırma çalışmalarına süratle başlamış olacağız” açıklaması yaptı.

Yeni adımlar atılıyor

Libya Temsilciler Meclisi, 2019 yılında Türkiye ile yapılan anlaşmanın onaylanmasını reddeden kararı onaylamıştı. 2019’daki anlaşma batıdaki Trablus merkezli hükümet tarafından desteklenirken, doğudaki Bingazi merkezli Temsilciler Meclisi (Halife Hafter ve oğlu Saddam Hafter’in etkisindeki kanat) uzun süre karşı çıkmıştı. Son onay kararı ile Libya’nın siyasi olarak bölünmüş iki merkezi de mutabakata onay vermiş oldu. Bu durum Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanlarını koruma stratejisini (Mavi Vatan) güçlendirdi. Bu onay Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, İsrail ve Avrupa Birliği cephesinde rahatsızlık yaratırken, İsrail, Yunanistan ve Mısır yeni adımlar atmaya başladı.

Yunanistan’ın itirazları

Yunanistan’ın Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Büyükelçi Aglaia Balta, Dışişleri Bakanı Giorgos Gerapetritis’in talimatıyla 22 Ekim’de BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’e bir mektup göndererek, Atina’nın 2019 tarihli Türkiye-Libya deniz yetki alanları mutabakatına yönelik itirazlarını iletti. Yunanistan, bu onayın anlaşmanın hukuki durumunu değiştirmediğini ve üçüncü ülkeler açısından yeni hukuki yükümlülükler doğuramayacağını savunuyor. Atina’ya göre mutabakat, Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’yle bağdaşmıyor ve Yunan adalarının deniz yetki alanlarına ilişkin haklarını dikkate almadığı noktasından itirazlarını sürdürüyor.

AB’nin desteği

AB, 21 Ekim’de yaptığı açıklamada, Türkiye-Libya mutabakatının üçüncü ülkelerin egemenlik haklarını ihlal ettiğini ve deniz hukuku ile bağdaşmadığını savunmuştu. Birlik, anlaşmanın üçüncü ülkeler açısından hukuki sonuç doğuramayacağını belirtmiş ve Yunanistan ile Güney Kıbrıs’a desteğini yinelemişti. Doğu Akdeniz’de deniz yetki alanlarının sınırlandırılması, Türkiye ile Yunanistan arasındaki anlaşmazlıkların başlıca konularından biri olmayı sürdürüyor. Türkiye ve Libya, 2019’da imzaladıkları mutabakatı iki ülkenin deniz yetki alanlarını belirleyen bir anlaşma olarak değerlendirirken, Yunanistan ve Güney Kıbrıs buna itiraz ediyor.

Ya anlaşma ya savaş

Yunanistan ise Mısır’la 2020’de imzaladığı ve Doğu Akdeniz’deki münhasır ekonomik bölgelerin bir bölümünü belirleyen denizcilik anlaşmasını yeni görüşmelerle sürdürürken, Yunanistan-Mısır denizcilik anlaşmasının Kıbrıs’ı da kapsayacak şekilde genişletilmesi hedefleniyor. Bu gelişmeler nedeniyle Doğu Akdeniz petrol-doğalgaz arama, açık deniz kaynakları ve stratejik etkiyle bağlantılı olarak daha fazla çekişmeli ve gergin bir bölgeye dönüşmüş durumda. Girit, Karpatos ve Rodos’u da içine alan Libya-Türkiye anlaşmasının hayata geçirilmesi ancak diğer ülkelerle yapılacak anlaşmalara mümkün olacağı aksi takdirde savaşların kaçınılmaz olabileceği değerlendirmeleri yapılıyor.

Ulaşım yolları gerginliği

İsrail ise Akdeniz’deki en büyük doğalgaz sahası olarak işaretlenen ‘Leviathan sahası’nı Gazze işgaliyle şimdilik perçinlemiş durumda. İsrail soykırım eşliğinde büyük bir yıkım yarattığı Gazze’nin kontrolünü tamamen eline geçirirse, Leviathan sahasının en zengin doğalgaz yataklarına sorunsuz ulaşmış olacak. Avrupa’nın, İsrail ve diğer körfez ülkelerinin doğalgazını ucuz ve yeterli düzeyde elde edebilmek amacıyla, Kıbrıs ve Girit üstünden Yunanistan’a oradan İtalya’ya ve nihayetinde tüm Avrupa’ya doğalgazı taşıma planı olan Easstmed Boru hattı projesi, maliyetlerin yüksek olması nedeniyle atıl hale gelirken, ancak henüz vazgeçilmiş de değil.

Aynı gün iki açıklama

Güney Kıbrıs ile İtalyan enerji şirketi ENI arasında, işaretlenmiş olan münhasır ekonomik bölgenin 6’ncı parselinde bulunan Kronos doğalgaz yatağının geliştirilmesi, altyapısının kurulması ve üretime hazırlanmasına yönelik sekiz ayrı sözleşme imzalanırken, diğer yandan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alpaslan Bayraktar yaptığı açıkmalada, “İtalyan ENI şirketiyle iş birliği duyuracağız” dedi. Aynı gün Kıbrıs’la ve Türkiye ile ENI’nin anlaşma duyurularının yapılmış olması, büyük şirketlerin her halükarda karlı çıkacağı bir senaryoyu gösteriyor.

Akdeniz ve biyoçeşitlilik

Akdeniz’de bu hegemonya gerilimi yaşanırken, devletler deniz ekosistemini gündemlerine almamaktalar. Yazımızın girişinde söz ettiğimiz kapitalist üretim ilişkileri, olguları birbirinden ayrıştırılıp, her birinin kendilerinden menkul şeylermiş gibi ele almasına örnek olacak bir durum Akdeniz’de yaşanmaktadır. Bir yandan küresel ısınmaya yol açan karbon yakıtlara el koymak için savaşlar çıkaran ve yeni savaşları hazırlayan kapitalist devletler, diğer yandan 17.’si Erivan’da düzenlenen biyoçeşitliliği ve doğayı koruma zirvesinde sözde deniz ekosistemlerini koruma kararlarına imza atabilmekteler. Biri yok eden diğeri sözde koruyan her iki süreç birbirinden bağımsız süreçlermiş gibi bir algı yaratılırken, ekosistemler kapitalizmin büyüme zorunluluğu ile yerle bir edilip yok oluşa sürüklenmektedir.

Yarı kapalı deniz

Sondajlarla yaşama büyük darbeler vurulacak olan Akdeniz’de yaklaşık 350 endemik denizel canlı türü yaşamakta. Endemik tür sayısı olarak küresel boyutta yüzde 28’lik oranla öne çıkan Akdeniz, küresel biyolojik çeşitliliğin en sıcak noktaların birisidir. Yarı kapalı bir deniz olması ve su yenileme süresinin 80 yıla ulaşması deniz ekosisteminde kırılganlığa yol açmaktadır. Böyle bir ekosistemde karbon yakıtlar için alan kapma savaşları yaşanırken, kapılan alanlarda ise karbon yakıt sondajları yapılmaya ve deniz kirletilmeye devam edilmektedir. Tüm canlı yaşamı ablukaya alıp büyük kırımlara yol açan kapitalist devletler, Türkiye örneğinde yaşadığımız gibi halklara doğalgaz müjdeleri verip onları aldatırken, yaşamsal olan her şey hızla yok oluşa sürüklenmektedir.

Sondajlar ve yıkım

Akdeniz’de petrol ve doğalgaz arama, sismik tarama ve sondaj faaliyetleri, yarı kapalı ve hassas bir deniz ekosistemi olan Akdeniz ekosistemi üzerinde çok yönlü ve kalıcı yıkımları yarattığı bilinmektedir. Sondaj işleminde; çimento, sıvılar (sondaj çamuru) ve kullanılan diğer kimyasallar sonucu ortaya çıkan atıklar bulunduğu bölgeyi yaşamsal düzeyde etkiler. Petrol ve doğalgaz çıkarılması sırasında rezervuara enjekte edilmiş olan deniz suyu ile birlikte çözünmüş inorganik tuzlar, çözünmüş ve dağılmış hidrokarbonlar, çözünmüş mineraller, ağır metaller, radyoaktif maddeler, üretim kimyasalları ortaya çıkan atıkların başlıcalarıdır. Petrol ve gaz çıkarma faaliyetlerinden kaynaklanan önemli bir kirletici kaynağı olarak üretilen su, deşarj edilmeden önce tipik olarak katı düzenlemelere uygun olarak arıtıması gerekir ki, böyle bir uygulama yapılmamaktadır.

Meksika Körfezi örneği

Tarihin en büyük petrol kazası 2010 yılında Meksika Körfezi’nde gerçekleşen Deepwater Horizon Petrol Sızıntısı’dır. BP’ye ait kuyuda sızıntı sonucunda ilk aşamada 11 kişi ölmüş, birçok kişi yaralanmıştı. Çıkan yangın 36 saat sonra söndürülebildi. Kuyu kapatılana kadar çevreye yaklaşık 4,9 milyon varil petrol yayıldı. Kazanın olduğu bölge doğal ekolojik alanı olan, koruma altındaki Kemp’s Ridley kamplumbağalarının kitleler halinde öldüğü ve kazanın olduğu günden bugüne birçok deniz canlısının çoğalamadığı araştırmacılar tarafından tespit edilmiştir. Kazanın etkisi Meksika Körfezi’yle sınırlı kalmamış, Louisiana ve Mississipi Deltası’nda da balıkçılık ve turizm büyük ölçüde etkilenmiştir.

Akdeniz kirlenince…

24 Mart 1989 tarihinde Exxon Valdez adındaki süpertanker, Alaska’nın Prens Willian Gacud bölgesinde Bligh Reef kayalıklarına çarpmıştı. Kaza sonucu denize 140.000 varil petrol akmış ve suları temizlemek için aradan geçen 35 yıla karşın tam olarak arındırılması ve ekosistemin eski haline dönmesi mümkün olmamıştır. Açık deniz ve kara petrol sızıntıları arasındaki en büyük fark, suyun petrolü uzaklara yayma potansiyelidir. Bu durum, Doğu Akdeniz’de olası bir sızıntı sonucunda akıntıların Ege, Marmara ve Karadeniz’e kadar taşınabileceği anlamına gelmektedir. Akdeniz’in yaşamsal boyutlarda kirlenmesine yol açacak olan sondajlar sonrası artacak kirlilik, Akdeniz ve dolayısıyla deniz içinde ve çevresinde yaşayan milyonlarca canlı için felaket anlamına gelecektir.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

JES’e karşı direnenler kazanacak

Sonraki Haber

Felaket stratejisi

Sonraki Haber

Felaket stratejisi

SON HABERLER

Dönüşler durmuştu: İki kafile daha Serêkaniyê’ye doğru yola çıkacak

Yazar: Yeni Yaşam
3 Kasım 2026

LGBTİ+ hareketi saldırılardan güçlenerek çıkacak

Yazar: Yeni Yaşam
3 Kasım 2026

Yapay zeka ve demokratik toplum

Yazar: Yeni Yaşam
3 Kasım 2026

Felaket stratejisi

Yazar: Yeni Yaşam
3 Kasım 2026

Akdeniz’de petrol savaşı ve ekosistem

Yazar: Yeni Yaşam
3 Kasım 2026

JES’e karşı direnenler kazanacak

Yazar: Yeni Yaşam
3 Kasım 2026

Herkes memnun, KDP hariç

Yazar: Yeni Yaşam
3 Kasım 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
[email protected]

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır