Anlaşılan o ki, bugünlerde pêşmerge Şengal’e gitmeli diye propaganda yapan KDP, o günlerde bunu dert etmemiş, Şengal’i bir dönem nasıl ki, DAİŞ’e teslim edip çıktıysa, bu defa da Irak ordusuna teslim edip çıkmaktan yana tercihte bulunmuştur
Ali Sinemilli
Rojava’da yıllarca Roj pêşmergelerinin savunma güçlerine dahil olması için uğraşan, adeta bunun için YPG-YPJ güçlerini yok sayan açıklamalar yapan KDP, orada başarılı olmayınca, Şengal ile ilgili uğursuz bir planın içine girmiş, 2020 yılında Irak hükümeti ile ortaklaşarak 9 Ekim anlaşmasına imza atmıştır. Êzidîlerin öz savunma güçleri olan YBŞ-YJŞ güçlerini tasfiye edip yerine kendisine bağlı pêşmerge güçlerini yerleştirme amacı güden bu plan hayat bulsa, halkı soykırımdan kurtaran güçlerin değil de soykırıma kapı açan güçlerin muhatap alınacağı aşikârdı.
Bilindiği üzere, kâğıt üzerinde böyle bir anlaşma yapılsa da aradan geçen uzun zamana rağmen uygulanamamış, Êzidî halkı yapılan anlaşmayı hiçbir biçimde tanımamış, dikkate almamıştır.
Bu süre zarfında KDP’nin anlaşmayı uygulamaya dönük çabaları sürmüş, bilhassa, Irak’taki siyasi nüfuzunu da kullanarak, ilgili güçler üzerinde baskı kurmaya çalışmış, bir oldu bittiye getirilerek Şengal’e el koyulmak istenmiştir. Rojava’da hayat bulmayan askeri ve siyasi hesaplar burada devreye konulmuş, en azından Şengal’de sonuç alınmaya çalışılmıştır.
Malum! Şengal’den KDP’nin çıkışı, özellikle pêşmerge güçlerinin kaçışı Kürdistan halkının hafızasında derin yaralar bırakmıştı. Şengal denilince akla ilk gelen Êzidîlerin soykırıma uğraması, 21. yy.’da Êzidî kadınların DAİŞ çetelerinin eline esir düşmesiyken, diğeri bunun esasen KDP’nin izlediği siyaset neticesinde olmasıdır. KDP’li pêşmergeler mevzilerini terk etmese, cepheden kaçma durumu olmasa DAİŞ’in böyle bir katliam gerçekleştirmesi mümkün değildi.
KDP bunu bildiği, Kürt halkının hafızasında nasıl bir yer edindiğini gördüğü için Şengal’e hassas yaklaşmış, bir nevi sarsılan imajını düzeltmek için her türlü girişimde bulunmuştur.
Êzidîleri soykırım ile yüz yüze bırakan KDP, eğer yapabilir de Şengal’e pêşmerge ile dönüş yaparsa, önemli bir siyasi hamle yapacak, deyim yerindeyse zevahiri kurtaracaktı.
Görüldüğü üzere, bunların hiçbirisi olmamış, aksine Êzidîler öz güçleri, öz savunmalarıyla 26 Ekim günü Şengal dağında Irak Merkezi hükümeti ile masaya oturmuş ve eksiklikleri olsa da demokratik entegrasyon çerçevesinde önemli bir anlaşmaya imza atmışlardır. Bu anlaşma Êzidîler başta olmak üzere genel olarak Kürt halkında olumlu bir karşılık bulmuş, Mam Zekilerin, Zerdeştlerin direnişinin bir sonucu olarak ele alınmış, önemli bir moral etki yaratmıştır. Anlaşmadan rahatsız olan, negatif konuşan neredeyse olmadığı gibi, bu düzeyde bir askeri gücün güvenlik bürokrasisi içine yerleştirilmesi de ciddi bir başarı olarak değerlendirilmiştir.
Hatta Başur’daki bazı aydınlar, ‘benzer bir anlaşma 2017’de yapılabilseydi, şu an elimizde olmayan, Kerkük, Musul gibi yerlerde, Tuzxurmatu gibi alanlarda pêşmerge varlığı kendisini koruyabilir, buralar Kürt güçlerinin denetiminde kalabilirdi’ demişlerdir.
Hal böyleyken, yani Şengal’de imzalanan anlaşma Kürt kamuoyunda büyük bir moral açığa çıkarmışken, KDP’den yapılan açıklama tam bir şaşkınlığa neden olmuştur. KDP’ye bağlı İçişleri bakanlığı resmi bir açıklama ile yapılan anlaşmayı tanımadıklarını ifade etmiş, 9 Ekim 2020 anlaşmasının uygulanması gerektiğini belirterek Irak’taki merkezi hükümeti eleştirmiştir. İçişleri bakanı Reber Ahmed aynı içerikte bir konuşma yapmış, KDP’nin Musul ofisi de benzer şeyleri tekrar ettikten sonra bütün toplumsal kesimlerin görüşünün alınacağı bir anlaşma yapılmalı, demiştir. KDP’nin açık -gizli medya organları bu çerçevede bir yayıncılık yapmış, yapmaya da devam etmektedir. Güya anlaşma Êzidîlerin iradesini dıştalayan bir anlaşmaymış. Tabii bu sözlerin sahiplerinin Başur’da hükümeti bütünüyle devre dışı bıraktıklarını da hatırlamamız gerekiyor.
Biliyoruz ki, KDP’nin referans gösterdiği ve uygulanmalı dediği 2020’deki anlaşma Şengal’e Irak merkezi yönetimine bağlı güvenlik güçlerinin girmesini isteyen, bunun dışındaki tüm güçlerin şehir dışına çıkmasını şart koşan bir anlaşma oluyor. 9 Ekim 2020 anlaşması pêşmerge ya da başka bir Kürt gücünün Şengal’i savunmasından söz etmediği gibi bunların bölge dışına çıkmasını istemektedir.
Anlaşılan o ki, bugünlerde pêşmerge Şengal’e gitmeli diye propaganda yapan KDP, o günlerde bunu dert etmemiş, Şengal’i bir dönem nasıl ki, DAİŞ’e teslim edip çıktıysa, bu defa da Irak ordusuna teslim edip çıkmaktan yana tercihte bulunmuştur. Zaten bu tutumuyla Şengal gibi, Êzidîler gibi bir gündeminin olmadığını da ifşa etmiştir.
Dolayısıyla, bugünlerde KDP cephesinden yapılan açıklamaların, bağlı medyasından yapılan yayınların bir de böylesi bir arka planı vardır. Hiç kuşku yok ki, KDP bazı uygulamalarıyla Kürdistan halkı nezdinde fazlasıyla teşhir olmuş bir yapıdır. Fakat hiçbirinin Êzidîler söz konusu olduğunda yaşanan teşhir kadar katmerli olmadığı, KDP’nin en fazla da Êzidîler ile ilgili izlediği politikada teşhir olduğu açık bir gerçektir. Şüphesiz, KDP bu durumdan kendisini kurtarmak için çırpınmakta fakat çırpındıkça da daha fazla batmaktadır. İşte son günlerde yaşanan durum tam da bu minvaldedir. KDP’li yetkililer konuştukça, halkın tepkisi büyümekte, oluşan öfke artmaktadır.









