• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
5 Kasım 2026 Perşembe
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Forum

Sanatın çıkmaz sokağı, endüstriyel sanatlar

5 Kasım 2026 Perşembe - 23:00
Kategori: Forum, Manşet

Aslında kapital sanatın temel bir yanı da bu. Kimsenin bir şey anlaması ya da insanların kolektif olarak bir anlam deneyimlemesi gerekmiyor. Herkes bir şeyler anlıyormuş gibi yaptığı sürece, sürümü yapılan ürün alıcı bulduktan ve de çarklar zaten döndükten sonra anlamın oluşması bir zorunluluk olmuyor

Dilzar Dîlok 

Birkaç yıl önce dünyaca tanınan bir “sanatçı” Bakurê Kurdistan şehir direnişlerinin gerçekleştiği Sûr’da bir sergi açtı. Sergi ancak bir zihniyetin parçalara bölünmüş anlatımının kompleks bir biçimiydi. Serginin bir parçası Sûrların üzerine yerleştirilmiş olan renkli tabutlardı. Ziyaretçiler geliyor, sergilenen nesnelere bakıyorken bir kısmı da Sûrlara çıkarak bu tabutların etrafında dönüyor, bakıyordu. İnsanların aklı ve duyguları yetmiyordu, kendilerini zorluyorlardı ama yine de anlatılmak istenen sanatı tam anlayamıyorlardı.

Kimin ne anladığını bilmek mümkün değil. Sanat eserlerinin ulaşılmaz anlam barındırmalarından değil tabi bu bilinmezlik. Kimi anaları serginin bazı kısımlarında çekilmiş fotoğraflarını gördük. Gözlerinde bir sanat eserini izlemenin doyumu yoktu. Gözlerinde sanat eserinin anlamına dair değil, yüreklerinde kabuk tutmuş acılarını nereye koyacaklarının bilinmezliği vardı. İlginç bir şekilde siyasi kimlik sahibi kimi kişiler, gitmeleri gereken bir ritüele gitmişçesine yönlerini oraya vermişlerdi. Kimi ses sanatçıları sergi kapsamında konserler verdiler. Birçoğu halktan aldığı puanları o dönem epey bir kaybetti. Çünkü Sûrların üzerine taşınmış olan boş tabutlarda analarının acılarının büyük bir sıkışma yaşadıklarının farkına varamıyorlardı.

Uzatmayalım, insanlar pazar yerini gezer gibi söz konusu sergiyi geziyorlardı. Çünkü gezmeleri, her bir sunumun önünde birkaç saniye durmaları, biraz bakıp kiminde bir şeyler fısıldıyor gibi yapmaları gerekiyordu. Aslında kapital sanatın temel bir yanı da bu. Kimsenin bir şey anlaması ya da insanların kolektif olarak bir anlam deneyimlemesi gerekmiyor. Herkes bir şeyler anlıyormuş gibi yaptığı sürece, sürümü yapılan ürün alıcı bulduktan ve de çarklar zaten döndükten sonra anlamın oluşması bir zorunluluk olmuyor.

Sanatçılar geldi, siyasi partilerden insanlar kadar öfke uyandıran gelişler de oldu. Ancak öfke uyandıran gelişleri anlama çabası da oldu. Kürt insanı bir şekilde varolmak istiyordu. Cenazesinin artıkları da sergilense varolmaya bir anlam biçiyor, bir anlama denk geldiğini görmek istiyordu belki de. Böyle bir öfke ve anlam arasında duruyorken çoğu insan, Sûrlara çıkan Kürt gençleri bu tabutları Sûrlardan aşağı yuvarlayıverdi. Yüksek sanat eseri bir anda demir yığını oluverdi. Bir anda yüksek sanat yanılsaması yerle bir oldu. Sergilenenin sanat olmadığı, masaldaki gibi aslında süslü püslü bir araba sanılanın bir balkabağı olduğu ortaya çıkıverdi. Kapital sanatın büyüsü bir anda bozuldu.

Sûrlarda yaşananlara anlam verme çabasında bir kadın olarak öfkemin o an anlam kazandığını hissettiğimi hatırlıyorum. “Biz ölmedik, ölülerimizin bile olmadığı boş tabutlarımızın sergilenişi üzerinde var olamazsınız” diyordu gençler tek bir söz söylemeden. Hakikatin tam kalbinden konuşuyorlardı.

Sanat diye halka yutturulmaya çalışılan her sanayi üretimini, demir yığınını, tornadan çıkarılan her bir mamulü, endüstri atıklarını birbirine yapıştırarak yaratıldığı söylenen sanat eserlerini sunan bir kapitalist sistem içinde toplum her an büyük hakikat saldırısıyla, duygu saldırısıyla karşı karşıya. Topluma çöp üretimini azaltmayı özendirmeyi elbette kapitalizm yapmaz. Ancak toplumdan içinden birilerini, nefes nefese ve çocukların MESEM adı altında katledildiği sanayi mahallelerindeki atıklarıyla uğraşmayı, bunlara sanat demeyi özendirir. Sanatın bu noktada kapitalizmin çöplüğünü temizleme rolü oynamak gibi bir göreve talip olduğunu ve endüstriyel sektöre böyle girdiğini söylemek zorlama olmasa gerek. Belki nicel olarak azdır ancak niteliğini çok fazla etkileyen bir giriştir söz konusu olan.

Kızgın bir savaşın ertesinden acıları henüz küllenmemişken bu yapılıyorsa, savaşın hissiyatı yoksa ve kendi halkının değil iktidarların yanında duruyorsa sanatçı, büyük yanılıyordur. Öyle durumdaki sanatçı para kazanabilir, dünyanın farklı yerlerinde sergiler açabilir ve oralarda acayip şekillerdeki demir parçalarını satabilir. Ancak kendi toplumu bunları yutmaz. Hakikatin kalbinden ona cevap verir.

Sözünü ettiğimiz sanatın türlü şekilleri var ve hepsi acı üzerinden gelişmeyebiliyor. Bir sergide bir muzun, bir başkasında da klozetin sergilendiğini görmüştük. Kuşkusuz her birinin bir mesajı olabilir ancak sanat olmaları mümkün olmayan varlıkları, endüstriyel üretimleri ya da başka şeyleri sergileyerek insanlardan sanatsal anlamlar-hissiyatlar deneyimlemelerini beklemek söz konusu insanların beynine, duygusuna, düşüncesine yapılmış büyük saldırıdır. Belki de gerçekleşenin sanatsallığı, insan beynine-benliğine yapılan saldırı sonucu ortaya çıkarılan bozunumdur.

Bu noktada sanat ve sanatçı tanımları üzerine tartışmalar yapılabilir. Sanatın çıkışına dair çokça yorum yapılabilir. Sanatın hakikate ulaşma yöntemlerinin en estetik olanlarını ifade ettiği belirtilir. Ancak bugün böyle bir sanat üretimi de, böyle bir sanat da, bunu yapabilen sanatçılar da yoktur ortada. Kapitalist modernite tüm anlamların üzerinden buldozer gibi geçmiştir. Ve bu durumda güçlü tekil ve kolektif arayışları olmayan, büyük inşalara girişmeyenlerin üretim yapabilmesi de mümkün olmaz.

Mağaralara el izlerini bırakan ve kimi hayvan resimleri çizen insanları o izleri bırakmaya götüren itkinin sanata dair olduğunu söylemek zordur. Yaptıklarını sergileme ve satarak para kazanma gibi emelleri de zaten olamazdı. Varolma arzusu yanında başka anlara-zamanlara kendini taşıma gibi bir arzu duymuş olabilirler. Buna ne kadar sanat denilebileceği ayrı konu. Ancak çağlar içinde sanatın şekillenmesi ve mahiyeti değişti. Maalesef arz-talep dünyasının düzenine girdiği andan itibaren de hakikat taşıyıcısı olmanın uzağına düştü. Fiyatlandırılan hiçbir şeyin hakikat taşıyıcısı olması beklenmemelidir. Doğrusu, üretilirken fiyatlandırılmış ve bu amaçla üretilmiş olan hiçbir şey hakikat taşıyıcısı olamaz. Sanatçının geçimi konusu da sanatçının kolektif olduğu ölçüde toplumsal sorumluluk kapsamında ele alınması gereken bir konu olabilir.

Bugünün sanatçıları kültürü-yaşanmışlıkları yansıtma adına yaptıklarının Sûrlardaki tabutlar gibi olmamasına dikkat etmeli. Yoksa her an yüksek Sûrlardan yuvarlanmayı beklemeleri gerekir.

 

 

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Yüksek mahkemeden öte köy yok

Sonraki Haber

Sol ve hükümet olma meselesi

Sonraki Haber

Sol ve hükümet olma meselesi

SON HABERLER

Bafil Talabani: Hükümetten çekiliyoruz

Yazar: Yeni Yaşam
5 Kasım 2026

Tarıma OSB’nin atıksuyu

Yazar: Yeni Yaşam
5 Kasım 2026

Ayakta duramayanı kim ayakta tutuyor?

Yazar: Yeni Yaşam
5 Kasım 2026

5 bin yıllık tarih ranta kurban ediliyor!

Yazar: Yeni Yaşam
5 Kasım 2026

Sol ve hükümet olma meselesi

Yazar: Yeni Yaşam
5 Kasım 2026

Sanatın çıkmaz sokağı, endüstriyel sanatlar

Yazar: Yeni Yaşam
5 Kasım 2026

Yüksek mahkemeden öte köy yok

Yazar: Yeni Yaşam
5 Kasım 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
[email protected]

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır