• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
5 Kasım 2026 Perşembe
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Ekoloji

5 bin yıllık tarih ranta kurban ediliyor!

5 Kasım 2026 Perşembe - 23:00
Kategori: Ekoloji, Manşet
  • Amed’de UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’nde yer alan surlar ve Hevsel Bahçeleri’nin tampon bölgesi ile Dicle Üniversitesi yerleşkesinde sürdürülen petrol arama faaliyetleri, kentin 5 bin yıllık tarihini, ekolojik dengesini ve su kaynaklarını tehdit ediyor
  • Doç. Dr. Ahmet Yıldırım, milyonlarca insanın yaşamını etkileyecek projeye tepki göstererek, projenin halihazırda risk altında bulunan Hevsel Bahçeleri ve Amed Surları’nın UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ndeki konumunu da olumsuz etkileyeceği konusunda uyardı

Şirin Bayık

Amed’in (Diyarbakır) Sûr ilçesinde SANKO Holding bünyesindeki PETAR Doğalgaz ve Petrol Arama Sanayi Ticaret A.Ş.’nin petrol arama ve sondaj faaliyetleri, kentin tarihsel ve ekolojik mirasını tehdit ediyor. Şirketin yaklaşık 16 bin hektarlık ruhsat alanında yürütmeyi planladığı petrol arama çalışmaları için 2025 yılında “ÇED Gerekli Değildir” kararı verildi. 16 bin hektarlık alan, Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) tarafından şirkete 10 yıllığına kiralandı. Proje kapsamında Dicle Üniversitesi yerleşkesinde de sondaj yapılmasının önü açıldı. Üniversite Rektörlüğü’nde gerçekleştirilen imza töreninde kiralama sözleşmesi, Rektör Prof. Dr. Kamuran Eronat ile PETAR A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı İhsan Akyol tarafından imzalandı. Üniversite yönetiminden yapılan açıklamada, parselde yürütülen sismik çalışmaların ardından sondaj için kiralama talebinin uygun bulunduğu, üniversite yönetiminin onayı ve Milli Eğitim Bakanlığı’ndan alınan izinlerle sürecin tamamlandığı belirtildi. Amed Barosu ise ruhsat alanına ve ÇED kararına karşı iptal davası açtı. Konuya ilişkin keşif yapılması bekleniyor.

Kriterler gözetilmedi

Ahmet Yıldırım

Kentte tartışmalara neden olan proje, geçtiğimiz günlerde üniversitede düzenlenen bir panelde de ele alındı. Projenin tarihsel mirasın yanı sıra su kaynaklarını, tarımsal üretimi ve biyolojik çeşitliliği tehdit ettiğine dikkat çeken Dicle Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ahmet Yıldırım, gazetemize değerlendirmelerde bulundu. Yıldırım, petrol arama faaliyetlerinin bilimsel, hukuki ve uluslararası koruma kriterleri gözetilmeden başlatıldığını belirtti.

5 bin yıllık yaşam

Petrol arama projesine ilişkin hazırlanan ÇED raporunun bilimsel yeterliliğini sorgulayan Ahmet Yıldırım, yaklaşık 130 sayfalık raporun büyük bölümünün kopyala-yapıştır bilgilerden oluştuğunu ifade etti. ÇED raporlarının enerji, inşaat, petrol ve madencilik gibi faaliyetlerin çevre üzerindeki etkilerini değerlendirmek amacıyla hazırlandığını belirten Ahmet Yıldırım, bu tür projelerin önünde iç hukuk, uluslararası sözleşmelerin kısıtlayıcı olduğunu ancak bu projede üçüncü bir kısıtlayıcının da devreye girdiğini söyledi:

“Söz konusu kesintisiz 5 bin yıllık yaşamın sürdüğü Diyarbakır ve 2015 yılından beri UNESCO’nun Dünya Kültür Mirası Listesi’nde Hevsel Bahçeleri ve Diyarbakır Kalesi ve Surları olunca üçüncü kısıtlayıcı koruma kalkanı çıkıyor. UNESCO bunu kesinlikle yasaklar. Diyarbakır, kırsal olarak 12 bin, kentsel olarak 5 bin yıldır kesintisiz yaşamın sürdüğü bir yer. Dünyada Diyarbakır’la yaşıt yalnızca üç yerden söz edebiliriz. Bunlardan Ege’deki Phaselis ve sınırlarımızın güneyinde bulunan Ninova, savaşlar, istilalar ve doğa olayları sonucunda ortadan kalktı. Diyarbakır ise 5 bin yıllık kesintisiz kültürel yaşamın sürdüğü bir kent olarak varlığını koruyor. Böylesine tarihsel bir mirası sınırlı bir petrol rezervi için enerji politikalarına feda etmenin dünya, doğa ve kültürel miras literatüründe hiçbir karşılığı yok.”

3,5 milyon insanı etkiler

Petrol arama faaliyetlerinin etkisinin yalnızca sondajın yapılacağı alanla sınırlı kalmayacağını belirten Yıldırım, hidrojeolojik ve hidrografik sistemlerin idari sınırlarla ayrılmadığını vurguladı. Projenin Amed’in yanı sıra Êlih (Batman), Sêrt (Siirt) ve Mêrdîn (Mardin)’in bir bölümünü de etkileyebilecek sonuçlar doğurabileceğini ifade eden Ahmet Yıldırım, yaklaşık 3-3,5 milyon insanın doğal yaşamının, tarımsal üretiminin ve su kaynaklarının tehdit altında olduğunu dile getirdi.

DSİ kriterlerine uyulmadı

ÇED raporunun hazırlanması sürecinde Devlet Su İşleri (DSİ) 10. Bölge Müdürlüğü’nden hidrografik kaynaklar açısından değerlendirme istendiğini aktaran Ahmet Yıldırım, DSİ’nin petrol arama faaliyetinin gerçekleştirilebilmesi için yaklaşık 10 ayrı kriterin yerine getirilmesini şart koştuğunu söyledi. Şirketin bu kriterleri yerine getirdiğini beyan ettiğini ancak bunların DSİ tarafından denetlenerek doğrulanmadığını belirten Ahmet Yıldırım, buna rağmen sondaj çalışmalarına başlandığını ifade etti:

“DSİ’nin verdiği yanıt aslında önemli. Petrol arama faaliyetinin yapılabilmesi için belirli kriterlerin yerine getirilmesi gerektiği belirtiliyor. Şirket ise bunları yerine getirdiğini söylüyor. Ancak bu koşulların gerçekten sağlanıp sağlanmadığı DSİ tarafından dahi incelenerek teyit edilmiş değil. Dolayısıyla DSİ’nin beklentileri tam olarak karşılanmadan petrol arama faaliyetlerinin başlatıldığı bir durumla karşı karşıyayız.”

Kurumlar devre dışı

Projenin yalnızca ilgili kamu kurumlarından alınan görüşlerle yürütülemeyeceğini belirten Ahmet Yıldırım, halkın iradesiyle seçilmiş yerel yönetimlerin ve ilgili bilim insanlarının sürecin dışında bırakılmasına tepki gösterdi:

“Burada halkın iradesiyle seçilmiş yerel yönetimleri sürece dahil etmeden, onların rızasını almadan, hazırladığınız ÇED raporunu ortaklaştırmadan ve onaylarını almadan kesin proje aşamasına geçip petrol aramaya başlayamazsınız. UNESCO bypass edilmiş, UNESCO’nun Türkiye’deki muhatabı olan Kültür Bakanlığı bypass edilmiş. Diyarbakır Surları ve Hevsel Bahçeleri’nin Dünya Kültür Mirası Listesi’ne alınmasında rol oynayan Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi ve Sur Belediyesi de tümüyle sürecin dışında bırakılmış. Bütün bunlar, petrol arama faaliyetinin gerektirdiği kriterlerin yerine getirilmediğini gösteriyor.”

Uzmanlar dinlenmeli 

Petrol arama faaliyetleri için Dicle Üniversitesi ile PETAR A.Ş. arasında yapılan anlaşmaya ilişkin soruları yanıtlayan Ahmet Yıldırım, üniversitenin proje sahasının yalnızca bir bölümünü oluşturduğuna dikkat çekti:

“Şimdi başka bir kamu kurumu çok bilimsel açıdan olaya bakmayabilir ama bu üniversitenin gerçekten bu ÇED raporunu değerlendirebilecek olan veya üniversite içinde bir petrol aranmasına izin verilip verilmemesi gerektiğine hükmedebilecek ciddi bir akademik birikim var. Mühendislik fakültemizde Maden Mühendisliği bölümü var. Orada petrol jeologları var. Burada biyoçeşitlilik çalışan çok değerli akademisyenler var. Gönül isterdi ki üniversite kendi sahası içerisindeki petrol aramanın az bir kısmı üniversite içerisine denk geliyor. Üniversite içinin buna dahil edilip edilmemesi ile ilgili sürece karar vermeden önce konu uzmanı bölümlerdeki akademisyenlerle bir toplantı yapılmasını arzu ederdim ben. Yani bu üniversite olmanın da gereğidir. Bilim yuvası olmanın da gereğidir bu.”

Biyoçeşitlilik tehlikede

Petrol arama faaliyetlerinin olası sonuçlarının yalnızca tarihi yapılarla sınırlı olmadığını belirten Ahmet Yıldırım, bölgedeki yeraltı sularının, tarımsal üretimin ve biyolojik çeşitliliğin de ciddi risk altında olduğunu söyledi. Özellikle Hevsel Bahçeleri ve Dicle Vadisi’ndeki ekosistemin bu faaliyetlerden etkilenebileceğini belirten Ahmet Yıldırım, bölgede yaşayan endemik türlere dikkat çekti.

Fırat kaplumbağası ve bölgeye özgü kuş türlerinin yaşam alanlarının tehdit altında olduğunu kaydeden Ahmet Yıldırım, petrol sondajı sırasında yeraltı sularının kirlenmesinin hem tarımsal üretim hem de kırsal yerleşimlerin içme suyu kaynakları açısından geri dönüşü zor sonuçlar yaratabileceğini ifade etti:

“Bu kadar tarihi, kültürü, doğal yaşamı, hayvan ve bitki yani flora fauna çeşitliliğini tehdit edilecek, burada endemik türler var veya tarımsal faaliyetlerin yoğun olduğu işte Tıl Alo dediğimiz ovadaki tarımsal faaliyetler tehdit edilecek. Yani yeraltındaki sondajla çıkarılan su bugüne kadar olduğu gibi aynı temizlikte tarlalara aktarılmayacak. Birçok kırsal yerleşmede hala bugün sondajlarla içme suyu elde ediliyor. Bu içme suyu artık içilme kriterlerini kaybetmiş olacak.”

Kent ranta feda ediliyor

Ahmet Yıldırım, devamında ise, “Türkiye bütün sınırları içerisinde çıkardığı petrol ile kendi yıllık tükettiğinin yüzde 10’unu bile karşılamıyor. Her şartta ihtiyacının yüzde 90’dan fazlasını dışarıdan alan bir ülke. Böyle dışarıdan dediğimizde çok deniz aşırı yerlerden değil, sınır komşusu olduğu İran’dan Azerbaycan’dan, Irak’tan temin edebiliyor” dedi.

UNESCO riski

Petrol arama faaliyetlerinin en ciddi sonuçlarından birinin Amed Surları ve Hevsel Bahçeleri’nin UNESCO Dünya Kültür Mirası statüsünü kaybetmesi olabileceğini belirten Ahmet Yıldırım, sondaj kuyularından ikisinin UNESCO tarafından belirlenen tampon bölge içerisinde yer aldığını hatırlattı. Dünya Kültür Mirası Listesi’ne alınan alanların yalnızca surlar ve Hevsel Bahçeleri’nden ibaret olmadığını, bu alanların korunması amacıyla bilimsel araştırmalar sonucunda bir tampon bölgenin de belirlendiğini söyledi. Ahmet Yıldırım, söz konusu bölge içerisinde petrol sondajı yapılmasının mevcut koruma statüsüyle bağdaşmadığını ifade ederek risklere dikkat çekti:

“Açık söylemek gerekirse bu petrol arama faaliyetleri ve bunun bir petrol arama şirketine verilmesi başlamadan önce de UNESCO izlemeye almıştı. Sebebi de işte yerel yönetimlerin Diyarbakır’da şu anda 10 gözlü köprü çevresine yapılan olan ticari işletmelerin sahipleriyle de uzlaşarak oradan tahliyesini istiyor UNESCO. Mevcut haliyle Akarsu’nun rezervuar alanından ilk taraça dediğimiz hemen Akarsu’nun kıyısına kurulmuş olan ticari işletmelerin gidebilmesini istiyor. Bu konuda uyarıda bulunuyor. 2027’nin ilkbaharında UNESCO toplantısında Diyarbakır surları tartışılacak ve belki de riskli bölgeler listesine kaydırılacak. Bu çok büyük bir imaj kaybı olur. Hem Türkiye Kültür Bakanlığı açısından hem de Diyarbakır açısından büyük bir imaj kaybı olur. Hepimiz bunun altında kalırız. Zaten bir risk vardı. Ve bunun üzerine açık söylemek gerekirse bu petrol arama faaliyetlerinin gelip bu Dünya Kültür Mirası Listesi’ne giren alanın tampon bölgesine de sirayet etmiş olması asla UNESCO tarafından kabul edilmez. İşin tuzu biberi olur ve belki de önce riskli alanlar listesine ondan sonra da tümüyle deport edilmesine yani listeden çıkarılmasına da sebep olabilir.”

Değerler zarar görecek

Petrol arama faaliyetlerinin sürmesi ve ilerleyen süreçte çıkarma aşamasına geçilmesi halinde kentin doğal ve kültürel yaşamını oluşturan bütün unsurların zarar göreceğini belirten Ahmet Yıldırım, merkezi hükümete ve özellikle Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na kararlarını yeniden gözden geçirme çağrısı yaptı. Dicle Nehri’nden yeraltı sularına, Hevsel Bahçeleri’nden tarımsal üretime, biyolojik çeşitlilikten turizme kadar çok sayıda alanın aynı anda tehdit altında olduğunu ifade eden Ahmet Yıldırım:

“Şu anda yalnızca arama faaliyeti yürütülüyor. Ancak çıkarma faaliyeti de başlarsa insan ve yerleşim alanları, tarihsel ve kültürel miras, Dicle Nehri, yeraltı suları, Hevsel Bahçeleri, vadideki flora ve fauna, tarımsal faaliyetler, turizm ve ekonomi zarar görecek. Bizi biz yapan doğal ve kültürel yaşamın bütün parametreleri açısından zarar görüyorsak hani attığınız taş sıçrattığınız kurbağaya değmeyecek.”
PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Sol ve hükümet olma meselesi

Sonraki Haber

Ayakta duramayanı kim ayakta tutuyor?

Sonraki Haber

Ayakta duramayanı kim ayakta tutuyor?

SON HABERLER

Bafil Talabani: Hükümetten çekiliyoruz

Yazar: Yeni Yaşam
5 Kasım 2026

Tarıma OSB’nin atıksuyu

Yazar: Yeni Yaşam
5 Kasım 2026

Ayakta duramayanı kim ayakta tutuyor?

Yazar: Yeni Yaşam
5 Kasım 2026

5 bin yıllık tarih ranta kurban ediliyor!

Yazar: Yeni Yaşam
5 Kasım 2026

Sol ve hükümet olma meselesi

Yazar: Yeni Yaşam
5 Kasım 2026

Sanatın çıkmaz sokağı, endüstriyel sanatlar

Yazar: Yeni Yaşam
5 Kasım 2026

Yüksek mahkemeden öte köy yok

Yazar: Yeni Yaşam
5 Kasım 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
[email protected]

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır