• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
1 Kasım 2026 Pazar
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar

Sulara gömülen kent; Hasankeyf-Güner Yanlıç

Yeni Yaşam Yazar: Yeni Yaşam
13 Temmuz 2019
Kategori: Yazarlar
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Aşırı kuraklıktan kaynaklı Rift vadisinden yola çıkan atalarımız, verimli hilal olarak anılan Mezopotamya’nın yaşam kokan vadilerine doğru yol almıştır. Buralara yerleşerek neolitik denen çağın başlamasına neden olmuştur. Ulusal ve uluslararası otoriteler neolitik çağın başlangıcı olarak tarımın bulunmasını kabul etse de asıl çağı başlatan bu yaşanılabilir verimli topraklardır. Buralara yerleşme iklimin uygunluğu ve kendine yeten bir avcı toplayıcı yaşama ev sahipiliği yapabilen kapasitesidir. Tabi bu verimli hilal- Mezopotamya; Dicle ve Fırat nehirlerinin Türkiye’den doğduğu alanlardan başlayıp Basra Körfezi’nde birleştiği alana kadar olan ve buraları belirleyen bu vadilerin adıdır. Mezopotamya yüzlerce endemik türe, milyonlarca canlıya ev sahipliği yapan Avrupa’nın en büyük ekosistemlerinden biridir.

Kapitalizm kendini üç temel üzerinde var eder; ulus devlet, endüstriyalizm ve aşırı kâr. Doğa, kadın ve emek sömürüsünü esas alır. Kapitalizm, son iki yüz yılda su buharının bulunmasıyla endüstriyel sanayiye geçiş yapar. Kendini gerçekleştirmek için gerekli olan sanayide çalışacakların sömürüsü ile aşırı kâr ilkesini de gerçekleştirmiştir. Geriye iç savaşlarla ulus devletlerin inşasını da gerçekleştiren kapitalizm artık dünyaya hakim kapitalist modernist bir sistem olmuştur.

Bu sistem 1900’lü yıllarda dünyada etkin olan ulus devlet modeli Osmanlının parçalanması ile Türkiye’ye de sıçramıştır. Ulus devletin temeli teklik üzerine kuruludur. Çeşitlilik, çeşitliliğin birbirini desteklemesi ulus devlet anlayışının yerleşmesinin önündeki en büyük engellerden biridir. Şark Islahat Planı, Şeyh Said İsyanı, Dersim Katliamı, Seyid Rıza İsyanı ve doksanlardaki köy boşaltmaları tam da tekliği gerçekleştirme çalışmalarıdır. Tek bayrak, tek millet ve tek dil bunun günümüz söylemidir.

1950’li yıllarda devlet planlama teşkilatının ulus devletin inşası için göçerterek asimİle etme politikalarına barajlar eklenerek günümüze gelen bir güvenlik politikasının temellerini atmıştır. Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP), tamamıyla bu çalışmanın politikalarının uzun vadeli programıdır. Ilısu Barajı tam da bu projenin ilk ve en önemli ayağı olan güvenlik barajıdır.

Egemenler tarihi Sümerlerle başlar ve tüm doğrular onların belirlediği kanıtlarla ifade edilir. Bu veriler dışındaki tüm bilgi, belge ve verilerin yok edilmesi üzerine kurulmuştur. Irak’ta ve Suriye’de DAİŞ eliyle tarihsel yapıların put tanımlamasıyla yıkılması tamamen egemenler tarihinin sürekliliğini esas almak üzerinidir. Bu zihniyet kapitalizmin hizmetine tüm alanlarda devam etmektedir.

Mezopotamya’nın her yerinden fışkıran bu tarihin yok edilmesi için bulunan çare barajlar oldu. GAP projesi kapsamında; Atatürk Barajı ile Newala Çorê, Batman Barajı ile Çemî Hola, Ilısu Barajı ile Hasankeyf ve Silvan Barajı ile Gelîyê Godernê sular altında kaldı ya da bırakılmaya çalışılıyor. Tarihsel, kültürel, doğa soykırımı bu yöntemle yapılmaktadır. Elbette bu politikalarının üstünü örtmek adına enerji ihtiyacı ve tarımsal sulama için kullanılacağı söylemi samimiyetten uzak bir söylemdir.

Sınırları aşan sular statüsünde olan Dicle Nehri suları savaş aygıtı olma hatta savaş silahı olarak kullanılması üzerine de kurulu bir çalışmadır. Bugün dünyada her beş kişiden biri temiz ve sağlıklı suya erişemezken 2050 yılında her yedi kişiden beşi bu şansa sahip olabilecek. Dünyada suyun ticarileşmesi son hızla devam ederken bu gün bile petrolden daha önemli ve kıymetli bir varlık olmuştur. Bunu gören kapitalist modernist sistem suyun metalaştırılmasının önünü açmış ve tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de bunu başarmıştır. Tüm doğal varlıkların sermayeye peşkeş çekilme yöntemi olarak barajlar bu yönlü de kullanılmaktadır.14 Temmuz’da tüm dünyada nehirlerin korunması için yapılan Büyük Atlayış eylemine dair yapılan çağrıyı ben de buradan tüm yaşam savunucularına ileteyim. Ve bilinsin ki “Hasankeyf için geç değil.”

Yeni Yaşam

Yeni Yaşam

İlgiliYazılar

Beklemek/bekletmek ve palyatif çözümler 

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

İzlendiği gibi devlet, süreç için atılması gereken adımları atmıyor. Buna rağmen yetkililer, “her şeyin olumlu yönde ilerlediğine” dair açıklamalar yapıyorlar. ...

‘İnsanlık onuru işkenceyi yenecek’

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Ahmet Oğuz diye bir arkadaş var, durumu hiç iç açıcı değil. Kalbi delik ve 2-3 yıl önce felç olmuştu; şu...

Quto’ya derdimi nasıl anlattım?

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

AKP Hava Yolları’na bağlı Türkiye “tayyaresi” türbülansta… Pilot kontrolü kaybetmiş. Tayyare irtifa kaybediyor. Trafik açısından durum böyle. Siyaset açısından durum ne?...

Bekleme salonundaki toplum

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Aynı hafta içinde iki görüntü yan yana düştü. Biri Boğaz kıyısında, Ortaköy'deki bir yalıda düzenlenecek Amedspor dayanışma gecesinin davetiyesi; öteki...

Araba çılgınlığına dair…

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

‘Eğer hem insanlarla ve hem de doğayla kaybettiğimiz ilişkiyi yeniden kurmak istiyorsak, arabanın yarattığı sorunlara radikal bir çözüm bulmamız gerekecek’...

103. yılında cumhuriyet ve demokratik dönüşüm sorunu

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

Cumhuriyet’e giden yollar döşenirken o ilk günlerde dönemin toplumsal dokusu bütünüyle göz ardı edilmedi. Padişahlıktan, kulluktan, iç ve dış çöküntüden,...

Sonraki Haber

Tarımsal araziler tehdit altında-Hüseyin Deniz

SON HABERLER

Kayyım yönetimindeki belediyede usulsüzlük tablosu: Milyarlarca liralık fark, ihalesiz hak devri

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Yan Yanayız Geleceği Konuşuyoruz konferansına katılan kadınlardan dayanışma çağrısı

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Kadınlardan Kobanê için ortak mesaj: Direnişin kazanımları korunmalı

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Süresiz nafaka iptal edildi, kadınların güvencesi tartışmaya açıldı

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

‘Barışın Siyasal Sorumluluğu’ oturumu: Ortak mücadelemiz demokratik çözümün önünü açabilir

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

2 Kasım’da bilirkişi keşfi yapılacak: Yaşamı savunmaya herkesi çağırıyoruz

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Çubuklu mahalle sakinleri: Riskli alan değil, rant alanı olduğu için çıkarıyorlar!

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
[email protected]

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır