Konferansta konuşan DEM Parti İmralı Heyeti üyesi Pervin Buldan, yeni bir toplumsal sözleşmeye ihtiyaç olduğunu söyledi. Filiz Kerestecioğlu kadınların biat kültüründen kurtulması gerektiğini vurgularken, Gökçe Gökçen ise çözüm sürecinde Meclis’in devreye girmesi çağrısında bulundu
Birçok kesimden 80 kadının çağrısıyla Ankara’da düzenlenen “Kadınlar Yan Yana Geleceği Konuşuyor” konferansı, ikinci gününde devam ediyor.
Konferansın ikinci gününde, Gözde Şeker’in moderatörlüğünde “Barışın Siyasal Sorumluluğu: Demokratik Çözüm, Meclis ve Siyasi Partiler” başlıklı oturum gerçekleştiriliyor. Oturumda Filiz Kerestecioğlu (HDP), Gökçe Gökçen (Yeni Parti), Pervin Buldan (DEM Parti), Doç. Dr. Arzu Yılmaz konuşmacı olarak yer alıyor.
Buldan: Yeni bir toplumsal sözleşmeye ihtiyacımız var
Oturumda ilk olarak DEM Parti İmralı Heyeti üyesi Pervin Buldan söz aldı. Kürt meselesinin çözümü için yürütülen sürece dair bilgi veren Pervin Buldan, süreçte yaşanan tıkanıklığın kadınların gücü ile aşılabileceğini söyledi.
Pervin Buldan, kadınların sürecin öncü gücü olmasının önemine işaret ederek Abdullah Öcalan’ın kadınları bu sürecin hep en önünde tuttuğunu belirtti.
Eren Bülbül ve Ceylan Önkol’un fotoğraflarını gösteren Pervin Buldan, “Eren’in de Ceylan’ın da annesi gözyaşı döktü” dedi ve bir annenin acısının diğer annenin acısından üstün tutulamayacağını vurguladı.
İktidarla yeni bir anayasa pazarlığı yapmadıklarını söyleyen Pervin Buldan, Türkiye’nin yeni bir toplumsal sözleşmeye ihtiyacı olduğunu ve bunun da tüm toplumsal kesimlerin katılımıyla gerçekleşebileceğini ifade etti.
Pervin Buldan şunları da söyledi:
“Toplumda sürece dair çok fazla soru var, güvensizlik var ve örneğin ‘Yüzleşme Komisyonu kurulacak mı?’ diye merak ediliyor. Binlerce arkadaşımız cezaevlerinde; bugün toplumun birçok kesimi Selahattin Demirtaş’ın, Figen Yüksekdağ’ın neden cezaevinde olduğunu merak ediyor. Bugün kadınların büyük bir çoğunluğu Abdullah Öcalan’ın serbest bırakılmasını istiyor mesela…”
Toplumun tüm kesimlerinin meselelerini çözecek ortak bir anayasaya ihtiyaçları olduğunu belirten Pervin Buldan, “Bu yüzden Kürt meselesinin çözümü demokrasiden geçiyor” ifadelerini kullandı.
Kerestecioğlu: Biz kadınlar biat kültüründen kurtulmalıyız
Bu oturumda ayrıca Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski milletvekili Filiz Kerestecioğlu da şunları söyledi:
“Biz 8 Mart’larda, 25 Kasım’larda erkek-devlet şiddetine karşı ortaklaşabilir miydik? Ortaklaşabilirdik ama yapmadık. Meclis’te kadınlarla ilgili gelen önergeleri ‘o parti, bu parti’ diye ayrım yaparak kabul etmedik. Kürt kadın siyasetçilerin tutuklanmasına karşı parlamentodaki kadın milletvekillerinden yeterince destek görmedik. Sadece o dönem CHP Milletvekili Şenal Sarıhan hoca bizi dinledi, desteğini sundu. Öncelikle biz kadınlar olarak bu biat kültüründen kurtulmalıyız.”
Gökçen: Geleceğe dair atılacak adımlarda Meclis devreye girmeli
YENİ Parti Milletvekili Gökçe Gökçen ise şöyle konuştu:
“Meclis’te oluşturulan komisyon toplantılarında Kürtçe konuşulmasına izin verilememişti, bu durum aslında bir hayal kırıklığı yarattı. Eğer bu aşamada bile buna izin verilmeyecekse ‘bu iş nasıl olacak?’ düşüncesi oluştu. Bugünlerde İzleme Komisyonu kurulması planlanıyor ama bu komisyonun nasıl oluşturulacağı hâlâ bilinmiyor, bir belirsizlik var. Şu anda Meclis yeniden devreden çıkarılmış durumda. Geleceğe dair atılacak adımlarda öncelikle Meclisi devre sokmak, toplumu ikna etmek ve ‘iyi şeyler olacak’ duygusu yaratmak gerekiyor.”
Yılmaz: Yeni siyaset yapma biçimi olmalı
Doç. Dr. Arzu Yılmaz, ise şu değerlendirmede bulundu:
“Uluslararası alanda bütün dünya yeni bir siyaset yapma biçiminin ne olması gerektiği konusunda kafa yoruyor. Bu yüzden siyaset ve ideolojiler melezleşiyor. Örneğin 90’larda bizim ‘liberal’ diye tanımladığımız kesimler bugün Amerika’da ‘solcu’ olarak ifade ediliyor. Bugün Ortadoğu’daki güç mücadelelerinde güçlü olarak ifade edilenlerin aslında güçlü olmadığını görüyoruz. Artık ulusal ya da makro ölçekte yerel siyaset öne çıkıyor. Siyasetin bugüne kadarki kalıplarıyla mikro ölçekteki sorunlara çözüm bulamadığı ortaya çıkıyor. Devletin siyaseti topluma rağmen ya da toplumun dışında sürdürdüğü bir yerde, imkânlar siyasetin yerden örgütlendiği bir hâle dönüşüyor.”
ANKARA









