Uluslararası Af Örgütü, 9-20 Kasım tarihleri arasında Antalya’da düzenlenecek COP31 öncesinde Türkiye’deki insan hakları durumuna ilişkin uyarıda bulundu. Örgüt, Almanya hükümetini ve uluslararası toplumu konferans öncesinde ve sırasında ülkedeki ağır insan hakları ihlallerini gündeme getirmeye çağırdı
Uluslararası Af Örgütü, 9-20 Kasım tarihleri arasında Türkiye’de düzenlenecek 31. Birleşmiş Milletler (BM) İklim Konferansı’nın (COP31) öncesinde, ev sahibi ülkedeki “giderek derinleşen insan hakları krizinin” göz ardı edilmemesi çağrısında bulundu. Örgüt, Türkiye hükümetinin yıllardır bağımsız seslere yönelik sistematik bir kampanya yürüttüğünü, gazeteciler, çevre aktivistleri ve LGBTI topluluğu üyelerine yönelik baskıların son aylarda belirgin biçimde yoğunlaştığını bildirdi.
Sistematik baskı vurgusu
Af Örgütü Almanya Genel Sekreteri Julia Duchrow, “Ortak geleceğimizin korunmasından söz edenler, ev sahibi ülkedeki ağır insan hakları ihlallerini görmezden gelmemeli” dedi. Duchrow, bir BM İklim Konferansı’nın ancak insanlar görüşlerini özgürce dile getirebildiğinde ve ayrımcılığa uğramadan protesto edebildiğinde inandırıcı olabileceğini ifade etti.
Osman Kavala’nın tutukluluğu
Örgüt, muhalif siyasetçiler, gazeteciler ve insan hakları savunucularının siyasi saikli soruşturmalarla karşı karşıya olduğunu bildirdi. AİHM’nin bağlayıcı kararlarında tahliyesi talep edilmesine rağmen insan hakları savunucusu Osman Kavala’nın dokuz yıldan uzun süredir cezaevinde bulunduğu hatırlatıldı. Çevre aktivisti Esra Işık’ın Temmuz 2026’da barışçıl bir protestoya katıldığı için iki yılı aşkın hapis cezasına çarptırıldığı kaydedildi.
Gözaltılar ve engellemeler
Af Örgütü’ne göre eylül ayında yetkililer, LGBTI+ haklarını savunan kuruluşlara ve aktivistlere karşı ülke genelinde harekete geçerek 100’den fazla kişiyi gözaltına aldı; bunların birçoğu tutuklandı. Türk makamlarının insan hakları kuruluşlarına ve diğer bağımsız seslere ait binden fazla dijital medya hesabını erişime engellediği belirtildi. Ekim ayında muhalif kanal Halk TV’nin yönetimine el konulması da basın özgürlüğüne yönelik bir saldırı olarak nitelendi.
Ev sahibi ülke anlaşması
Örgüt, Türkiye ile BM arasında COP31’in düzenlenmesine ilişkin yapılan Ev Sahibi Ülke Anlaşması’nı da sorunlu buluyor. Anlaşmanın katılımcıları Türkiye’nin kurallarına uymakla yükümlü kıldığını belirten örgüt, bunun aktivistler ve gazeteciler üzerinde caydırıcı etki yaratabileceğini savundu.
Kaynak: DW Türkçe









