Meclis’teki bütçe görüşmelerinin ‘erkek akılla’ hazırlandığını belirten DEM Parti Kadın Meclisi Sözcüsü Halide Türkoğlu, ’Barışın bütçesi silaha değil yaşama; eşitsizliğe değil adalete, kadınları eve kapatan politikalara değil kadınların özgürleşmesine kaynak ayırmalıdır’ dedi
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Kadın Meclisi Sözcüsü Halide Türkoğlu partisinin, Kadın Meclisi toplantısı öncesi basın toplantısı gerçekleştirdi. Halide Türkoğlu, konuşmasına başlamadan önce yaşamını yitiren Kadın Meclisi üyesi Nesrin Aslan’ın kadın ve sosyalizm mücadelesini andı.
Geçtiğimiz hafta sonu yapılan kadın konferansına değinerek sözlerine devam eden Halide Türkoğlu, yan yana gelişlerin onurlu bir barışı inşa etmenin adımı olduğunu söyledi.
‘Barış Anneleri’nin talebi talebimizdir’
Barış Anneleri’nin Ankara’ya gelerek gerçekleştirdiği eyleme ilişkin konuşan Halide Türkoğlu, “Ben de buradan bir kez daha DEM Parti Kadın Meclisimiz adına Barış Annelerinin ortaya koyduğu bu iradeyi selamlıyorum. Talepleri talebimizdir diyorum” diye belirtti.
‘Sayın Öcalan’la görüşme koşulları ertelenmemelidir’
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın koşullarının değişikliğinin yalnızca mekan değişikliğine indirgenemeyeceğini belirten Halide Türkoğlu, “Gazeteciler, akademisyenler, hak örgütleri, kadınlar her kesimin Sayın Öcalan ile görüşeceği koşulların oluşturulması daha fazla ertelenmemelidir” dedi.
Çerçeve yasayı tanımlayacak yasal düzenlemelerin yapılması gerektiğini belirten Halide Türkoğlu, şöyle devam etti:
“Barış ve Siyasallaşma Kurulu ve diğer tüm kurullar çalışmaya başlamalı. Meclis ortak raporundaki demokratikleşmeye dönük öneriler yasallaştırılmalıdır. Sürecin başarıya ulaşması için bu somut adımlar atılmak zorundadır. Bu somut adımlardan en önemlilerinden biri de cezaevleridir. Dışarda barış konuşuluyorken cezaevlerinde düşman hukuku uygulanmamalıdır. Siyasi tutsaklar, hasta tutsaklar serbest bırakılmalıdır. Bugün cezaevlerinde yaşanan hak ihlalleri derinleşirken barışı nasıl konuşacağız? Kayseri Bünyan Cezaevinde siyasi tutsak Evin Zapsu ağır sağlık sorunlarıyla karşı karşıya olmasına rağmen serbest bırakılmıyorken, bizler barışı nasıl konuşacağız. KOAH hastası, kanser şüphesi olan ve biyopsi sonucu beklendiği için ağrılarını dindirecek bir tedavi uygulanmayan Evin Zapsu ve tüm hasta tutsakların serbest bırakılması için neyi bekliyor iktidar?”
Hayatlarımız için mücadeleyi büyütmeliyiz
Ekim ayında 20 kadının katledildiğini, 32 kadın ve 9 çocuğun şüpheli şekilde yaşamını yitirdiğini belirten Halide Türkoğlu, “ Failler cesareti, nereden alıyor?” diye sorarak cezasızlık politikalarına tepki gösterdi.
Colemêrg’de çocuk istismarı dosyasında faillerin ifade vermelerinin ardından serbest bırakılmasına değinen Halide Türkoğlu, şöyle devam etti:
“Çocuklara yönelik şiddet politiktir diyoruz. Cezasızlık politikaları ile çocuklara yönelik işlenen suçlar örtbas edilerek erkekler korunuyor. Çocuklara karşı işlenen bu cinsel istismar suçunun takipçisi olacağız. Yine bu kadar silahlanmanın, bu dar şiddetin her gün çocuk istismarının, kadına yönelik şiddetin arttığı bir yerde bu toplumun bu kadar kolay bir şekilde çocukların gençlerin de bu kadar silahlara kolay ulaşabileceği bir yerde biz kadınlar hayatlarımız için mücadeleyi büyütmek zorundayız Bu yozlaşmanın içinden bir çözümü artık sunmak zorundayız. Bunun mücadelesini yürütmek zorundayız. Kadınları öldüren sadece erkekler değil. Bu erkeklere cesareti veren cezasızlık politikalarıdır. Kâğıt üzerinde kalan tedbirlerdir.”
Yoksulluk nafakasının 13’üncü Yargı paketinden çıkarılmasının kadın mücadelesi sonucu olduğunu belirten Halide Türkoğlu, şöyle devam etti:
“Bu iktidar sadece nafaka hakkını değil miras hakkını da tartışmaya açtı. Nitekim sevgili Jülide Kural üzerinden başlatılan miras tartışmaları da bu erkek egemen akıldan bağımsız değildir. Sevgili Jülide, yaşamıyla, sanatıyla, barışa, demokrasiye ve özgürlüğe olan inancıyla, kadın kimliği ile var olan bir kadındır. Yakın zamanda yitirdiğimiz Kadir İnanır’ın hayat arkadaşıdır. Onu bir erkeğin üzerinden tanımlamak hiç kimsenin haddi değildir. Ben buradan Kadın Meclisimiz adına kendisine dayanışma duygularımı sunuyorum.”
Fon çetesini besleyen herkes yargılanmalı
Meclis bütçe görüşmelerine değinen Halide Türkoğlu, bütçenin erkek egemenle hazırlandığını belirtti. Fon vurgununa dair yürütülen soruşturmaya değinen Halide Türkoğlu, şunları kaydetti:
“Mesele birkaç ismin soruşturulması ve tutuklanması üzerinden yaklaşmak yeterli değil. Bu vurgunların bu kadar kolay bir şekilde yapılıyor olması bu ülkenin nasıl çeteler eliyle yönetildiğinin göstergesidir. Bu fon çetesini besleyen bunun önünü açan herkes yargılanmalıdır. Halkın kadınların yoksulların hakkından emeğinden çalanlar hesap verene kadar mücadele etmekten vazgeçmeyeceğiz.”
En yüksek pay silahlanmaya
Bütçede en yüksek payın silahlanmaya ayrılmasını eleştiren Halide Türkoğlu, şunları söyledi:
“Kadının Güçlendirilmesi Programı’na ayrılan bütçenin üç katının Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi Programı’na ayrılması, iktidarın kadınlara nasıl baktığını bir kez daha gözler önüne sermektedir. Bu bütçe kadınların varlığını ve iradesini aile politikaları üzerinden şekillendirmek isteyen anlayışın somut belgesidir. Kadınlar adına karar alanlar, bir kez daha kadınları karar süreçlerinin dışında bırakmıştır.”
‘Barışın bütçesini ortaya koyacağız’
“Yalnızca bu bütçeyi reddetmekle kalmayacak, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin nasıl bir bütçeye ihtiyaç duyduğunu da ortaya koyacağız. Çünkü barışın bütçesi silaha değil yaşama; eşitsizliğe değil adalete; kadınları eve kapatan politikalara değil kadınların özgürleşmesine kaynak ayırmalıdır” dedi.
25 Ekim’de, İstanbul’da gerçekleştirilen ‘Eşitliğin, Özgürlüğün ve Barışın Bütçesini İstiyoruz’ çalıştayına işaret eden Halide Türkoğlu, kadınların taleplerine yönelik şöyle konuştu:
“Kadınlar, toplumsal cinsiyet eşitliğini esas alan, eşitlikçi ve hak temelli bir bütçe istiyor. Kadınların omuzlarına yüklenen bakım emeğinin kamusallaştırılmasını, kreşlerin yaygınlaştırılmasını istiyor. Ev emekçisi kadınların sosyal güvenceye kavuşmasını, emeklerinin tanınmasını istiyor. Mahallelerde hasta, yaşlı ve engelli bakım hizmetlerinin kamusal sorumluluk olarak üstlenilmesini istiyor. Sosyal yardımların bir lütuf ya da siyasi iktidarın takdirine bağlı bir uygulama değil, herkes için güvence altına alınmış bir hak olmasını istiyor. Kadın yoksulluğuyla mücadele edilmesini, güvenceli istihdamın sağlanmasını, kadınların ekonomik bağımsızlıklarını kazanabilecekleri koşulların yaratılmasını istiyor. Kadına yönelik şiddetle mücadele için yeterli kaynak ayrılmasını, sığınakların ve destek mekanizmalarının yaygınlaştırılmasını istiyor. Bu talepler yerine getirilmediği sürece kadınların bu bütçeye oluru asla olmayacaktır.”
‘Eş başkanlık mor çizgimizdir’
Sayıştay Başkanlığı Amed Büyükşehir Belediyesi’ne ilişkin hazırladığı raporda eşbaşkanlık sistemine dair yaptığı “hiyerarşik yapıyı bozarak idarenin bütünlüğü ilkesini zedeleyeceği” değerlendirmesine tepki gösteren Halide Türkoğlu, “Ben daha fazla detay vermeden söz konusu raporu hazırlayan kişilere haddinizi bilin diyorum. Bin bir emek ve bedelle elde ettiğimiz bu kazanımımızı o erkek egemen aklınızla kriminalize edemezsiniz. Doğrudur eş başkanlık sistemimiz sizin hiyerarşik yapınızı ve kimyanızı bozuyor. Erkek egemen düzeninizi bozuyor. Hiç şüpheniz olmasın bozmaya da devam edecek diyerek eş başkanlık mor çizgimizdir diyorum” dedi.
8 Kasım’da Dilovası’nda anma
İşçinin Geçtiğimiz yıl Dilovası Ravive Kozmetik’te yaşanan iş cinayetinde 7 işçinin katledildiğini hatırlatan Halide Türkoğlu, sözlerini şöyle sonlandırdı:
“Kadınları, çocukları, işçileri katleden bu döngüyü kırmak hepimizin sorumluluğundadır. 8 Kasım Pazar günü, Dilovası katliamının yıl dönümünde saat 14.30’da anma ve yürüyüş için Dilovası Merkez Camisinin önünde kadın kortejinde buluşacağız. 1857’de New York’ta kapısı kilitlenen tekstil atölyesinde yanan kadın işçilere reva görülen çalışma koşullarını 168 yıl sonra Ravive Kozmetik’te izledik canlı canlı. Hatırlamak için, unutturmamak için, hesap sormak için, DEM Parti Kadın Meclisi olarak 8 Kasım gününün Kadın İşçi Cinayetleri ile Uluslararası Mücadele Günü olarak ilan edilmesi için tüm kadınları adalet mücadelesi etrafında kenetlenmeye çağırıyoruz. Yaşasın kadın dayanışması. Jin Jiyan Azadi.”
ANKARA









