• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
1 Kasım 2026 Pazar
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar

Sürgünler devletin en acımasız siyasetlerinden biri-İÇERİDEN

Yeni Yaşam Yazar: Yeni Yaşam
31 Mart 2019
Kategori: Yazarlar
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Posta Kutusu: 253 Yenişehir – ANKARA

Tarsus Kadın Kapalı Cezaevi’nde 50 kadın mahpus bulunduğu belirtiliyor. Buradaki kadın mahpuslardan Dilbirin Turgut, bize gönderdiği mektubunda cezaevinde yaşadıkları sorunları dile getirmiş; ancak mektubun o bölümü karalandığı için -genelde bilinen sorunları- ayrıntılarını burada yazamıyoruz maalesef. Ancak daha sonraki paragraflarda ifade edilen sorun da çok önemli. Bu cezaevinde en az 20 kadın mahpusun yatması gereken süre, bir yılın altına düşmesine rağmen tahliye edilmiyormuş.

Cezaevinde yatma süresi bir yılın altına düşen kişinin mevcut denetimli serbestlik yasası gereği tahliye edilmesi gerekiyor. Ancak idare, söz konusu talepleri, kişinin halen örgütlü koğuşlarda kalmakta oluşuna bağlayıp, reddediyor. Yani yasal bir hakkınız, kullandırılmıyor. Kullanmanız için, sizin itirafçı olmak anlamına gelen, bir dilekçe yazmanız isteniyor. “Beni düşüncelerim ya da normal siyasi faaliyetlerim nedeniyle cezaevine attınız, atmakta haklıydınız ama artık ben pişmanım” demeniz isteniyor. Elbette burada ve siyasi mahpusların bulunduğu cezaevlerinde, denetimli serbestlik hakkından yararlandırmamanın yanı sıra infaz yakma yaklaşımları da söz konusu. Ağır cezası olan birçok kişi, bu yüzden 5-10 yıl fazladan hapiste tutulma tehdidiyle karşı karşıyaymış maalesef.

Eskişehir H Tipi Cezaevi’nde 11 okurumuz bulunuyor. Daha önceki aylarda buradaki okurlarımızdan kimileri “Leyla Güven’in talepleri bizim de talebimizdir” diyerek 10 günlük açlık grevi yapmışlardı. Ancak dünyanın dört bir yanında yapılmakta olan açlık grevcilerinin anayasa ve yasalarda zaten yer alan haklı taleplerine hükümetten herhangi bir yanıt alınamaması üzerine Eskişehir H Tipi Cezaevi’nde bulunan Cihan Alkan, Davut Barin ve Mustafa Filitoğlu, 21 Ocak 2019 gününden itibaren süresizdönüşümsüz açlık grevine başlamış bulunuyorlar.

Bolu F Tipi Cezaevi’nde bulunan Mehmet Manas Doğanay şöyle diyor: “2000-2007 yılları arasında süren ve 122 devrimcinin yaşamını yitirdiği ölüm orucuyla kazandığımız 45/1 nolu genelgede belirtilen 10 kişiyle haftalık 10 saatlik sohbet hakkımız, burada haftada 2.5 saat olarak uygulanıyor. Ancak bu kısıtlı hak da kimi zaman “açık görüş”, kimi zaman “genel arama var” bahanesiyle gasp ediliyor. Hücrelerimizde bulundurabileceğimiz kitap sayısı 10 ile sınırlandırılmıştır. Haklarımız için direniyoruz. Direndiğimiz için disiplin soruşturmaları açılarak ailelerimizle görüş yapma hakkımız, telefon hakkımız, mektup hakkımız elimizden alınıyor, hücre cezaları veriliyor, kamu davalarıyla hapis cezaları veriliyor. Tecrit insanlık suçudur.”

Kandıra 1 nolu F Tipi Cezaevi’nde bulunan Gülay Efendioğlu ve Yeliz Türkmen ise sürgünler üzerine kaleme aldıkları mektuplarında, sürgünün siyasi, manevi ve mali cezalandırma olduğunu belirtiyorlar. Kadın mahpuslar, yargılandıkları dosyanın ve ailelerinin bulunduğu bir yerden, -hem de çok uzaktakibaşka bir şehirdeki cezaevine sürgün edildiklerinde, mümkün olduğunca ailelerinin görüşe gelememesinin amaçlandığı; davanın açıldığı şehirdeki mahkemeye götürülmedikleri için SEGBİS’le verilmek zorunda bırakılan ifadenin yetersizliğine; daha önce bulundukları yerde, kendi parasıyla aldıkları eşyaların çoğunu sürgün edildikleri yere götüremediklerini ve yeni cezaevine girişte kötü muamele gördüklerini, hatta daha önce kazanmış oldukları hakları, sürgüne gönderildikleri cezaevinde de kullanabilmek için yeniden mücadele etmek zorunda kaldıklarını belirtiyorlar.

Yeni açılan Maraş-Türkoğlu’ndaki 2 nolu L Tipi Cezaevi’ne sürgün edilen Hüseyin Erpolat’a göndermiş olduğumuz kart, PTT tarafından Maraş-Elbistan’daki E Tipi Cezaevi’ne götürülmüş. Elbistan E Tipi Cezaevi de “Kurumda Yoktur” diye, bize iade olarak geri göndermiş. İnsan ne diyeceğini bilemiyor doğrusu!.. Diyarbakır D Tipi Cezaevi’nde bulunan Halis Tekin, bizlerin Newroz’unu kutlamış. Kendisine teşekkür ediyoruz!

Yeni Yaşam

Yeni Yaşam

İlgiliYazılar

Beklemek/bekletmek ve palyatif çözümler 

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

İzlendiği gibi devlet, süreç için atılması gereken adımları atmıyor. Buna rağmen yetkililer, “her şeyin olumlu yönde ilerlediğine” dair açıklamalar yapıyorlar. ...

‘İnsanlık onuru işkenceyi yenecek’

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Ahmet Oğuz diye bir arkadaş var, durumu hiç iç açıcı değil. Kalbi delik ve 2-3 yıl önce felç olmuştu; şu...

Quto’ya derdimi nasıl anlattım?

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

AKP Hava Yolları’na bağlı Türkiye “tayyaresi” türbülansta… Pilot kontrolü kaybetmiş. Tayyare irtifa kaybediyor. Trafik açısından durum böyle. Siyaset açısından durum ne?...

Bekleme salonundaki toplum

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Aynı hafta içinde iki görüntü yan yana düştü. Biri Boğaz kıyısında, Ortaköy'deki bir yalıda düzenlenecek Amedspor dayanışma gecesinin davetiyesi; öteki...

Araba çılgınlığına dair…

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

‘Eğer hem insanlarla ve hem de doğayla kaybettiğimiz ilişkiyi yeniden kurmak istiyorsak, arabanın yarattığı sorunlara radikal bir çözüm bulmamız gerekecek’...

103. yılında cumhuriyet ve demokratik dönüşüm sorunu

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

Cumhuriyet’e giden yollar döşenirken o ilk günlerde dönemin toplumsal dokusu bütünüyle göz ardı edilmedi. Padişahlıktan, kulluktan, iç ve dış çöküntüden,...

Sonraki Haber

Uçucu şeyler-Arif Altan

SON HABERLER

Kobanê düşmedi, direniş tarihe geçti

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Polen Ekoloji Kolektifi: COP’lar sermayenin pazaryeri

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

‘Yan Yanayız Geleceği Konuşuyoruz’ konferansı ikinci gününde

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Faysal Sarıyıldız: İki yıldır söz var, somut adım yok

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Şimdi salonlardan sokaklara çıkma zamanı

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Gazetemiz Yeni Yaşam’ın internet sitesine erişim engeli

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Altın Portakal Film Festivali’nde ödül gecesi

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
[email protected]

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır