Hasta mahpus Tuncer Sağlam’ın hastanede yaşamını yitirmesi, hasta tutsakların sağlık hizmetlerine erişimi ve tahliye süreçlerini yeniden gündeme getirdi. Son yıllarda kamuoyuna yansıyan vakalarda hastaneler ile Adli Tıp Kurumunun farklı değerlendirmeleri, uzayan başvurular ve ağırlaşan hastalıklar öne çıktı
Van Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutulan Tuncer Sağlam, tedavi gördüğü Ankara Etlik Şehir Hastanesi’nde 7 Kasım 2026’da yaşamını yitirdi. Mezopotamya Ajansı’nın haberine göre Tuncer Sağlam, sağlık durumunun ağırlaşması üzerine 9 Ekim’de Ankara Sincan 2 Nolu Cezaevi’ne sevk edilmiş, ölümünden önce 25 gün hastanede tedavi görmüştü. Kuzeni Ercan Sağlam, doktorların pankreas kanserinden şüphelendiğini ancak kesin tanı konulamadığını belirtti.
Tuncer Sağlam’ın ölümü, hasta mahpusların durumuna ilişkin yıllardır yapılan başvurulara ve çağrılara yeni bir halka ekledi. Son yıllardaki gelişmeler, yalnızca hastalıkların tedavisini değil, kişinin cezaevi koşullarında yaşamını sürdürebilmesine ilişkin değerlendirmeleri de tartışmanın merkezine taşıdı.
Tuncer Sağlam’ın ölümünün ardından yanıt bekleyen sorular da tanı sürecinin nasıl yürütüldüğü, sağlık durumunun tahliye başvurularına nasıl yansıdığı ve zamanında hangi önlemlerin alındığı etrafında toplanıyor.
İHD: Bin 412 hasta mahpus var
İHD’nin 28 Nisan 2025 tarihli Hasta Mahpuslar raporunda en az bin 412 hasta mahpus tespit edildiği, bunların 335’inin ağır durumda olduğu belirtildi. Rapora göre 230 kişi yaşamını tek başına sürdüremiyor. Ayrıca 517 kişinin durumunun ağır olup olmadığı, yeterli bilgi bulunmadığı için değerlendirilemiyor. Aynı raporda sevklerde bekletilme, kelepçeli muayene, mahremiyet ihlalleri ve uygun olmayan nakil koşulları da sorunlar arasında sıralandı.
2021: Halil Güneş’in ölümü
Diyarbakır 2 Nolu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutulan Halil Güneş, 15 Aralık 2021’de yaşamını yitirdi. CİSST’in 2021 Yılı Hapishaneler Raporu’nda, Güneş hakkında Adli Tıp Kurumu tarafından yaşamını tek başına sürdürebileceği ve cezaevinde kalabileceği yönünde rapor verildiği aktarıldı. Kanser hastası Güneş’in ölümü, sağlık durumuna ilişkin raporların yeterliliği tartışmasının kamuoyuna yansıyan örneklerinden oldu.
2022: Aysel Tuğluk’un tahliyesi
Demans tanısı konulan eski milletvekili Aysel Tuğluk, Adli Tıp Kurumunun cezaevinde kalamayacağı yönündeki raporunun ardından 27 Ekim 2022’de tahliye edildi. Tuğluk’un sağlık durumu ve tahliye talepleri uzun süre kamuoyunun gündemindeydi. Tahliye, hastanelerin değerlendirmeleri ile ATK raporları arasındaki farklılıklara ilişkin tartışmaların ardından gerçekleşti.
2023: Mehmet Emin Özkan’ın yıllar süren başvuruları
Birçok sağlık sorunu bulunan Mehmet Emin Özkan, 27 yıllık cezaevi sürecinin ardından 17 Temmuz 2023’te tahliye edildi. Özkan hakkında 2015’te hastane tarafından cezaevinde kalamayacağı yönünde rapor hazırlanmış, ancak ATK’nin aksi yöndeki değerlendirmeleri nedeniyle tahliye gerçekleşmemişti. Temmuz 2023’te yoğun bakımda tedavi görmesinin ardından serbest bırakılması, sağlık gerekçeli tahliye süreçlerinin uzunluğunu yeniden gündeme getirdi.
2024: Makbule Özer yeniden cezaevine gönderildi
Makbule Özer’in durumu, sağlık gerekçesiyle verilen infaz ertelemesinin ardından yeniden cezaevine gönderilmenin örneklerinden oldu. Birçok hastalığı bulunan Özer, Eylül 2022’de infazının ertelenmesiyle serbest bırakılmıştı. ATK’nin sonraki değerlendirmelerinin ardından Nisan 2024’te yeniden cezaevine gönderildi. Özer, Ağustos 2024’te cezasının infazını tamamlayarak tahliye edildi.
2025: Sezai Aksu hastanede yaşamını yitirdi
İHD’nin 2025 Marmara Bölgesi Hapishaneleri Hak İhlalleri Raporu’nda, ülkenin diğer bölgelerinden aktarılan vakalar arasında Sezai Aksu’nun ölümü de yer aldı. Rapora göre Van F Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan Aksu, durumunun ağırlaşması üzerine sevk edildiği Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Dursun Odabaş Tıp Merkezi’nde 17 Aralık 2025’te yaşamını yitirdi.
2026: Mehmet Edip Taşar ve Abdullah Tırpan’ın ölümleri
Marmara 5 Nolu L Tipi Cezaevi’nde tutulan Mehmet Edip Taşar, 24 Mart 2026’da tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi. Özgürlük İçin Hukukçular Derneği, ölümünden önce Taşar’ın yaklaşık 40 kiloya düştüğünü ve yaşamının ciddi risk altında olduğunu açıklamıştı. İHD, ölümün ardından yaptığı açıklamada gerekli önleyici tedbirlerin alınmadığını savunarak hasta mahpusların tahliyeleri önündeki engellerin kaldırılmasını istedi.
Metris R Tipi Cezaevi’nde tutulan 73 yaşındaki Abdullah Tırpan ise 26 Ekim 2026’da hastanede yaşamını yitirdi. İHD’nin ailesinden aktardığı bilgilere göre Tırpan’ın sol bacağı diz altından kesilmiş, ardından yoğun bakıma alınarak entübe edilmişti. Dernek, ölümle ilgili idari ve adli soruşturma yürütülmesini talep etti.
Evin Zapsu: Kayseri Bünyan Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutulan Zapsu’nun durumu, kasım ayının ilk haftasında yapılan açıklamalarla gündeme geldi. İHD’nin 6 Kasım tarihli açıklamasında, eşinin aktardığı bilgilere dayanılarak Zapsu’nun şiddetli karın ağrısı çektiği, kanser şüphesiyle biyopsi yapıldığı ancak sonuçların henüz çıkmadığı belirtildi. Hastanede ayakta tedavinin ardından yeniden cezaevine götürüldüğünü bildiren dernek, tam teşekküllü bir hastanede takip ve tedavisinin sağlanmasını, infazının ertelenmesini istedi. Zapsu’nun KOAH hastası olduğu da yakınlarının açıklamalarına yansıdı.
İrfan Yılmaz: Serebral palsi hastası ve yüzde 96 engelli gazeteci İrfan Yılmaz’ın durumu, 30 Ekim’de yayımlanan haberle yeniden gündeme geldi. Marmara 2 Nolu L Tipi Cezaevi’nde tutulan Yılmaz, bianet’e gönderdiği mektupta ATK’nin cezaevinde kalamayacağı yönündeki raporuna rağmen tahliye edilmediğini anlattı.
Mehmet Sait Yıldırım: İzmir Kırıklar 1 Nolu F Tipi Cezaevi’nde tutulan Yıldırım’ın koşullu salıverilmesi, İdare ve Gözlem Kurulu kararlarıyla ertelendi. Kalp hastalığı, hipertansiyon, KOAH ve damar sertliği bulunan Yıldırım’ın ağustos ayında kalp krizi geçirdiği ve kalbine stent takıldığı kamuoyuna yansıdı. Avukatı Fatma Demirer, ekim ayında tahliyenin üçüncü kez ertelenmesine yönelik itirazın da reddedildiğini açıkladı.
Ali Osman Köse: Tekirdağ F Tipi Cezaevi’nde tutulan Köse’nin avukatı ve yakınları, ekim ayında sağlık durumunun ağırlaştığını belirterek tahliye çağrısını yineledi. Avukatı Naim Eminoğlu, 2021’de böbrek kanseri nedeniyle ameliyat edilen Köse’ye daha sonra akciğer kanseri tanısı konulduğunu ve infaz erteleme başvurularının reddedildiğini aktardı. TAYAD’lı Aileler’in 31 Ekim tarihli açıklamasında ise Köse’nin bir gün önce ameliyat edildiği ve yoğun bakımda bulunduğu bildirildi.
Devrim Ayık: Devrim Ayık’ın sağlık durumu ve Antalya’daki cezaevi koşulları, annesi Hülya Ayık’ın Ekim ayında yaptığı açıklamalarla yeniden gündeme geldi. Annesi, oğlunun durumunun ağırlaştığını belirterek tam teşekküllü bir hastanede tedavi görmesini istedi. ÖHD Antalya Şubesi, TUHAY-DER ve mahpus yakınları da 27 Ekim’de Antalya Adliyesi önünde yaptıkları açıklamada Ayık’ın durumuna dikkat çekerek tedavi hakkının güvence altına alınmasını talep etti.
Celal Yıldırım: Hilvan 2 Nolu T Tipi Cezaevi’nde tutulan Celal Yıldırım’ın 2 Ekim’de kalp krizi geçirerek hastaneye kaldırıldığı bildirildi. Ekim ayında yayımlanan haberlerde sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu belirtilirken, denetimli serbestlik kapsamında bırakılması gerektiği yönündeki talep de gündeme getirildi. Kasım başında dört kentteki hasta mahpuslara ilişkin yapılan açıklamada ise Yıldırım’ın ciddi kalp yetmezliği yaşadığı aktarıldı.
Şefika Kandar: Diyarbakır Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutulan Kandar için İHD, mayıs ayında tahliye çağrısı yaptı. Dernek kalp hastalığı, astım, yüksek tansiyon ve damar tıkanıklığı gibi rahatsızlıkları bulunan Kandar’ın koğuş arkadaşlarının desteğiyle yaşamını sürdürdüğünü bildirdi. Ailesinin aktarımlarına yer verilen açıklamada, kalp krizi geçirmesine ve çok sayıda hastalığına rağmen ATK tarafından cezaevinde kalabileceği yönünde rapor düzenlendiği belirtildi.
Yıl içinde tahliyeyle sonuçlanan başvurular da oldu. Mehmet Emin Çam, sağlık durumunun ağırlaşması üzerine mart ayında birçok kentte yapılan acil çağrıların ardından tahliye edildi. İHD, Çam’ın çoklu hastalıklarına rağmen Aralık 2025’te cezaevinde kalabileceği yönünde rapor verildiğini ve Mart 2026’da infaz erteleme talebinin reddedildiğini açıklamıştı.








