• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
1 Kasım 2026 Pazar
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar

Van Gogh’un Orakçı’sı-Arif Altan

Yeni Yaşam Yazar: Yeni Yaşam
21 Temmuz 2019
Kategori: Yazarlar
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Olduğundan fazla görünmeye, yaptığından fazla övülmeye başlandığında sıkıntı büyüyor. Bir mizacın yumuşaklığından, dayanıklılığın ve metanetin olmadık köklerini bulup çıkarmanın bir anlamı yok. Aynı şekilde karakterin sivriliklerini de mitlerin folklorik akıntılarına masalsı bir kahramanlık kazığı diye saplamanın tehlikelerini görmek gerek. Akıntının şiddeti her şeyi söküp götürebilir. Esasında, olduğundan fazlasının altında ezilen tek varlıktır; doğada insan dışında olmadığı şey gibi görünmeye, olduğundan fazlasını taşımaya çabalayan başka canlı türü bulunmaz. Dikkat etmeli sonuçta, doğaya alt edilir, doğayı alt ettiğine inan bile. Karaktere denk bir eylem, olduğuyla uyumlu bir yaşam, insana kendini aşmanın imkânlarını verebilir. Gerisi hayal kırıklığı, budalalığa vardırılan bir zekâ gösterisi. Nihayetinde kahraman olmaya yeltenirken gülünç olmak da var kaderde. Ne olduğumuzun ortaya çıkacağı bir an gelecektir. Taşınamayacak dramlara yatkın durmak, incinmenin şiddetini azaltabilir.

Ama hiç de öyle çokbilmiş ağızlara gerek yok, incinecek kadar değerli bir perişanlığı bile taşıyacak hali olmayanlarız. Bolca kanın üstüne az biraz ekmek kırıntısı serpiliyor ve biz mutluluktan çıldırıyoruz. Deliriyoruz, tertemiz deliriyoruz. Senin adına sunuya atlayan ve senin adına doyacak birkaç açgözlü için. Olmadık hayranlıklar, olmadık sevinç gözyaşları. Özgürlük hayali, haysiyet ve aç kalmama hakkına indirgeneli itaat ettiklerimizin hükümsüzlüğünü ilan edecek ne varsa, bizim bu hayattaki varlığımızın geçerli tek hükmünü de iptal etmeye yarıyor. Her zamankinden daha az onurlu, her zamankinden daha açız. Onlardaki ölüm ağırlığı bizi ezen kader ile işbirliği yapıyor ve parçalamayı başardığımız ne varsa yeniden birleşerek daha azimli, daha güçlü bir bütün oluşturuyor. Gizlimiz saklımız yok, gönlü geniş kanaatkârlar, içi tertemiz itaatkârlarız. Bir günahkarın gözlerine bir çocuğun gözlerinin içine baktığımız gibi bakabilir, bir yalancının peşinden, hikmetine hayatı kefil bir azizin peşinden gider gibi delice bir istekle sürüklenebiliriz

. Beyaz ve grinin ardından gelenleriz, kimsenin bakıp da boğulmak istemeyeceği o karanlık bizim rengimiz. Ona uygun olmalı tablodaki izdüşümümüz. Yüzünde bezginlik ve yorgunluk okunan, bir süre sonra kendini taşıyacak gücü de kalmayacak olan, gövdesi yaptığı işle burkulmuş yapayalnız duran kimsesizin kendini bırakmışlığı, güvensiz ve her zaman tehlikeyle baş başa olan Van Gogh’un Orakçı’sı bile değiliz. Toprağın her an onu içine çekebileceği cansız bir cisimden daha eksik, çok daha eksik ve ondan da az olan bir şey. Hummanın, sarsıntının kendisi değil, onun içinde onu duyuran ama asla görünmeyecek olan. Resminde ışığın üstüne çöküp boğmak istediği o nihai tek düşman. Hayır! Siyah, bir renktir; karanlık, başka bir şey. Olduğundan fazla görünenin bizim adımıza taşıdığına bizi inandırırken büründüğü ışıltının dibindeki her şey.

Açıkta kırk gün kırk gecelik cesetlerin oran gözetmeden dağıtıldığı bir tablo karşısına geçip de sanatın yüksek zevklerini bölüşenlerin, “zamanın aşımı değil de yıkımı olan bir ebediyeti ifşa eden” iyi beslenmiş yüzlerin övgüye iştahlı ifadeleriyle topluca göçtüğü derinlik. Kesik başlar, dökülen etler, dağılmış gövdelere bakıp birbirinin sözlerine kastetmedikleri anlamları yükleyen, yabanıl eylemlerine yabancı incelikler süren güleç yüzler… Gri beyaza öykünür, beyaz griyi gözetir, yanmış kan pıhtısındaki karanlık iki beğeniyi, iki eğilimi kendi adına birleştirir. Karşı karşıya, birbirlerine yokluklarını yansıtan iki aynanın arasındaki boşluktan bir halkın öldürülmüş çocuklarının her vakit görmeye geç kalmış oyuk gözleri. İki dünyanın ehli-kehfleri açın hasadını toplayalı, aynı yokluktan süzen onların ihanet mağlubu hep aynı kıyamet bakışları. Onların çıkar gözetmez içtenliğini keşfedeli ve bütün acılarının üzerine oturalı bir devrin tüm kurnazları, düzenbazları, gününü gün etmeye yetkili bütün zirzopları olmamış bir erdemin parıltısı, uydurulmuş bir masalın kahramanı, vücut bulmamış bir güzelliğin övgüsü, yansımamış bir cesaretin ölçüsü. Ve o muhteşem çocuklar! Onlar da Van Gogh’un Orakçı’sının, orağını sapladığı yerden fışkıran ıstırabın ürkütücü karanlık kıvılcımları…

Yeni Yaşam

Yeni Yaşam

İlgiliYazılar

Beklemek/bekletmek ve palyatif çözümler 

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

İzlendiği gibi devlet, süreç için atılması gereken adımları atmıyor. Buna rağmen yetkililer, “her şeyin olumlu yönde ilerlediğine” dair açıklamalar yapıyorlar. ...

‘İnsanlık onuru işkenceyi yenecek’

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

Ahmet Oğuz diye bir arkadaş var, durumu hiç iç açıcı değil. Kalbi delik ve 2-3 yıl önce felç olmuştu; şu...

Quto’ya derdimi nasıl anlattım?

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

AKP Hava Yolları’na bağlı Türkiye “tayyaresi” türbülansta… Pilot kontrolü kaybetmiş. Tayyare irtifa kaybediyor. Trafik açısından durum böyle. Siyaset açısından durum ne?...

Bekleme salonundaki toplum

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

Aynı hafta içinde iki görüntü yan yana düştü. Biri Boğaz kıyısında, Ortaköy'deki bir yalıda düzenlenecek Amedspor dayanışma gecesinin davetiyesi; öteki...

Araba çılgınlığına dair…

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

‘Eğer hem insanlarla ve hem de doğayla kaybettiğimiz ilişkiyi yeniden kurmak istiyorsak, arabanın yarattığı sorunlara radikal bir çözüm bulmamız gerekecek’...

103. yılında cumhuriyet ve demokratik dönüşüm sorunu

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

Cumhuriyet’e giden yollar döşenirken o ilk günlerde dönemin toplumsal dokusu bütünüyle göz ardı edilmedi. Padişahlıktan, kulluktan, iç ve dış çöküntüden,...

Sonraki Haber

Kürdistan’a yönelik saldırı sadece sansür değildir-Kenan Kırkaya

SON HABERLER

Jin Dergi’nin yeni sayısı yayında

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Süreç hapishanelere uğramıyor

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

Beklemek/bekletmek ve palyatif çözümler 

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

‘İnsanlık onuru işkenceyi yenecek’

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

Neoliberalizmin enkazı: Fransız Cumhuriyeti

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

Quto’ya derdimi nasıl anlattım?

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

Bekleme salonundaki toplum

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
[email protected]

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır