• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
1 Kasım 2026 Pazar
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar Volkan Yaraşır

Metaların efendilerine karşı, sitüasyonistler

20 Haziran 2026 Cumartesi - 00:00
Kategori: Volkan Yaraşır, Yazarlar

Kapitalizmin en yıkıcı, en asalak ve en çürümüş halini yaşıyoruz. Kitleler ise umursamazlık, kaybolmuşluk ve gönüllü edilgenlik içinde. Umursamama ve tahayyül edememe hali ancak eleştirel eylemle, sokağa, barikatlara ve hayata sahip çıkarak aşılabilir.

1968 deneyimi, küresel bir isyan hareketi ya da sistem karşıtı kolektif bir ayağa kalkıştır. 1968,  kapitalizmin yaratığı yabancılaşmaya ve “şeyleşmeye” karşı duruş ve ayrıca reel sosyalizmin eşitlik uğruna özgürlüğü yok edişini ya da bürokratik despotizmi reddetmektir.

1968’i etkisi, sarsıcılığı ve bıraktığı miras olarak 1848 Devrimleri’ne benzetebiliriz. 1848, kapitalizmin ilk küresel krizinin yarattığı bir devrimci dalgadır. Kıta düzeyinde devrimci senkron olarak biçimlenir ve sürekli devrim olarak gelişir. Gerçek manada bir dünya devrimi olan 1848 feodal statükoya bir başkaldırıdır. Burjuvazinin egemen sınıf olarak örgütlenmesine yol açtığı gibi proletaryanın tarihsel ve toplumsal bir güç olduğunu gösterir. Aynı zamanda radikal ve militan ideolojik yönelimleri ortaya çıkarır. 1848 Devrimleri üzerinden sonraki yüzyılın tüm dinamiklerini okumak mümkündür.

Benzer vurguları 1968 için de yapabiliriz. 1968, bir başka alem arayışıdır ve dünyayı sarsan bir yıldır. 1968, seksizme, ekolojik yıkıma, savaşa karşı bir duruştur. İkinci dalga feminizmin, siyahi haklar, ekoloji ve LGBTQIA+ hareketinin doğumuna şahitlik yapmıştır. Kapitalizmin yarattığı tüm çelişkiler ve tahakküm biçimlerine karşı bir başkaldırıyı simgeler.

1968 son ve başlangıç

Genellikle spekülatif bir biçimde gençlik hareketi olarak değerlendirilen 1968, gerçek manada bir sınıf ve kitle hareketidir. Küresel isyan dalgası olarak modern dönemde dünya devriminin olanaklarını ortaya koymuştur. İtalya ve Fransa’da işçi hareketi ve öğrenci hareketi olarak ortaya çıkmış, konsey pratikleri olarak iz bırakmıştır. ABD’de ırk ayrımcılığı ve savaş karşıtı hareket olarak şekillenmiştir. Almanya’da ağırlıkta bir öğrenci hareketidir. Mozambik, Gine Bissau, Kongo’da sömürgecilik karşıtlığıdır. 1956 Macaristan ve 1968 Prag Ayaklanmasında bürokratik sosyalizme karşı özgürlük arayışıdır. Çin Kültür Devrimi gibi muazzam bir çabayı ifade eder.  Bask, Katalonya, İrlanda, Korsika ve Filistin’de ulusal mücadelelerin gelişimini simgeler. F. Fanon’un ifadesiyle “yeryüzünün lanetlileri”nin efendiliğe karşı duruşunu gösterir.

’68 Eylem repertuvarı olarak da olağanüstüdür. Paris bir anlamda ‘68’in entelektüel ve eylem odağı olur. Sokak ve barikat savaşları, sit-in gibi yasal ve yapısal ırkçılığa karşı sivil itaatsizlik eylemleri, fabrika ve üniversite işgalleri, işçi özyönetim pratikleri, uzun genel grevler, sınıfın estetik militanlığını gösteren çeşitli sabotaj pratikleri, patronları rehin alma, makine kırma gibi eylemler ve işgal komiteleri, fabrika konseyleri, işçi denetimi gibi örgütlenme biçimleri doğmuş, farklı karşı kültür pratikleriyle iz bırakmıştır. 1968 çok boyutlu ve katmanlı bir kapitalizm eleştirisidir. Ne yazık bu devrimci enerjinin kristalize olmaması ve devrimci bir öznenin, enternasyonal bir hattı oluşturamaması ve kapitalizmin absorbe etme gücü hareketin yenilgisine yol açmıştır. Daniel Bensaid’in ‘68 için bir son ama yarattığı birikimler için bir başlangıçtır’ vurgusu yapması anlamlıdır.

Efendiliğin reddi

1968 bir anlamda efendiliğin reddidir. 1968 genelleşmiş bir meta sistemi olan kapitalizmin maskesini indirir. Aynı 1848 Devrimleri gibi sonraki yüzyılda yani 21. yüzyılda etkilerini hissettirir. 1968’i bir imdat sireni, aktüel kapitalizmin bütün yıkıcılığının erken görülmesi ve farklı anti-kapitalist alan ve dinamiklerin erken doğumu olarak değerlendirebiliriz.

Bu noktada dikkat çeken deneyim Sitüasyonist Enternasyonal’dir. Guy Debord’un fiili liderliğini yaptığı hareket metanın efendiliğine karşı sistemin işleyişini, yıkıcı yabancılaştırıcı gücünü ortaya koyan, eylemi teşvik ve tahrik eden düşünsel ve pratik adımları içerir. Bunu sanatı ve  hayatı politize ederek yapar. Sitüasyonistleri 68’in entelektüel vizyonu olarak kabul edilebiliriz. Özellikle Fransa 68’in bütün bilinen sloganları onlara aittir.

Eleştirel teori ve eleştirel eylemle tahakkümün bir ağ gibi hayatı kuşatmasına, hayatın ve insan ilişkilerinin tam anlamıyla metalaşmasına, modern kentin bir tahakküm üretme mekanizmasına ve meta pazarına dönüşmesine ve yabancılaşmanın mutlak ve tamamlanmış hallerine karşı meydan okurlar. Böyle bir toplumun “Gösteri Toplumu” olduğunu ifade ederler. Ancak eylemle karşı duruş gösterilebileceğini ileri sürerler. Guy Debord için gösteri imaja dönüşene dek yoğunlaşmış sermayeyi temsil eder. Sitüasyonistler için devrim, yaşamın yeniden yaratılmasıdır. İşçi Konseyleri’ne dayanan bir sosyalizm tasavvuru geliştirirler. Debord İşçi Konseyleri için 68 “olayının tam kalbinde yer alır” vurgusunu yapar.

Direniş ve reddetme

Sitüasyonistler sınıf bilinci ve öfkeden arınmış insanlara sokağa, barikatlara ve hayata sahip çıkarak seslendiler. Bugün de ancak hayal gücüne ve reddetme kültürüne dayanan, sınıf mücadelesinin ritmini yakalayan pratik ve örgütlenmelerle yeni kapitalizme karşı duruşlar gösterebiliriz. Migros Depo, Doruk, Polyak maden işçilerinin, Akbelen ekoloji direnişçisi Esra Işık’ın ve Kürt siyasal hareketinin çoklu mücadele pratikleriyle yaptıkları budur. Yani asıl mesele direnişin içselleştirilmesi ve bir direniş kültürünün yaratılmasıdır. Ve bu pratikler kadın özgürlük hareketiyle birlikte anti kapitalist mücadelenin kalbini işaret etmektedir.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Kongreye giderken DEM Parti…

Sonraki Haber

Komünler inşa etmemiz gerekiyor

Sonraki Haber

Komünler inşa etmemiz gerekiyor

SON HABERLER

Mısırlı avukat Suzan Nada: Yaşanan krizlere karşı ortak mücadele yürütülmeli

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Figen Yüksekdağ’dan konferansa mesaj: Kadınların dayanışması çok şeyi değiştirebilir

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Kobanê düşmedi, direniş tarihe geçti

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Polen Ekoloji Kolektifi: COP’lar sermayenin pazaryeri

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Konferans ikinci gününde: Barışın Siyasal Sorumluluğu: Demokratik Çözüm, Meclis ve Siyasi Partiler oturumu sürüyor

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Faysal Sarıyıldız: İki yıldır söz var, somut adım yok

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Şimdi salonlardan sokaklara çıkma zamanı

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
[email protected]

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır