• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
1 Kasım 2026 Pazar
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar

‘Kürdistan’ nefreti-Cafer Menafi

Yeni Yaşam Yazar: Yeni Yaşam
4 Mart 2019
Kategori: Yazarlar
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Yerel seçimlere yaklaşırken açlık grevlerinin de büyük bir kararlılıkla sürdüğünü görüyoruz. Seçim süreçleri devletin politikalarında belli tereddütleri yaşadığı, yeniden düzenlemelere ihtiyaç duyduğu dönemler olurdu. Ama Türkiye’de “faşizmin kurumsallaşma” gerçeği olduğu için, seçim süreçleri baskı politika ve planlamaların da zirveye çıkarıldığı bir süreç olarak kullanılıyor. Türkiye tarihi, halklara, inançlara ve kimliklere karşı birçok saldırı örneğiyle dolu. Cumhuriyet sisteminin genel olarak ortak ve demokratik yaşam anlayışına karşı Türk ulus-devleti ile tekçi, ırkçı ve baskıcı bir rejim inşa edildi.

Demokratik bir anlayışa kavuşmaktan çok, dışa karşı demokrasi maskesi kullanarak ilişki geliştirme, içerde de ulus-devletin inşasına girişme en temel devlet politikası oldu. Bu politika sistemli bir şekilde Ermenilerin, Rumların, Süryanilerin, Alevilerin, Kürtlerin ve Türk ulus-devlet kimliği içerisinde eritilemeyen tüm kimliklerin hedef alınmasını amaçladı. Kürtler ve Aleviler dışında da büyük oranda kimlikler yok edildi.

Devlet geleneğinde “Ya sev ya terk et” olarak sloganlaşan bu söylem, baskı rejiminin en bilinen ve tanınan söylemi oldu. Halkların binlerce yıldır bir arada yaşadığı bu coğrafyada, bir halkın varlığını diğerlerinin yokluğu üzerine kuran zihniyet, tekçi-baskıcı rejimin en saf halidir. Şimdi de AKP-MHP ittifakı ve onun şefi Erdoğan bu zihniyetin öncülüğünü yapmaktadır. Birkaç gün önce bir miting konuşmasında, “Kürdistan” kavramını kullanan HDP’ye “Kürdistan’ı çok istiyorsanız Irak’ın Kuzeyine gidin” diye buyurdu. Elbette Erdoğan zihniyetinin buna benzer başka açıklamaları da olmuştu. Bu açıklama, Kürdü kendi ülkesinden kovma, bunu yapmak için de her yola başvurma niyetini ifade etmektedir.

Elbette her baskı rejimde yaşandığı gibi tek hedef Kürtler değildir. Bu açıklamanın hedefinde Aleviler vardır, demokratlar vardır; Ermeniler, Süryaniler, Rumlar, Araplar vardır. Bu rejimin, halkların bir arada özgür ve demokratik bir anlayışla yaşamasına tahammül etmesi düşünülemez. Bu dünyada iktidara gelen tüm tekçi-baskıcı yönetimlerin pratiğinden çıkarılacak derslerden biridir. Bu nedenle Türkiye’de yaşayan her bir insan için bu sözler oldukça tehlikelidir. Halklar arasında çelişki, düşmanlık üreten bir kaynaktır. Bu zihniyet sahiplerinin yarattığı yıkım ve katliamların etkileri hala hafızadadır.

Kürdün ülkesine “Kürdistan” dememek ancak baskıcı bir zihniyetin yaratımı olabilir. Bu hafife alınacak bir şey değildir. Ulus-devletin temsilcisi olması nedeniyle Erdoğan’ın söylediklerini ciddiye almak gerekmektedir. Şu an “Tecridi kıralım, faşizmi yıkalım” hamlesi içinde olanlar, bu tehlikeli planları görüp, buna karşı mücadeleye girişmiş öncülerdir. Bu zihniyetin kendisiyle birlikte katliam ve soykırım getireceğini görerek, buna karşı bedenlerini birer direniş kalesine dönüştürmüşlerdir. Bu yönüyle yerel seçimlere giderken de temel iki çizgiden bahsetmek mümkündür.

İlk çizgi, kendi bekasını ve iktidar olmanın yarattığı ayrıcalığı korumak isteyen, bunun için de kendisi gibi olmayan ve demokratik sistem arayışı olan herkesi tehdit olarak gören yapılardır. Bu çizgiyi, İttihat ve Terakki çizgisinin bir devamı ve daha da yoğunlaştırılmış bir hali olarak görebiliriz. İkinci çizgi ise, Öcalan’ın önerdiği demokratik ulus ve bu çerçevede ortak-özgür yaşamı inşa eden çizgidir. Bu çizgi, kapitalist modernitenin ve onun bölgedeki temsilciliğini yapan statükocu ve gerici devletlerin halk ve kültür kırımına karşı mücadele eden çizgidir. Statükocuların, kendini sürdürme ve devamlılığını sağlamak için yeni katliamlar, tehcirler ve saldırılar yapma hedefi vardır. Bu son yapılan açıklamayla bir kez daha görülmüştür. Ama buna karşı halklar eskisi gibi örgütsüz ve öncüsüz değildir.

Demokratik ulusun öncülerinin ortaya koyduğu direniş önemli bir tutumdur. Bunun yanında İmralı tecridine karşı halka halka örgütlenen açlık grevi direnişçileri de, baskı rejimine karşı önemli bir tutum içerisindedir. Halklar olarak bu tehditlerin hedefinde olduğumuzu bilmek zorundayız. Erdoğan bir ilki denemiyor. Daha önce denenmiş, halkları büyük acılar yaşamak zorunda bırakmış bir yöntemi yeniden ve daha kesin olarak denemek istiyor. Buna karşı demokratik mücadele yürütmek öncelikle açlık grevindekilerin taleplerini alanlarda sahiplenmekle ve tecridi kırmakla mümkündür. Bunun yanında 31 Mart seçimlerinde iktidara, kimseyi kendi yurdundan kovamayacağını göstermek gerekmektedir. Bu coğrafya halkların yurdudur; dolaysıyla halklar bu topraklarda hancıdır, tekçi-baskıcı yönetimler yolcudur.

Yeni Yaşam

Yeni Yaşam

İlgiliYazılar

Beklemek/bekletmek ve palyatif çözümler 

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

İzlendiği gibi devlet, süreç için atılması gereken adımları atmıyor. Buna rağmen yetkililer, “her şeyin olumlu yönde ilerlediğine” dair açıklamalar yapıyorlar. ...

‘İnsanlık onuru işkenceyi yenecek’

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

Ahmet Oğuz diye bir arkadaş var, durumu hiç iç açıcı değil. Kalbi delik ve 2-3 yıl önce felç olmuştu; şu...

Quto’ya derdimi nasıl anlattım?

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

AKP Hava Yolları’na bağlı Türkiye “tayyaresi” türbülansta… Pilot kontrolü kaybetmiş. Tayyare irtifa kaybediyor. Trafik açısından durum böyle. Siyaset açısından durum ne?...

Bekleme salonundaki toplum

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

Aynı hafta içinde iki görüntü yan yana düştü. Biri Boğaz kıyısında, Ortaköy'deki bir yalıda düzenlenecek Amedspor dayanışma gecesinin davetiyesi; öteki...

Araba çılgınlığına dair…

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

‘Eğer hem insanlarla ve hem de doğayla kaybettiğimiz ilişkiyi yeniden kurmak istiyorsak, arabanın yarattığı sorunlara radikal bir çözüm bulmamız gerekecek’...

103. yılında cumhuriyet ve demokratik dönüşüm sorunu

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

Cumhuriyet’e giden yollar döşenirken o ilk günlerde dönemin toplumsal dokusu bütünüyle göz ardı edilmedi. Padişahlıktan, kulluktan, iç ve dış çöküntüden,...

Sonraki Haber

En çok çocuk işçi tarımda

SON HABERLER

Jin Dergi’nin yeni sayısı yayında

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Süreç hapishanelere uğramıyor

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

Beklemek/bekletmek ve palyatif çözümler 

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

‘İnsanlık onuru işkenceyi yenecek’

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

Neoliberalizmin enkazı: Fransız Cumhuriyeti

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

Quto’ya derdimi nasıl anlattım?

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

Bekleme salonundaki toplum

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
[email protected]

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır