• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
1 Kasım 2026 Pazar
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar

Kayganlık ve kilitlenme-M. Ender Öndeş

Yeni Yaşam Yazar: Yeni Yaşam
5 Mart 2019
Kategori: Yazarlar
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Tamam, ille de eski günlerdeki gibi olsun demiyorum. Eski zamanlarda, yani 1960’larda, 70’lerde, hatta 80’lerde daha başka bir dünya vardı, her şey daha stabil ve daha kolay anlaşılabilir haldeydi. Dünyadaki kamplar ve ilişkiler az çok belliydi. Memlekette de sınıfsal/sosyal ve siyasal aidiyetler pek karmaşık sayılmazdı. Öyle bir mecrada akarken, devrimci hareketler ve tek tek devrimci bireyler de güncel olana/yakında olana değil de uzağa, stratejik olana daha çok gözlerini dikerler, daha makro düzeyde düşünürlerdi. Şimdi geriye döndüğümüzde, beğenelim beğenmeyelim, herkesin gelecekle ilgili belli bir stratejik kurgusu ve o doğrultuda ‘kilitlendiği’ çalışma hedefleri vardı. Bu arada, kaçınılmaz olarak gündelik yaşamdaki şeylere dönük refleksler zayıf olurdu, hatta oralara fazla takılmak oyalayıcı/saptırıcı bulunurdu. E, zaten elimizde her mevzuya anında tepki vermemizi sağlayan teknolojik iletişim aygıtları da yoktu.

Kötü yanları yok muydu bunun? Evet, vardı tabii ki; fazla uzağa bakarken burnumuzun dibinde olanları kaçırma, yaşamın içinde anında refleks gösterememe gibi zayıflıkları yaratıyordu ama öte yandan uzağa bakarak belirli bir hedefler silsilesiyle çalışmak da kendi başına kötü bir şey değildi. O uzun vadeli stratejik planın kendi içinde birinci aşama-ikinci aşama, şehir-kır, vb. gibi alt planlara ayrılması belki şimdi kimilerine kaba görünebilir ama o iş öyle değil; bütün bunları ortaya koyan insanlar, yaşamın teoriye harfiyen riayet etmeyeceğini bilecek kadar akıllı insanlardı. Sorun şu ki, politik hayatta ön belirlemeler olmaksızın da yürüyemezsiniz; insanları, ilişkileri, araçları nereye doğru yönlendireceğiniz konusunda bir fikriniz, bir planınız olmalıdır.

Şimdi, kaygan günlerdeyiz. Her şey gitgide daha fazla kayganlaşıyor, parçalanıyor…

Evet, iletişim araçlarının yarattığı imkânların da katkısıyla gitgide daha fazla günlük olayda anında tutum alabiliyoruz, şurada şiddete uğrayan bir kadın hızla desteklenebiliyor, başka bir yerde bir iktidar sözcüsünün bir lafına tepki üretilebiliyor, vb… Bu iyi bir şey. Bundan kaçamayız, kaçmamalıyız da. Böylece o kadın kendini yalnız hissetmiyor, o sözcü ağzının payını alıyor, elbette bunları ‘makro planımızın’ sonuna erteleyecek değiliz ama özellikle işin içine neredeyse yılda bir yapılan seçimler de girince bir yandan da bir kimya bozulması gerçekleşiyor. İdeolojik aygıtlar her sabah önümüze yeni gündem maddeleri koyuyor, akşamüstü de kaldırıp çöpe atıyor. Sadece iktidar medyası değil ama. Genel olarak ortam da bunları yaşamımıza taşıyor. Bugün gündemin en üst sırasında olan bir mevzu, yarın yirminci sıraya düşüyor, onun yerine başka bir ‘mühim’ mesele geçiyor ve bu böyle mütemadiyen akıp gidiyor. Sonuçta ortaya bir ‘odaksızlık’ durumu çıkabiliyor. İşin belli bir noktasından sonra muhalefet güçleri de bu kaygan zemine çekildikçe, her sabah kalkıp önümüze ilk çıkan şeylerle uğraşarak akşamı etmek, siyasetçilerin ve hatta siyasi partilerin de faaliyet biçimi olmaya başladıkça, sıkıntı iyice büyüyor.

Biliyorum, farkındayım, bu söylediklerim de kendi içinde sıkıntılı.

Biliyorum, yaşamın önümüze çıkardığı hiçbir sorundan kaçamayız, kaçmamalıyız. Ama bu arada, genel olarak muhalefetin ve devrimci güçlerin (ve hatta bu sorunu en az yaşayan Kürtlerin de) ‘odaklanma’ yahut ‘kilitlenme’ özelliğinin zayıflaması ciddi bir sorundur. Belki böyle kabaca söyleyince tepki duyulacaktır ama Diyarbakır’da bir evde bir kadın açlık grevinin 117’inci gününü geçmişse ve yüzlerce insan aynı yolda yürüyorsa, orada artık bir odak noktası vardır. Siyasette ‘odak noktası’ bu kadar kritik bir durum değilse nedir, ben bilmiyorum.

Şüphesiz seçim başta olmak üzere bir dizi gündem hiç önemsiz değildir ama ‘kilitlenme’ sorunu bir tercih sorunudur. Odaklanıp kilitlenmek, koparıcı, sökücü bir şeydir; hep aynı noktaya defalarca yüklenmektir. Eşitlik güzel bir kavramdır tamam ama gündem maddelerine eşit muamele yaptığınız zaman, onlardan birine odaklanıp kilitlenemezsiniz ki.

Ezcümle, özetlersek, miyopluk ve hipermetropluk neticede ‘az görmek’tir ve kötüdür ama astigmat bana sorarsanız onlardan daha kötüdür; çünkü orada ‘az görmek’ değil, ‘gözün odaklanma yetisini kaybetmesi’ söz konusudur.

Bu konu üzerine biraz düşünmeliyiz bence.

Daha fazla gecikmeden…

Yeni Yaşam

Yeni Yaşam

İlgiliYazılar

Beklemek/bekletmek ve palyatif çözümler 

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

İzlendiği gibi devlet, süreç için atılması gereken adımları atmıyor. Buna rağmen yetkililer, “her şeyin olumlu yönde ilerlediğine” dair açıklamalar yapıyorlar. ...

‘İnsanlık onuru işkenceyi yenecek’

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

Ahmet Oğuz diye bir arkadaş var, durumu hiç iç açıcı değil. Kalbi delik ve 2-3 yıl önce felç olmuştu; şu...

Quto’ya derdimi nasıl anlattım?

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

AKP Hava Yolları’na bağlı Türkiye “tayyaresi” türbülansta… Pilot kontrolü kaybetmiş. Tayyare irtifa kaybediyor. Trafik açısından durum böyle. Siyaset açısından durum ne?...

Bekleme salonundaki toplum

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

Aynı hafta içinde iki görüntü yan yana düştü. Biri Boğaz kıyısında, Ortaköy'deki bir yalıda düzenlenecek Amedspor dayanışma gecesinin davetiyesi; öteki...

Araba çılgınlığına dair…

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

‘Eğer hem insanlarla ve hem de doğayla kaybettiğimiz ilişkiyi yeniden kurmak istiyorsak, arabanın yarattığı sorunlara radikal bir çözüm bulmamız gerekecek’...

103. yılında cumhuriyet ve demokratik dönüşüm sorunu

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

Cumhuriyet’e giden yollar döşenirken o ilk günlerde dönemin toplumsal dokusu bütünüyle göz ardı edilmedi. Padişahlıktan, kulluktan, iç ve dış çöküntüden,...

Sonraki Haber

Kadınlar sokağa, özgürleşmeye...-Gültan Kışanak

SON HABERLER

Jin Dergi’nin yeni sayısı yayında

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Süreç hapishanelere uğramıyor

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

Beklemek/bekletmek ve palyatif çözümler 

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

‘İnsanlık onuru işkenceyi yenecek’

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

Neoliberalizmin enkazı: Fransız Cumhuriyeti

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

Quto’ya derdimi nasıl anlattım?

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

Bekleme salonundaki toplum

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
[email protected]

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır