• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
1 Kasım 2026 Pazar
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar

Karıştır dip tutmasın-Ömer Ağın

Yeni Yaşam Yazar: Yeni Yaşam
14 Mayıs 2019
Kategori: Yazarlar
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Amed yöresinde özellikle Pasur (Kulp), Lice, Héne bölgesinde “bağ bozumunda” pestil, “sucuk” vb. yapmak için şıradan (üzüm suyu) yapılan “bulamacın” “dip tutmaması” için “bulamaç kazanı” meşe ağacından özel yapılmış bir “desti” (karıştırıcı) tarafından sürekli karıştırılır. Bu olay halk arasında bir deyime dönüşür. Zor, karmaşık, çetrefilli, dolambaçlı, nereye gideceği belli olmayan bir süreç yaşandığında, “tevde bila binî negre” (karıştır dip tutmasın) denilir. İşte bugünlerde Türkiye’nin politik ortamı tam da buna benzer bir süreçten geçiyor. “Dip tutma” olasılığı büyük olan günler yaşanıyor. Tedirginlik duymayan ve kaygı taşımayan kesim kalmamış gibi. Hiç kimse yaşanan politik ve ekonomik ortamdan memnun değil. Sürecin nereye gideceğini kestiremediği için de “kazanın dip tutma” ihtimali büyüktür. Kazan, sadece Türkiye’de kaynamıyor. Tüm Ortadoğu’yu kapsayan ve giderek ateşi çok daha geniş alanlara sıçrama eğilimi gösteren kazanı soğutacak olan temel güç Kürt halkının demokratik hak isteme direncidir.

Olup bitenlere daha yakından bir göz atalım. Türkiye ve ABD ilişkileri kriz içinde. Temel etmen; iki ülkenin “Kürt sorununa” ve bu sorunun “çözümüne” kendi çıkarları ışığında ve “farklı” açılardan bakması ve doğan politik davranışın birbiriyle çelişmesi sonucu oluşan bunalımdır. Bu olgu hemen hemen tüm Ortadoğu ülkelerini kapsamış durumdadır. Kürt halkının kendini demokratik bir şekilde yönetme arzusu; İran, Irak, Türkiye, Suriye, Kafkaslar ve hatta Orta Asya’yı kapsamış ve hem bölge devletlerini bunalıma sokmuş, hem de farklı global devletlerin birbirleriyle olan çıkar çatışmalarını derinleştirmiştir. Bunalım giderek derinleşmektedir. Çünkü Kürt halkının demokratik direncini kırmak için atılan tüm anti demokratik ve zor uygulamaları sonuç vermemektedir. Bu durum yeni politik panikler yaratmış ve başka başka alanlara sıçramaya başlamıştır. Örneğin Doğu Akdeniz’deki krizin bu bölgedeki devletlerin birbirleriyle çatışacak duruma getirmesinin özünde “Kürt sorunu” yatmaktadır. Astana sürecinin “dikiş tutmaması”nı, S-400 füzelerinin bloklar arasında “yapısal krize” dönüşmesini de Kürt halkının demokratik mücadelesini hesaba katmadan kavrayıp, izah etmek kolay olmayacaktır. Bölge ülkeleri (rejimleri) ne zaman Kürtler demokrasi ve özgürlük yolunda bir kıpırdanma gösterseler aniden canavarlaşıyorlar. Yedi başlı “Hut”a (Dev) dönüşüveriyorlar. O nedenle var olan mücadele sıradan bir tepki değil, Hut’lar ve “Rustemé Kurê Zal” gibi kahramanların karşılaşmasıdır.

AKP ve MHP rejimi bu olguyu gayet iyi bilmektedir. İstanbul seçimlerinin iptal edilmesini de bu olgunun dışında ele almak politik hamlık olur. Seçimlerin iptal edilmesi sadece İstanbul halkına yapılmış siyasi bir darbe değil, özünde Ortadoğu’daki gelişmelere ve Doğu Akdeniz’deki karmaşaya karşı da yapılmış bir hamledir. Karmaşanın temelinde Kürt halkının ve demokrasi güçlerin geliştirdiği demokratik kazanımların hedef alınması var. “Müdahalenin” üstündeki kabuk kaldırıldığında, altta yatan “özün” Kürt halkı ve eşitlik isteyen halklara karşı yapılmış bir atak olduğu görülecektir. “Derin güçlerin” korktukları da budur. Bu ülkede cumhurbaşkanlığı, başbakanlık, bakanlık yapmış insanlar bile bir çırpıda “siz meşru değilsiniz” diye tehdit ediliyorsa, paniğin ne büyük ve yaygın olduğu kendiliğinden anlaşılıyor. O nedenle başta CHP olmak üzere tüm hümanist ve demokrasiden yana güçlerin tecridin kaldırılması için başlatılan açlık grevlerine koşulsuz olarak destek vermeleri demokrasinin ana sorunudur diyoruz. Gün Kürt halkıyla dayanışma, “amasız”, “fakatsız” destek verme günüdür. Demokrasiye götürecek tek yol budur. CHP, başta HDP olmak üzere demokrasi güçlerine yenilenecek İstanbul seçiminde “ne yapacaksınız” sorusunu soracağına, kendisi demokrasi yolunda nasıl bir tavır alacağını net olarak beyan etmelidir. Seçimler bu temel doğru ışığında ele alındığında “kazanım basamağına” tırmanabilir. Yeni bir durum doğmuştur. Herkes “kendi kafasına göre” davranamaz. Demokrasi mücadelesi sıçrama yapabilecek objektif dayanağı yakalamıştır. “Kürtler kime oy verecek” kuşkucu ve faydacı düşünceler yerine demokrasinin ana gücü olan Kürt demokratik hareketi ve Kürt halkıyla birlikte demokrasi mevzisine girmek gerekir. Gözler CHP’ye çevrilmiştir. “Efsaneleştirilen” kişiler yaratarak ve bireysel çıkışlar peşinde koşarak demokrasi geliştirilemez. Toplumun geleceğine yön verecek olan halkın demokratik, örgütlü mücadelesi olacaktır.

Yeni Yaşam

Yeni Yaşam

İlgiliYazılar

Beklemek/bekletmek ve palyatif çözümler 

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

İzlendiği gibi devlet, süreç için atılması gereken adımları atmıyor. Buna rağmen yetkililer, “her şeyin olumlu yönde ilerlediğine” dair açıklamalar yapıyorlar. ...

‘İnsanlık onuru işkenceyi yenecek’

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

Ahmet Oğuz diye bir arkadaş var, durumu hiç iç açıcı değil. Kalbi delik ve 2-3 yıl önce felç olmuştu; şu...

Quto’ya derdimi nasıl anlattım?

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

AKP Hava Yolları’na bağlı Türkiye “tayyaresi” türbülansta… Pilot kontrolü kaybetmiş. Tayyare irtifa kaybediyor. Trafik açısından durum böyle. Siyaset açısından durum ne?...

Bekleme salonundaki toplum

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

Aynı hafta içinde iki görüntü yan yana düştü. Biri Boğaz kıyısında, Ortaköy'deki bir yalıda düzenlenecek Amedspor dayanışma gecesinin davetiyesi; öteki...

Araba çılgınlığına dair…

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

‘Eğer hem insanlarla ve hem de doğayla kaybettiğimiz ilişkiyi yeniden kurmak istiyorsak, arabanın yarattığı sorunlara radikal bir çözüm bulmamız gerekecek’...

103. yılında cumhuriyet ve demokratik dönüşüm sorunu

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

Cumhuriyet’e giden yollar döşenirken o ilk günlerde dönemin toplumsal dokusu bütünüyle göz ardı edilmedi. Padişahlıktan, kulluktan, iç ve dış çöküntüden,...

Sonraki Haber

Yeni dünyada Türkiye’nin yeri-Pakrat Estukyan

SON HABERLER

Jin Dergi’nin yeni sayısı yayında

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Süreç hapishanelere uğramıyor

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

Beklemek/bekletmek ve palyatif çözümler 

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

‘İnsanlık onuru işkenceyi yenecek’

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

Neoliberalizmin enkazı: Fransız Cumhuriyeti

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

Quto’ya derdimi nasıl anlattım?

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

Bekleme salonundaki toplum

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
[email protected]

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır