• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
1 Kasım 2026 Pazar
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Manşet

Çözüm dinamiği nerede?-Ertuğrul Kürkçü

Yeni Yaşam Yazar: Yeni Yaşam
13 Haziran 2019
Kategori: Manşet, Yazarlar
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Her şey sanki, 2012-13’ü yeniden yaşıyormuşuz gibiydi.

Öcalan’ın kesintisiz tecridi; Kürt tutsakların “tecride son” talebiyle, aylarca süren kitlesel açlık grevi; grevler ölümle hayat arasındaki uçurumun kıyısına ulaşırken avukatların İmralı’da Öcalan’la görüştükleri haberlerinin ajanslara düşmesi ve “assolistler”den “ulusalcı” koro eşliğinde aryalar: “Kürtler AKP’yle anlaştı!”

İki hafta içinde İmralı’dan gelen mesajlar rivayetleri havaya savurmaya yetti. Herkes Erdoğan dediğinde değil, Öcalan dediğinde idrak etti: “Bir müzakere sürecinde değiliz, yıl 2019!”

Ne var ki, rivayetler dinmek bilmiyor. Bunlar halkın akıl erdirmekle uğraşamayacağı karmakarışık komplo içinde komplolar. Ama sırf böyle olduğu için kafası karışık yarı aydınlar en çok onlara itibar ediyor.

Bilinmeyen ya da açıklanamayan şeyler ne kadar çoksa, rivayet de o kadar çok.

Henüz İmralı’da tecrit sürerken İyi Parti’ye yakın Yeni Çağ gazetesi yazarı Ahmet Takan yeni bir “çözüm süreci” kotarılıyor diye yazmıştı: “Kaynaklar”ına göre, “Bu seferki ‘çözüm süreci’nin ön yüzünde PKK olmayacak” tı. “Sürecin ortasına ‘sivil inisiyatifler’ yerleştirilecek”ti. “[Başlarında] sosyalist bloklar öncü olmak üzere Barzani ağırlıklı yapılar olacak”tı.

“Dev- Yol’un eski yöneticilerinden ünlü isimler […] ile bölgedeki Halk Evlerine ulaşılması hedefleniyor”du. “Leyla Zana sahaya iniyor”du…

Tecritten çıkar çıkmaz Takan’ın “kaynakları” Öcalan’a yeni misyonlar biçmekten geri kalmamışlar: “Önümüzdeki dönemde sözde Rojava bölgesine Öcalan’ın geçip orada yönetimde bulunması niyeti tartışılıyor, bunun da olması yüksek bir ihtimal olarak görülmesi gerektiği değerlendiriliyor”muş.

Kim, ne, nerede, ne zaman, niçin, nasıl diye sormak yok. Takan, mantık ve dilbilgisi kurallarının hepsini yerle bir eden bu dolambaçlı sözlerle kendisinin bile söylemeye dilinin varmadığı bir rivayeti dolaşıma sokuyor: “Erdoğan, Öcalan’ı İmralı’dan çıkarıp Rojava’ya gönderecekmiş diyorlar”. Maksat bütün anahtar sözcükler aynı bağlamda siyasi atmosfere üflensin: Öcalan, devlet, Barzani, sol, Dev- Yol, Halk Evleri, Leyla Zana, sivil inisiyatifler, Amerika, İngiltere, Rusya… Artık idrakine göre hangi kombinasyonu kuracağı herkesin kendisine kalmış. “Gazete yazmış” oluyor bir kere.

Takan, “çözüm”ü ihanet sayan bir Erdoğan muhalifi. Ama bu Erdoğancı Nagehan Alçı’nın da aynı iddiayı Habertürk’te özgürlük müjdesi olarak paylaşmasına engel değil: “Öcalan ile Türk devleti arasında yeni bir durum oluşuyor!” İspatı, Binali Yıldırım’ın Diyarbakır’daki “müthiş özgürlükçü miting”de “Kürdistan kelimesini telaffuz”u, “PKK’yı da iki defa Kürt yurttaşların kullandığı şekliyle [Pe Ke Ke] ifade etmesi.”

En kritik “bilgi” dayanabilenlere ödül diye en sona saklanmış: “Kimi ‘devlet güçleri’ Kürt meselesinin özgürlükçü yöntemlerle çözülmesini istemiyor” muş. Kürtler duyun, çözüm var!

Antik Yunan -ama Pontik(!) değil Egeli- filozof Herakleitos’a atfedilen doğacı ilke: “Her şey akar,” der Aynı ırmakta iki kez yıkanamazsınız.” İster Erdoğan’a hayran, ister düşman olsun, mevcut kamplaşmanın taraflarının anlamadıkları da bu, “çözüm” için “müzakere”nin bir şey değil bir ilişki olması: Özgürlüklerini kazanmak için ayrı devlet talebini masadan kaldıran Kürtlerin sözcüleri ile özgür yurttaşların ortak demokratik ülkesi vaadini masaya koyan Türk devletinin sözcüleri arasındaki ilişki. Bu ilişki, “Baldıran zehrini içecek” erdemden yoksun Erdoğan öncülüğünde, binlerce Kürdün bedeniyle birlikte, yıkılmış yakılmış Kürt kentlerinin enkazı altında tarihe gömüldü.

Bu zeminde inşa edilmekte olan Başkanlık rejimi bir imkan değil, bizzat ırkçı ve mezhepçi öz tabiatı gereğince yarım-yamalak da olsa Kürt halk iradesinin yansıdığı bütün kamusal alanları kazıyarak mümkün bir çözümün önüne dikilen bir engeldir.

Kürtler, kendilerinin Kürt, PKK’nin “Pe Ke Ke” olduğunu biliyorlar; bunu Binali Yıldırım’dan işitmeye ihtiyaçları yok. 23 Haziran’da İstanbul’da ona oy vermeyeceklerse “çözüm” istemediklerinden değil, tersine “çözüm”ün önünün açılması için bu rejimin sonunu getirmek istediklerindendir. Çözüm dinamiği devlette değil, toplumdadır artık!

Yeni Yaşam

Yeni Yaşam

İlgiliYazılar

Jin Dergi’nin yeni sayısı yayında

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Jin Dergi’nin 192. sayısı 'Sınırların Ötesinde: Kadın Mücadelesi' kapağı ile yayımlandı Jin Dergi, 192. sayısında; dünyanın farklı coğrafyalarında kadınların özgürlük,...

Süreç hapishanelere uğramıyor

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

Özellikle yargı makamlarının çok basit gerekçelerle tutuklama kararları verdiğini görüyoruz. Bu da hapishanelerdeki doluluk oranının artmasına neden olan başlıca etkenlerden...

Beklemek/bekletmek ve palyatif çözümler 

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

İzlendiği gibi devlet, süreç için atılması gereken adımları atmıyor. Buna rağmen yetkililer, “her şeyin olumlu yönde ilerlediğine” dair açıklamalar yapıyorlar. ...

‘İnsanlık onuru işkenceyi yenecek’

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

Ahmet Oğuz diye bir arkadaş var, durumu hiç iç açıcı değil. Kalbi delik ve 2-3 yıl önce felç olmuştu; şu...

Neoliberalizmin enkazı: Fransız Cumhuriyeti

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

Doç. Dr. Levent Ünsaldı ile Fransa’daki protestoları, sınıfsal eşitsizlikleri ve ‘Cumhuriyet’in çelişkilerini konuştuk: 1997’de Fransa’ya gittiğimde bazı şehirlerde büyük kalkışmalar...

Quto’ya derdimi nasıl anlattım?

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

AKP Hava Yolları’na bağlı Türkiye “tayyaresi” türbülansta… Pilot kontrolü kaybetmiş. Tayyare irtifa kaybediyor. Trafik açısından durum böyle. Siyaset açısından durum ne?...

Sonraki Haber

AKP'ye yakın anket firmalarına göre İmamoğlu önde

SON HABERLER

Jin Dergi’nin yeni sayısı yayında

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Süreç hapishanelere uğramıyor

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

Beklemek/bekletmek ve palyatif çözümler 

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

‘İnsanlık onuru işkenceyi yenecek’

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

Neoliberalizmin enkazı: Fransız Cumhuriyeti

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

Quto’ya derdimi nasıl anlattım?

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

Bekleme salonundaki toplum

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
[email protected]

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır