• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
1 Kasım 2026 Pazar
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Manşet

Black Mirror’a veda ederken – Emre Tansu Keten

Yeni Yaşam Yazar: Yeni Yaşam
14 Haziran 2019
Kategori: Manşet, Özel, Yazarlar
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Game Of Thrones, Chernobyl derken şimdiden efsaneleşmiş dizi Black Mirror’ın, üç bölümlük, beşinci sezonu beklediği ilgiyi göremedi, bu iki dizinin yarattığı tartışmanın gürültüsünden fırsat bulup kendisinden söz ettirmeyi başaramadı gibi. Oysa “nerede o eski bayramlar” temalı, vasatlığıyla insanın canını acıtan yerli ve milli bir reklam filmi bile yapmışlardı. Ama olmadı.

Olmayan diğer bir şeyse, aslında dizinin beşinci sezonuydu. Teknolojik ilerlemenin insanlığa yapıp ettiklerine ve muhtemel yapıp edeceklerine odaklanan ve temel rotasını teknoloji üzerinden belirleyen bir dizi olarak Black Mirror, dördüncü sezonla birlikte Netflix’le anlaşmasının ardından, rotasını bir nebze kaybetmişti. Amerikan izleyicisinin (ve tabii ki Netflix’in) beklentileri doğrultusunda kurgusundaki aksiyon çıtasını yükselten dizi, beşinci sezonuyla birlikte kendisine sunulan çerçevenin içerisine tamamen sıkışmış gibi gözüküyor.

Aslında, Black Mirror, genel yapısı itibariyle ideoloji olarak teknoloji söyleminden kaçışı mümkün kılan bir metin değildi hiçbir zaman. Teknoloji ile kapitalizm arasındaki ilişkiyi dert edinen, teknolojik ilerlemenin ekonomi-politik yanına ve ardındaki motivasyonlara dikkat kesilen bir metin olmanın aksine, eleştirisinin temeline, teknoloji içerisindeki kazaları koyan bir diziydi. Birçok bölüm, kurulu teknolojik atmosferin değil, bu atmosfer içerisinde gerçekleşen felaket düzeyindeki kazaların imkân verdiği bir distopyayı barındırıyordu. Bu distopyalar, kendi içerisinde kendisinin eleştirisini barındıran kurgular değil, kendi içerisinde sadece kendisinin gösterisini muhafaza eden hikâyelerdi. Bunları ilgi çekici kılan ise, iletişim teknolojilerinin hâlihazırdaki etkilerinden de, içlerinde barındırdığı potansiyellerden de distopik bir kuşkuyla söz etmenin verdiği hazdı. Ancak bu bağlam bile hayal gücünü işe koşan, eleştirel okumalara olanak tanıyan bir yapıdaydı.

Oysa dördüncü sezonla birlikte, dizide teknolojiyle harmanlanmış insanların karşılaştığı toplumsal sorunlar, yerini çılgın insanların yarattığı tekil sorunlara bırakmış, kendi kötü amaçları için teknolojiyi kullanan dâhiler ön plana çıkmıştı. Beşinci sezonda gördüğümüz ise, teknolojinin daha da arkalara gönderilip, bir fon, bir dekor ya da bağlaç hâline gelmesi; kaza mefhumunun tamamen sosyal kazalara indirgenmesi ve aksiyonunun başrole oturması oldu.

İkinci bölümü ele alırsak, eşini kaybettiği trafik kazasından bir sosyal medya uygulamasını sorumlu tutup, uygulamanın sahibi şirketin bir stajyerini rehin aldığı bir gösteriyle hayatına son vermek isteyen Chris’in hikâyesi, “araba kullanırken telefonunuzu kullanmayınız” mesajı vermekten, artık klişeleşmiş (gerçek olsa da) “sosyal medya uygulamaları bağımlılık yapıyor” uyarısını tekrar etmekten başka ne anlatıyor? Chris’in polisler tarafından arabada kıstırılması ve hikâyenin devamı bir Netflix yapımı için zekice kurgulanmış olsa da, elimizde rehin alma macerasından ve Stockholm sendromu deneyiminden başka bir şey kalmıyor

Aynı şey, diğer iki bölüm için de geçerli. Birinci bölümde, insan zihninin yapay zeka marifetiyle kopyalanması temasının, ünlü bir popçu ve onun hayranı genç kızın, tesadüfler zinciri sonucu bir araya gelmesi hikâyesine sadece bir tesadüf zinciri olarak eklenmesini görüyoruz. Birinci bölümde ise, eski iki arkadaşın, sanal gerçeklik uygulaması sayesinde, birlikte farklı bir cinsel deneyim keşfetmelerini ve deneyimin hayatlarını değiştirmelerini.

Üç bölüm de, Netflix için iyi kotarılmış yapımlar olabilir, ancak Black Mirror için değil. Yukarıda da belirttiğimiz gibi, üçünde de temel rota teknoloji değil. Teknoloji finale giderken kullanılan yardımcı oyuncu sadece. Daha da önemlisi, üçünde de distopik unsurlardan eser yok. Teknolojinin distopik potansiyellerinden bahsetmenin verdiği hazzın talep edilmesinden vazgeçilmiş belli ki. Durum böyle olunca, yaşadığı çağın sosyal potansiyellerine yönelen seyirci hedef alınmış ve karşımıza Black Mirror’ın yeni sezonu yerine Easy benzeri yeni bir dizi çıkmış.

Yeni Yaşam

Yeni Yaşam

İlgiliYazılar

Kobanê düşmedi, direniş tarihe geçti

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Kobanê'de DAİŞ'e karşı verilen direniş, bir kentin savunmasını aşarak uluslararası dayanışmanın sembolüne dönüştü. 1 Kasım Dünya Kobanê Günü dolayısıyla konuşan...

Konferans ikinci gününde: Barışın Siyasal Sorumluluğu: Demokratik Çözüm, Meclis ve Siyasi Partiler oturumu sürüyor

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

‘Yan Yanayız, Geleceği Konuşuyoruz’ konferansı 2’nci gününde 'Barışın Siyasal Sorumluluğu: Demokratik Çözüm, Meclis ve Siyasi Partiler' oturumuyla devam ediyor  Ankara’da...

Faysal Sarıyıldız: İki yıldır söz var, somut adım yok

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Sürecin başlangıcından bu yana Kürt Özgürlük Hareketi'nin önemli adımlar attığını belirten Faysal Sarıyıldız, devletin somut adım atmak yerine söylemlerle yetindiğini...

Şimdi salonlardan sokaklara çıkma zamanı

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Ermeni, Kürt, Türk, Alevi, mütedeyyin, işçi, akademisyen, kamu emekçisi, sanatçı, Barış Anneleri, üniversite öğrencileri, gibi farklı kimlik, inanç, meslek grubu,...

Süreç hapishanelere uğramıyor

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Özellikle yargı makamlarının çok basit gerekçelerle tutuklama kararları verdiğini görüyoruz. Bu da hapishanelerdeki doluluk oranının artmasına neden olan başlıca etkenlerden...

Beklemek/bekletmek ve palyatif çözümler 

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

İzlendiği gibi devlet, süreç için atılması gereken adımları atmıyor. Buna rağmen yetkililer, “her şeyin olumlu yönde ilerlediğine” dair açıklamalar yapıyorlar. ...

Sonraki Haber

Yavaş tespit ettikleri yeni yolsuzlukları açıkladı

SON HABERLER

Barış Anneleri Ankara yolunda: Talep somut adımlar atılması

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Dijital medyada yaş doğrulama yürürlüğe girdi

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Dünya Gazetesi sahibi fon soruşturmasından gözaltına alındı

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

DEM Parti’den Kobanê mesajı: Demokratik Suriye inşa edilmeli

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Gazeteci Arı: Bin TL’niz yoksa Sincan’da soğuktasınız

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Mısırlı avukat Suzan Nada: Yaşanan krizlere karşı ortak mücadele yürütülmeli

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Figen Yüksekdağ’dan konferansa mesaj: Kadınların dayanışması çok şeyi değiştirebilir

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
[email protected]

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır