• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
1 Kasım 2026 Pazar
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar

Bilginin denetimi ve Wikileaks-Pakrat Estukyan

Yeni Yaşam Yazar: Yeni Yaşam
16 Nisan 2019
Kategori: Yazarlar
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Halk ve devlet kavramlarının karşıtlığı Marksist öğretinin en önemli tespitlerinden biridir. Bu görüşe göre devlet, toplumun egemen unsurlarının kendi çıkarlarını korumak üzere tasarladıkları aygıttır. Bu saptama doğal olarak söz konusu aygıtı yönetenlerin kabul edeceği bir görüş değildir. Onlar tam tersine, tahakkümlerini daim kılma aracı olan devlet kavramına soyut bir ulvilik, soyut bir kutsallık atfetmek için çalışırlar. Devletin, milleti temsil ettiğini iddia ederler. Tarihinin somut analizi, devlet aygıtının asla kutsal olamayacağının kanıtları ile doludur. İnsan aklının sınırlarını zorlayan kirli para ilişkilerine baktığımızda en çok kutsallık atfedilen Vatikan devletinin, sıralamanın üst basamaklarında durduğu görülecektir.

Devlet denen mekanizmanın işleyişinde stoklanan ve tasnif edilen bilginin önemi çok büyük. Bu yapı, olabildiğince geniş bir bilgi arşivine ulaşmak için teknolojiler üretiyor. Sokağa çıkıldığı andan itibaren, her adımınızı izleyen, ihtiyaç anında elde ettiği verileri raporlayan, teknolojiyi kullanarak gerçekleşen bütün iletişimi kayıt altına alan, internette araştırdığınız her konuyu gözleyen, buna göre profil tanımlayan bir düzenek, aldığımız her soluğun da hesabını tutuyor.

Kapitalizm, reklam ve pazarlama işini iyi bilir. O yüzden de üzerimizde oluşturduğu ‘Büyük Gözaltı’nın kişisel güvenliğimizin teminatı olduğuna inandırır bizleri. Şehirlerarası ulaşımda, otobüs, vapur veya tren bileti alırken kimlik numaralarımızın kaydedilmesi, ulaşım hizmetinin daha nitelikli olmasına değil, bilgi havuzuna daha çok, daha ayrıntılı veri aktarılmasına yarar. Başka bir deyişle bireysel hayatın mahremiyeti, toplumun güvenliği bahanesi ile iğdiş edilir.

Bizler, sıradan insanlar olarak, sakınacağımız fazlaca bir sırrımız olmadığı yanılgısı ile bu uygulamaların kriminal işlere bulaşmış insanların sorunu olduğunu sanabiliriz. Oysa şeytan ayrıntılarda gizlidir. Bizim sıradan yaşamlarımız küresel ölçekte, hiç tahmin edemeyeceğimiz odakların ilgi alanına girebilir. Nitekim bu odaklar, kişisel verilerimizi içeren dosyalara olağanüstü ilgi gösteriyor, onlara ulaşmak için küresel casusluk faaliyeti yürütüyorlar.

Yakın geçmişe kadar casusluk ve karşı casusluk faaliyetleri, önceden tespit edilen konularla ilgili bilgilere ulaşmayı amaçlıyordu. Günümüzde ise, ilgili-ilgisiz tüm veriler çok daha büyük veri tabanlarında toplanıyor. Bu durumda esas çaba devasa veri tabanlarını ele geçirdikten sonra müthiş bir ayrıştırma çalışması ile kullanışlı olanları ayıklamaya yönelik.

Söz konusu faaliyetler devletlerin istihbarat faaliyeti olarak algılandığında basit casusluk çalışması olarak değerlendirilirler. Yeni tasarlanan ve ileri teknolojilerle donatılmış bir savaş uçağı projesinin karşı tarafın eline geçmesi küresel bir sarsıntı yaratmaz. Olsa olsa o projeyi üreten birimlerde bir şok dalgası oluşturur. Ancak aynı verilere devlet dışı yapılanmaların ulaşması, ‘terör’ ifadesi ile tanımlanır ve küresel sarsıntıya yol açar.

“Wikileaks” sitesinin kurucusu Julian Assange, devletlerin veri tabanındaki bilgileri halkların bilgisine sunarak, egemenlere karşı, kurulu düzene karşı çok ağır, kabul edilemez bir suç işlemiştir. Egemenler aynı yöntemlerle örneğin bir bankanın dolandırılmasını, milyon dolarlık vurgunlar yapılmasını hazmedebilir, ama tüm kirli çamaşırlarının ortaya saçılmasına karşı duyarsız kalamazlar.

‘Terör’ denen olgunun hem hepimize değen gerçekliğini, hem de varsayımsal halini aynı anda yaşadığımız tuhaf bir zaman dilimindeyiz. Özellikle yeni siyasi iklimde, antidemokratik tasarrufların en işlevsel bahanesi olarak ‘terör tehdidi’ alabildiğine sömürülen bir söylem olarak sürekli gündemde tutuluyor. Üstelik bu bahanenin arka planında, uluslararası komplo hesapları yapan her devlet, kendi çıkarlarına hizmet eden terör unsurları yaratmakta sakınca görmüyor. Türkiye’ye göre özgürlük savaşçısı olarak nitelenen ÖSO, ABD için bir terör örgütü. ABD’ye göre evini, köyünü, kentini savunan PYD savaşçıları, Türkiye’nin gözünde terörist. Her devlet kendi çıkarları için vekil tayin ettiklerini sürüyor savaşa. O yüzden bu kirli savaş oyunu ‘vekâlet savaşları’ olarak tanımlanıyor.

Bu kirli ilişkiler ağını kontrol ettikleri medyalar aracılığı ile kolayca örtebilen devletlerin kâbusudur Julian Assange gibi hackerler. O yüzden de yakalarını kurtarmalarına asla izin verilmez.

Yeni Yaşam

Yeni Yaşam

İlgiliYazılar

Beklemek/bekletmek ve palyatif çözümler 

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

İzlendiği gibi devlet, süreç için atılması gereken adımları atmıyor. Buna rağmen yetkililer, “her şeyin olumlu yönde ilerlediğine” dair açıklamalar yapıyorlar. ...

‘İnsanlık onuru işkenceyi yenecek’

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

Ahmet Oğuz diye bir arkadaş var, durumu hiç iç açıcı değil. Kalbi delik ve 2-3 yıl önce felç olmuştu; şu...

Quto’ya derdimi nasıl anlattım?

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

AKP Hava Yolları’na bağlı Türkiye “tayyaresi” türbülansta… Pilot kontrolü kaybetmiş. Tayyare irtifa kaybediyor. Trafik açısından durum böyle. Siyaset açısından durum ne?...

Bekleme salonundaki toplum

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

Aynı hafta içinde iki görüntü yan yana düştü. Biri Boğaz kıyısında, Ortaköy'deki bir yalıda düzenlenecek Amedspor dayanışma gecesinin davetiyesi; öteki...

Araba çılgınlığına dair…

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

‘Eğer hem insanlarla ve hem de doğayla kaybettiğimiz ilişkiyi yeniden kurmak istiyorsak, arabanın yarattığı sorunlara radikal bir çözüm bulmamız gerekecek’...

103. yılında cumhuriyet ve demokratik dönüşüm sorunu

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

Cumhuriyet’e giden yollar döşenirken o ilk günlerde dönemin toplumsal dokusu bütünüyle göz ardı edilmedi. Padişahlıktan, kulluktan, iç ve dış çöküntüden,...

Sonraki Haber

Her şey kayıp giderken…-M. Ender Öndeş

SON HABERLER

Jin Dergi’nin yeni sayısı yayında

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Süreç hapishanelere uğramıyor

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

Beklemek/bekletmek ve palyatif çözümler 

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

‘İnsanlık onuru işkenceyi yenecek’

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

Neoliberalizmin enkazı: Fransız Cumhuriyeti

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

Quto’ya derdimi nasıl anlattım?

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

Bekleme salonundaki toplum

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
[email protected]

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır