• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
1 Kasım 2026 Pazar
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar

Bego’nun öyküsü-Ragıp Zarakolu

Yeni Yaşam Yazar: Yeni Yaşam
2 Mart 2019
Kategori: Yazarlar
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Kıyımların, her ne diyorsanız adına, soykırım, dilkırım, etnikkırım, solkırım, kıyımların en ağır yükünü taşıyanlar çocuklardır, kadınlardır.

Dersim kıyımının bir başka özelliği de, yetimlerin kaderinin kıyımcılar tarafından belirlenmiş olmasıdır.

Arjantin’de sayıları 30 bini bulan cunta kayıplarının, çocuklarına da askeriye tarafından el konulmuş, bunlar evlat  edinilmişlerdi.

1915 kıyımında da, sağ kalan kimi genç kızlar ailelerini katledenlerce el konulup, yaşam boyu bu acıyı içlerinde taşımaya mahkum edilmişlerdi. Gül Çiçek Günel, bunların dramını, “Kara Kefen” adlı kitabında başarıyla yansıtmıştır.

12 Eylül cuntasının başı olan General Kenan Evren’in eşinin de Dersim yetimlerinden olduğu söylenir. Belki de 12 Eylül darbesinden sonra felç geçirmesinin psikolojik nedenlerinden biri de buydu.

Dersimli Bego’nun öyküsü, Dersim dramını çok etkiletici bir biçimde yansıtıyor. Yorgo Andreadis’in Pontoslu çocukların dramını yansıttığı, “Tamama”, “Tolika”, “Temel Garip” gibi.

Ayşe Nur annesi Lamia Hanım’dan, Kayseri’ye atanmış genç bir İngilizce öğretmeni olarak trenle giderken, Dersim sürgünleri ile yolunun kesişmesinin hikayesini dinlemişti. Kolej mezunu İstanbullu genç bir kadın, Dersim sürgünlerinin öyküsünü dinlemiş, onların sıcaklığına, paylaşımcılığına hayran kalmıştı.

Dersim dramını poetik olarak en iyi yansıtanlardan biri de Emirali Yağan. “Beyaz Dağda Bir Gün” elimden düşmemişti yeni çıktığında. Ermenistan’ın en büyük kadın ozanlarından biri olan Silva Gabudikian’ın şiirlerini Raffi Hermon Araks Türkçe’ye tercüme ettiğinde, şiirsel editörlüğünü ona emanet etmiştim.

O da yolu Mamak toplama kampından geçenlerden. Oradaki vahşetin travmasını şiirle aşmayı başaranlardan. 1989’da çıkan “Urmiye Mavisi”ni çok sevmiştim. Bazıları bestelendi zaten.  Şimdinin ulusalcı kimi yazarları o zaman karalamıştı, vahşete şiirle direnenleri. Onların Pia Yayın Kolektifi’ni oluşturup, güzel yayınlara imza atmaları da utandırmadı onları.

“Acaba kaç bebek, kaç çocuk kıyılanların bedenleri arasından yükseldi yaşama?” diye soruyor insan kendi kendine. Mardin’de ölüler arasında ağlayan bir bebeğin sesinin, misyoner bir rahibenin işitip sahiplenmesi gibi. O ses duyulmasa, oğlu Tomas Çerme ile asla buluşamayacaktım.

Bego da o çocuklardan biri, yitik parmakları ile. Bir yanları ile de o ana kilitlenip hiç büyümediler.

Emirali Yağan, Bego’nun kızı Rose Polat Agum tarafından kitaplaştırılan tanıklığını şöyle değerlendiriyor:

“İnsanın ömrü, içine doğduğu tarihin, varlık gösterdiği yerin tabiatıyla biçimlenir. Bego Polat’ın Dersim 1938 kırımının ön yıllarını başlangıç alan, sonraki yüzyıla uzanan doksan yıllık hayat hikâyesi, çatık bir tarihin el çekmediği sarsık yerin biçimlediği bir hikâye.

Rose Agum’un bu ilk kitabı, babası Bego Polat’ın Dersim 1937-38 kırımı sırasında ve sonrasında yaşadıklarını konu alıyor. Yetmiş yıllık sessizliğin sonrasında, son on yılda, döneme tanıklık edenlerin anlatımlarına dayalı pek çok kitap ve dokümanter çalışma ortaya çıktı. Bego’nun kitabı benzerlerinden farkını alt başlığındaki “Sonrası” vurgusuyla açığa vuruyor ve bir boşluğu dolduruyor. Elbet 1938’in sonrasında neler yaşandığına ilişkin dile gelmiş, kayda alınmış, kaleme dökülmüş, kitaplara, belgesellere konu olmuş çalışmalar da var. Öyleyse bu kitabın bir boşluğu doldurduğu iddiasını temellendiren ayrımı nedir? Ayrıca “boşluk” yerine konulanla doldurulabilir bir şey midir? Hele de bir topluluğu yediden yetmişe kırıp geçiren, varlığının olanca dayanaklarını tarumar eden, bir daha kendisi olamayacağı türden bir yıkıma uğratan ve geride bıraktığı boşluğa külünü bırakan kötücül bir tarihin yarattığı bir boşluksa bu… İşte böylesi bir tarihin ortaya çıkardığı boşlukta çığlığını gezdiren bekes bir çocuktur Bego. Zaman geçmiş, doksanına varmıştır ama hâlâ aynı göğün altında uzandığı tutamağı kavrayamayan eksik bir eldir…”

 

Yeni Yaşam

Yeni Yaşam

İlgiliYazılar

Beklemek/bekletmek ve palyatif çözümler 

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

İzlendiği gibi devlet, süreç için atılması gereken adımları atmıyor. Buna rağmen yetkililer, “her şeyin olumlu yönde ilerlediğine” dair açıklamalar yapıyorlar. ...

‘İnsanlık onuru işkenceyi yenecek’

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Ahmet Oğuz diye bir arkadaş var, durumu hiç iç açıcı değil. Kalbi delik ve 2-3 yıl önce felç olmuştu; şu...

Quto’ya derdimi nasıl anlattım?

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

AKP Hava Yolları’na bağlı Türkiye “tayyaresi” türbülansta… Pilot kontrolü kaybetmiş. Tayyare irtifa kaybediyor. Trafik açısından durum böyle. Siyaset açısından durum ne?...

Bekleme salonundaki toplum

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Aynı hafta içinde iki görüntü yan yana düştü. Biri Boğaz kıyısında, Ortaköy'deki bir yalıda düzenlenecek Amedspor dayanışma gecesinin davetiyesi; öteki...

Araba çılgınlığına dair…

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

‘Eğer hem insanlarla ve hem de doğayla kaybettiğimiz ilişkiyi yeniden kurmak istiyorsak, arabanın yarattığı sorunlara radikal bir çözüm bulmamız gerekecek’...

103. yılında cumhuriyet ve demokratik dönüşüm sorunu

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

Cumhuriyet’e giden yollar döşenirken o ilk günlerde dönemin toplumsal dokusu bütünüyle göz ardı edilmedi. Padişahlıktan, kulluktan, iç ve dış çöküntüden,...

Sonraki Haber

Hasankeyf boğulurken-Güner Yanlıç

SON HABERLER

Özgürlük mücadelesinde yaşamını yitiren dört kardeş için taziye

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Aykut Özmen İstanbul’da, Fahrettin Özkan Mersin’de anıldı

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Screenshot

Özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenler için Antalya’da mevlit

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Ankara’da kadın konferansı: Yasanın uygulanmasının belirsiz bir geleceğe bırakılması doğru değil

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Konferans ikinci gününde ‘Doğanın ve Yaşamın Özgürleştirilmesi Mücadelesini Konuşuyoruz’ oturumuyla sürüyor

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Amedspor Eyüpsporu 5-1 mağlup etti

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Arzoxlî’de GES projesine karşı çadır nöbeti 11’inci gününde, Cixsê’de direniş 93’üncü gününde devam ediyor

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
[email protected]

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır