• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
1 Kasım 2026 Pazar
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar

At çatlatan koşucu-Hicri İzgören

Yeni Yaşam Yazar: Yeni Yaşam
14 Şubat 2019
Kategori: Yazarlar
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

12 yıl önce bu tarihte kaybettiğimiz yazar, şair Adnan Satıcı’yı anıyoruz.

“Dönüp ardıma bakıyorum, yollara düşmüş yıllar/geçiyor bir sıradağ silsilesi üzerinden sesimin/boşluğu asılan ferhad kandili zamanın fanusunda/balkıyan çığlık ister ki, ölmekle de sönmesin” demişti bir şiirinde Adnan Satıcı.. Öyle de oldu. Zamanın fanusunda ölmekle de sönmedi o kandil, susmadı o çığlık içimizde.

Aradan yıllar geçse de unutulmuyor. Çoğu zaman bir anının izini sürerek gelip oturuyor gündemin orta yerine. Canım Adnan’ım, şairim, güzel kardeşim Êdo…

***

Çocukluk yıllarının bir kısmı Diyarbakır’da geçti. Çocukluk düşleri,babasının ölümüyle yarıda kaldı.Sonra Eskişehir’e göçer aile. Bir tuğla fabrikasında çalışırlar bir süre. Sonrasında İzmit. Sonra tekrar Diyarbakır. Adnan bir çocuğun yapabileceği birçok işte çalışarak ilk ve orta öğrenimini Diyarbakır’da tamamladı.

Diyarbakır Ticaret Lisesi’nde öğrencim oldu. O sıralar yetiştirme yurdunda kalıyordu. Zekiydi, lider özellikleri taşıyan, yaşının üzerinde gösterdiği olgunlukla arkadaşları ve çevresinde bir sevgi çemberi oluşturmuştu.O yaşlarda bile iyi bir kitap okuruydu.Yoğun okumalar onu yazmaya da itiyordu. Elinde şiir karalamalarıyla gelirdi. Verdiği güven ve gösterdiği düzeyle gündüz öğretmen-öğrenciyi oynuyorduk, geceleri şaraplı-şiirli sohbetlerle arkadaştık. Ailenin bir ferdi gibiydi.

Kısa sürede sevgili Veysel Öngören’le takıldığımız mekanlara da katılır oldu. Heyecanlıydı, ataktı, girişkendi. (Bu özellikleri yaşamı boyunca sürdü.) Bu dönemde okulda daktilo derslerinde seri yazmayı öğrenmiş olduğu için bu sayede kimi avukat bürolarında çalıştı.

***

12 Eylül döneminde Kırşehir’e sürgün edildim. Adnan da Ankara Gazi-Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü kazandı. Bağımız kopmadı hiç. O sıralar sevgilisi sonradan eşi olacak Fatoş’la kimi hafta sonları çıkıp gelirlerdi. Bazen de ben Ankara’ya…

Büyük Ekspres’te konuşlanırdık. Sorunsuz değil ama güzel günlerdi. Adnan artık kitaplar çıkarmış,ödüller almış kuşağının önde gelen şairlerindendi. Şiiri de kendisi gibi tutarlı, lirik ve dokunaklıydı.

Sadece kendi gemisiyle ilgili değildi Adnan. O hayatına başkalarının hayatını da katmıştı. Gündem gazetesinde yazdığı dönemde, ‘Şairin Hayatı’ başlıklı bir yazısında şöyle dile getirmişti bu duyguyu: “Başkalarının hayatını kendi hayatımıza kattıktan sonra ortaya çıkan hayatın büyüklüğü, o hayatın sahibine gururdan çok sorumluluk, sevinçten çok hüzün, yaşamdan çok ölüm yükler. Zira başkalarının hayatını yaşayanlar başkalarının ölümlerinden kaçınamazlar. Kendi hayatlarına kattığı başkalarının ölümlerini de yaşarlar ki bugünlerde özlemini çektiğimiz şair hayatı da budur.”

***

İkinci okulunda hukuk okuyup avukat olduktan sonra Diyarbakır’a dönüp orda avukatlık yapmayı düşündü hep. Bunun koşullarını düşünür, konuşurduk.

Öfkeliydi, hırçındı. İç dünyasında kıyametler kopardı. Hüznünü ve öfkesini alkolle dindirmeye çalışırdı sanki. Sitem eder eleştirirdim bazen. Sanki böyle bir ayrıcalık tanımıştı bana. Bazen Adnan demez yöre ağzıyla Êdo diye seslenirdim. Bu ona kızmış olduğumun göstergesi olurdu.

Hayata hep eleştirel baktı. Sorguladı ve yüzleşmesini bildi. Öğretmenlik mesleğinde de şair kimliğinde de etik sahibi bir profil çizdi ve bundan asla ödün vermedi. Dobraydı. Güne yalanla, dolanla, cüzdanla başlayan bu vahşi dünyaya öfkeliydi.

Ömrü bir fırtınanın içinde geçti Adnan’ın. Yine de şiirinde olduğu gibi bir derinlik olmayı başardı bu sığ denizde. Bir şiirinde ölüm sebebini sanki kendisi tanımlıyordu:

‘Gözümü yumduğum gün kavanoz dipli dünyaya/başucumdaki taşa bir zahmet şunları yazın:/böyle olsun istemezdim/ daha çok koşardım ya/atım çatladı/ özür dilerim..’

Ama atını biraz da o çatlattı denebilir. At çatlatan bir koşuydu onunkisi.

***

Onu kaybettiğimizde Diyarbakır’a getirip orda toprağa verebileceğimizi düşünmüştüm. İkna edemedim kimseyi. Ankara’da defnettik. Ona ancak Diyarbakır’dan bir avuç toprak götürüp mezarına serpebildim.

Bir de ukdedir hala bende. Hiç olmazsa doğduğu evin sokağına onun isminin verilmesi.

Yeni Yaşam

Yeni Yaşam

İlgiliYazılar

Beklemek/bekletmek ve palyatif çözümler 

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

İzlendiği gibi devlet, süreç için atılması gereken adımları atmıyor. Buna rağmen yetkililer, “her şeyin olumlu yönde ilerlediğine” dair açıklamalar yapıyorlar. ...

‘İnsanlık onuru işkenceyi yenecek’

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

Ahmet Oğuz diye bir arkadaş var, durumu hiç iç açıcı değil. Kalbi delik ve 2-3 yıl önce felç olmuştu; şu...

Quto’ya derdimi nasıl anlattım?

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

AKP Hava Yolları’na bağlı Türkiye “tayyaresi” türbülansta… Pilot kontrolü kaybetmiş. Tayyare irtifa kaybediyor. Trafik açısından durum böyle. Siyaset açısından durum ne?...

Bekleme salonundaki toplum

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

Aynı hafta içinde iki görüntü yan yana düştü. Biri Boğaz kıyısında, Ortaköy'deki bir yalıda düzenlenecek Amedspor dayanışma gecesinin davetiyesi; öteki...

Araba çılgınlığına dair…

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

‘Eğer hem insanlarla ve hem de doğayla kaybettiğimiz ilişkiyi yeniden kurmak istiyorsak, arabanın yarattığı sorunlara radikal bir çözüm bulmamız gerekecek’...

103. yılında cumhuriyet ve demokratik dönüşüm sorunu

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

Cumhuriyet’e giden yollar döşenirken o ilk günlerde dönemin toplumsal dokusu bütünüyle göz ardı edilmedi. Padişahlıktan, kulluktan, iç ve dış çöküntüden,...

Sonraki Haber

Çocuk Asker Kullanımına Son! Günü-Ezgi Koman

SON HABERLER

Jin Dergi’nin yeni sayısı yayında

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Süreç hapishanelere uğramıyor

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

Beklemek/bekletmek ve palyatif çözümler 

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

‘İnsanlık onuru işkenceyi yenecek’

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

Neoliberalizmin enkazı: Fransız Cumhuriyeti

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

Quto’ya derdimi nasıl anlattım?

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

Bekleme salonundaki toplum

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
[email protected]

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır