11 yıl önce kolluk görevlilerinin açtığı ateş sonucu yaşamını yitiren Arslan ve Aydemir için, ‘İki çocuk göz göre göre katledildi. Bu ölüm faili meçhul olmamalı’ diyen Agirî Baro Başkanı Öztürk, Faili Meçhul Dairesi’ne yaptıkları yeniden yargılama talebinin kabul edilmesi gerektiğini söyledi
Duygu Kıt
7 Haziran Genel Seçimleri’nin ardından başlayan sokağa çıkma yasakları ve çatışma ortamı onlarca çocuğun ölümüne yol açtı.
‘Taş, Kâğıt, Makas: Çatışma Dönemlerinde Çocuklara Yönelik Psikososyal Destekte Sanatın Rolü’ başlıklı araştırma raporuna göre çatışmaların yoğun yaşandığı dönemlerde;
Amed’de 61, Mêrdîn(Mardin)’de 18, Şirnex(Şırnak)’te 13, Colemêrg(Hakkari)’de 11 ve Êlih(Batman)’de iki kez sokağa çıkma yasağı ilan edildi ve Kürdistan kentlerinde en az 123 çocuk yaşamını yitirdi.
Bu çocuklardan ikisi Agirî (Ağrı) Giyadîn (Diyadin)’de 12 Ağustos 2015’te öldürülen 15 yaşındaki Muhammet Aydemir ile 16 yaşındaki Orhan Arslan. Çalıştıkları fırında özel harekat polisleri tarafından öldürülmesinden bugüne geçen 11 yılda etkin bir yargılama yapılmadı, sorumlular bulunmadı.
Dönemin valiliğince ‘Ölenler sivil değil, teröristti’ denilen ama odunlukta herhangi bir çatışma izine rastlanmayan, görgü tanıklarının ifadelerince de herhangi bir çatışmanın yaşanmadığı iki çocuğun dosyasında geçtiğimiz günlerde yeni bir gelişme yaşandı.
Olayın 11. yılında Ağrı Barosu, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü bünyesindeki Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı’na yeniden yargılama yapılması talebiyle resmî başvuruda bulundu. Agirî Barosu Başkanı avukat Tanju Öztürk başvuru sürecini ve taleplerini gazetemize anlattı.
‘Adalet için mücadele edeceğiz’
Agirî Barosu tarafından başvuruyla birlikte yapılan açıklamada delillerin karartıldığı ve hukuka aykırı takipsizlik kararı verildiği belirtilerek; parmak izi, balistik ve adli tıp verilerinin yeniden incelenmesinin talep edildiği duyuruldu. Aydemir ve Arslan’ın ölümünün hala büyük bir yara olduğunu vurgulayan ve sorumluların yargılanması gerektiğini belirten avukat Öztürk şunları söyledi:
“Ailenin avukatı üzerine düşen her şeyi yapmış. Ama dosyaya takipsizlik kararı verilmiş. Takipsizlik kararına karşı da tüm itirazları yerine getirmiş. Dosya için Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yapılmış. Bu ölümler bizim vicdanlarımızdaki en büyük yaralardan. Ağrı Barosu olarak Adalet Bakanlığı’na başvuru yaptık. Sadece bu başvurularla da yetinmeyi düşünmüyoruz. Komisyonda bu dosyanın da ele alınmasını istiyoruz. Dosyanın kapatılmasını değil tekrardan açılmasını istiyoruz. Takipsizlik kararının hukuka aykırı, delillerin yeniden incelenmeli ve sorumluların yargılanmalı. Olayın üzerinden yıllar geçmesine rağmen, maddi gerçeğin açığa çıkarılması ve faillerin yargı önüne çıkarılması için sonuna kadar sürecin takipçisi olacağız.”
Ne olmuştu?
Tutanak valiyle çelişti
Ağrı Diyadin Savcılığı, Muhammet Aydemir ve Orhan Aslan için, olaydan iki gün sonra ‘yargısız infaz’ soruşturması başlatmış, çocukların öldürülmesiyle ilgili soruşturmada olay yeri inceleme tutanağı, iki gün sonra dosyaya girmişti. Operasyona katılan özel harekatçı polislerin imzaladığı tutanakta, ‘PKK saldırısından sonra çıkan çatışmalar sırasında devriye atarken iki kişinin kaçarak fırının yanındaki depoya saklandıkları’ iddia edilmişti. Tutanakta iki kişinin, ‘teslim ol‘ çağrısı yapılmasına rağmen ses çıkarmadıkları ve bunun üzerine polisin iki kişinin üzerine doğru ilerlerken 15 yaşındaki Aydemir’in tabancayı kendilerine doğrultması üzerine ateş ederek iki kişiyi öldürdüklerini, her iki çocuğun da sivil kıyafetli olduğunu ve çatışma yaşanmadığını tutanağa geçirmişti.
Vali soruları kabul etmedi
Ağrı Valiliği o dönem yaptığı ilk açıklamada ‘3 terörist silahlarıyla birlikte ölü olarak ele geçirildi’ demişti, dönemin Agirî Baro Başkanı Ali Artuk, valiliğin devletçi reflekslerle hareket ettiğini, henüz tutanağın savcıya bile ulaşmadığını söylemişti. Gelen tepkiler üzerine yeni bir açıklama daha yapan dönemin valiliği iki çocuğun sivil olmadığı iddiasını tekrar etmiş, ‘bilgi kirliliği’ olmaması için basının sorularını kabul etmemişti.
HDP heyetinden rapor
Dönemin eski HDP milletvekilleri Selma Irmak, Hişyar Özsoy, Seher Akçınar Bayar ve Emin Adıyaman’dan oluşan heyet, 15-16 Ağustos 2015’te Agirî merkez ve Giyadîn ilçesinde incelemelerde bulunmuş, heyete eski milletvekilleri Berdan Öztürk, Dilan Dirayet Taşdemir, Leyla Zana ve Mehmet Emin İlhan ile Agirî Belediye Başkanı Sırrı Sakık da eşlik etmişti. Dönemin Diyadin Kaymakamı heyetin görüşme talebini gerekçe göstermeksizin geri çevirirken, Diyadin İlçe Emniyet Amiri, Aydemir ve Aslan’ın ölümünün Cumhuriyet Savcılığı’na intikal etmiş olduğunu belirterek ‘adli takip altındaki bir dava hakkında konuşmanın soruşturmaya müdahale etmek anlamına geleceği’ gerekçesiyle heyete bilgi vermeyi reddetmişti. Heyet ayrıca tüm girişimlerine rağmen Agirî Valisi’ne ulaşamadıklarının bilgisini paylaşmıştı. Heyet tarafından yayınlanan raporda şu ifadeler yer almıştı:
“Dinlediğimiz tanıklıklar ve incelediğimiz belgeler Aydemir ve Aslan’ın daimi olarak Diyadin’de yaşadıklarını, Aydemir’in İmam Hatip Lisesi son sınıf öğrencisi olduğunu ve Ağustos ayı başından olay gününe kadar okul harçlığını çıkarmak için günde 10 lira yevmiye karşılığı Recep Birgül’e ait fırında çalışmaya başladığını ortaya koydu. Aslan’ın ise son yedi aydır aynı işletmede çalışan kendi halinde bir mahalle genci olduğu belirlendi.”
İki yıl sonra soruşturma
Erzurum Bölge İdare Mahkemesi, Aydemir ve Arslan’ın ölümünden iki yıl sonra, çocukları ‘terörist’ ilan eden, polisler hakkında soruşturma izni vermeyen Ağrı Valiliği’nin kararını reddederek soruşturma açılmasına karar vermişti. Baba Aydemir ise çocuklar öldürüldüğünde ilçede emniyet amiri ve komiser olan iki polisln 15 Temmuz sonrası FETÖ’den tutuklandığını söylemişti.
Af Örgütü’nden küresel kampanya
Uluslararası Af Örgütü, 2016 yılında, Aydemir ile Arslan’ın öldürülmesiyle ilgili dünya çapında bir kampanya başlatmış, ‘Diyadin Çocukları İçin Adalet’ isimli kampanya kapsamında soruşturmada yaşanan usulsüzlüklere dikkat çekerek adalet talebiyle kamuoyunu imza vermeye çağırmıştı. Çağrıda:
“Biz, Muhammet ve Orhan’ın öldürülmeleriyle ilgili tüm gerçeklerin açığa çıkarılması için her türlü adımın atılması, cezai soruşturmanın derhal, bağımsız ve tarafsız bir şekilde gerçekleştirilmesi, tüm sorumluların adalet önüne çıkarılması ve cezasızlık yaşanmamasını talep ediyoruz.” ifadelerine yer verilmişti.
Sakık’tan başvuru
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Agirî Milletvekili Sırrı Sakık ise 26 Ekim 2026 tarihinde, 1992’de uğradığı silahlı saldırıda katledilen ağabeyi ve Halkın Emek Partisi (HEP) Gaziantep İl Başkanı Abdulsamet Sakık ile Aydemir ve Arslan’ın katledilmesine dair Adalet Bakanlığı bünyesindeki Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı’na iki ayrı başvuruda bulundu. İki çocuğun hayatını kaybettiği saldırıya ilişkin yeniden inceleme başlatılmasını talep eden Sakık, mevcut tüm delil ve kaynakların yeniden değerlendirilmesini ve yeni delillere ulaşılması için gerekli çalışmaların başlatılmasını istedi.









