• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
6 Kasım 2026 Cuma
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar Özgür Müftüoğlu

AKP iktidarının 24. yılında memleket ahvali

6 Kasım 2026 Cuma - 23:00
Kategori: Özgür Müftüoğlu, Yazarlar

AKP iktidarında 24 yıl geride kaldı. Böylece Cumhuriyetin kurucu partisi olan CHP’nin 1923 ile 1950 yılları arasında geçen 27 yıllık tek başına iktidarda kalma rekoruna bir adım daha yaklaşmış oldu. CHP’nin tek başına iktidarda olduğu yıllarda önce Atatürk, onun ölümünden sonra ise İsmet İnönü “tek adam” olarak ülkeyi yönetti. II. Dünya Savaşı sonrasında Birleşmiş Milletler çatısı altında yeniden şekillenen dünya düzeninde yer almak için “çok partili hayata geçiş” koşulu aranmasa tek adam rejiminin daha ne kadar süreceğini kestirmek oldukça zor. Çok partili hayata geçilmesinin ardından 1950’de yapılan seçimlerle DP, CHP’nin tek adam iktidarına son verdi. Ancak bu kez de Adnan Menderes, seçimle sahip olduğu iktidarın olanaklarını kullanarak kendi “tek parti, tek adam” düzenini kurmak istedi. Ne var ki uluslararası konjonktür buna olanak tanımadı ve bu hevesi, 27 Mayıs1960 darbesiyle sonuca ulaşamayan Menderes, iktidarıyla birlikte yaşamını da trajik bir biçimde, idam edilerek yitirdi. Sonraki yıllarda birçok iktidar geldi geçti ama AKP iktidarına kadar hiçbiri -bırakın CHP’nin rekoruna yaklaşmayı- kesintisiz ve tek başına iktidarını 8 yıldan fazla sürdüremedi (ANAP, 1983-1991 arasında 8 yıl iktidarda kalmıştı.).

AKP’nin tek başına iktidara gelmesinde ve 24 yıldır iktidarını korumasında en önemli etken, kapitalizmi biçimlendiren uluslararası (DB, OECD, AB, IMF vb.) ve ulusal (TÜSİAD, MÜSİAD, TOBB vb.) kurumların desteğini almasının yanı sıra Büyük Ortadoğu Projesi olarak da bilinen, ABD’nin Ortadoğu’nun yeniden yapılandırılmasında Türkiye’ye verilen rolü koşulsuz yerine getirmek konusunda verdiği taahhütlerdir. Bu taahhütler, toplumda eşitsizlikleri, yoksullaşmayı, emek sömürüsünü, doğa talanını arttıracak politikaları yaşama geçirmesini içerir. Toplumun genel çıkarlarına aykırı olan ve yaratacağı sonuçlar son derece ağır olacak bu politikaların toplumsal tepkilere yol açmadan uygulanabilmesi, her siyasi iktidarın altından kalkabileceği bir “iş” değildir.

AKP bu “zor iş”i, iktidarının ilk yıllarında özellikle Avrupa Birliği müktesebatına uyum ve yaratılan tam üyelik beklentisi sayesinde yerine getirebildi. Örneğin esnek ve güvencesiz çalışma rejimini içeren 4857 sayılı İş Kanunu, sağlık ve sosyal güvenlik sisteminin piyasalaşması ve özelleştirilmesini içeren 5510 sayılı SSGSS gibi emekçilerin kazanımlarını ortadan kaldıran; devletin tamamen piyasanın ihtiyaçlarını karşılayacak biçimde yeniden yapılandırılmasını sağlayan düzenlemeler önemli bir tepkiyle karşılaşmadan çıkarılabildi. Bu dönemde aynı zamanda Kürt sorununda da adı konmamış zımni bir uzlaşma hali -çatışmasızlık- sağlanabildi.

Ancak 2008 kriziyle birlikte uygulanan ekonomik programın yarattığı sosyal yıkım, AKP’nin toplumu ikna etmekte kullandığı ideolojik araçları etkisiz hale getirmeye başladı. Bunun üzerine 2009’da itibaren KCK operasyonlarıyla zımni uzlaşmaya son verilirken, TEKEL direnişinden başlayarak toplumsal hareketlere karşı da müdahaleler sertleşti. Gezi direnişinin çocuk ve genç yaşlarda 8 gencin ölümüne de neden olacak bir şiddet kullanılarak dağıtılması, AKP’nin uyguladığı yıkım politikalarına rağmen toplumsal desteği sürdürme meziyetini kaybetmeye başladığının göstergesiydi. Bu dönemde başlayan çözüm süreciyle AKP, kaybetmeye başladığı ideolojik üstünlüğü ve bunu bağlı olarak toplumsal desteği yeniden sağlamayı amaçlamıştı. Fakat HDP’nin 2014 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ve 7 Haziran 2015 genel seçimlerinde Kürt halkının talepleriyle sosyal yıkımın ağırlığı altında ezilen yoksul emekçi kesimlerin sorunlarını ve mücadelesini bir araya getirmesi AKP’nin bu amacını boşa çıkardı ve 7 Haziran’ın ardından AKP, çözüm masasını da dağıtarak, iktidarını korumak için tamamen baskı aygıtlarına sarıldı.

15 Temmuz darbe girişimi gerekçesiyle ilan edilen OHAL ve 2017 Anayasa referandumuyla birlikte AKP, artık tümden yitirdiği toplumsal desteği hukukun, demokrasinin, insan haklarının işlevini kaybettiği otokratik bir rejimi inşa ederek sürdürme yolunu seçti. Türkiye’de otoriterleşmenin boyutları uluslararası birçok araştırmayla da ortaya konmakta. Örneğin Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu (ITUC)’un Küresel Haklar Endeksi’ne göre Türkiye 2016’dan bu yana sendikal hak ve özgürlükler bakımından dünyanın en kötü 10 ülkesi arasında yer alıyor. Geçtiğimiz günlerde açıklanan World Justice Project’in (WJP) 2026 Hukukun Üstünlüğü Endeksi’ne göre Hukukun Üstünlüğü Endeksi’nde Türkiye, 143 ülke arasında 117.; yolsuzluk endeksinde 80. sıradadır ki son fon vurgunu sonrasında sıralamada çok daha geriye düşmesini bekleyebiliriz.

AKP iktidarında 24 yılı geride bırakırken ülkenin ahvalini şöyle özetlemek mümkün: Demokrasi, adalet, özgürlükler konusunda dünyada en geri sıralarda; gelir eşitsizliği, enflasyon, dış borç, cari açık, yolsuzluk, yoksulluk, genç işsizliği, iş cinayetleri, doğa talanı ve kadın cinayetlerinde ise ilk sıralarda yer alan bir Türkiye!

Sosyal yıkım arttıkça toplumsal desteğini daha fazla kaybeden iktidarların toplum üzerindeki baskıyı ve şiddeti arttırması kaçınılmaz oluyor. Kısır döngü halini alan bu durumu sonsuza kadar sürdürmek mümkün değil elbette. Ancak toplumsal meşruiyetini yitirmiş ve baskı yoluyla varlığını sürdürmeye çabalayan iktidarlar, kendileriyle birlikte devlet kurumlarının meşruiyetini kaybetmesini ve toplumda ahlaki çöküşün de yolunu açıyor. Etkisi uzun yıllar sürecek bir toplumsal yozlaşmanın önlenebilmesi için bu döngünün bir an önce sona erdirilmesi gerekir. Tarihsel süreçte de görüldüğü üzere “tek parti, tek adam”a dayalı otokratik rejimlere iç ve dış vesayet kurumları tarafından müdahale edilmesi sorunu ortadan kaldırmadığı gibi kronikleştiriyor. Toplumsal meşruiyete sahip, demokratik bir rejimin tesis edilebilmesi ise ancak tüm toplumu aktif özne haline getirme perspektifiyle hareket eden örgütlü bir mücadeleyle mümkün!

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

KDP-YNK çekişmesi: Ayrışma değil bütünleşme zamanı

Sonraki Haber

Narsist iktidarın yenilgisi

Sonraki Haber

Narsist iktidarın yenilgisi

SON HABERLER

Kurtalan’dan yükselen emekçi sesi

Yazar: Yeni Yaşam
6 Kasım 2026

Narsist iktidarın yenilgisi

Yazar: Yeni Yaşam
6 Kasım 2026

AKP iktidarının 24. yılında memleket ahvali

Yazar: Yeni Yaşam
6 Kasım 2026

KDP-YNK çekişmesi: Ayrışma değil bütünleşme zamanı

Yazar: Yeni Yaşam
6 Kasım 2026

Bütçe görüşmeleri: Aleviliği bakanlığa bağlı folklorik bir öge olarak görmeyin

Yazar: Yeni Yaşam
6 Kasım 2026

Öğrenciler birçok kentte YÖK’e karşı sokağa çıktı: İstanbul’da 6 gözaltı

Yazar: Yeni Yaşam
6 Kasım 2026

İzmir’de 25 Kasım yürüyüşü: Özel savaş politkalarıyla toplumsal değerler hedef alınıyor

Yazar: Yeni Yaşam
6 Kasım 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
[email protected]

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır