Siyasetçi Vedat Aydın’ın 1991 yılında katledilmesinin ardından mücadelesi başlayan ve 30 yıl 6 ayını cezaevlerinde geçiren Zerya İpek, ‘Barışa inanmak gerek. İnanç olmasa çalışma olmaz. Bu halk barışı hak ediyor. Büyük bedeller verildi. Kimse bize barışı altın tepside sunmaz. ‘Bekle ve gör’ demek yerine herkes kendi birikimiyle sürecin içinde yer almalı’ dedi
Vedat Aydın’ın katledilmesi Kürt siyasi tarihi açısından kırılma noktalarından biri olurken, o dönem on binlerce genci dağlara ve sokaklara yöneltmişti. Bu süreçte gerillaya katılan Zerya İpek, 1992 yılında Batman’da yaralı olarak gözaltına alındı. 31 Temmuz 2022’de özgürlüğüne kavuşan İpek, 30 yılı aşan tutsaklık serüvenini ve barış mücadelesini Mezopotamya Ajansı‘na anlattı.
‘Gerilla üzerimizde büyük etki bıraktı’
12 Eylül darbesinin izlerini ve Amed Zindanı’na giden akrabalarının hikayelerini dinleyerek büyüdüğünü, 1991 yılında Vedat Aydın’ın katledilmesi üzerine arkadaşlarıyla birlikte gerillaya katıldığını belirten Zerya İpek devamında şunları anlattı:
“Hayal-meyal aklıma geliyor. Amed zindanı üzerimde büyük bir etki bıraktı, bazı düşüncelerin oluşmasını sağladı. 1988’den sonra arkadaşlar (gerilla) bizim köyün etrafına yerleştiler. 12 Eylül’ün etkisiyle aileler kendi aralarında gizli bir şekilde bu konuları konuşmaya başladılar. Bizim bile duymamızı istemiyorlardı. O zaman ‘Talebeler (Öğrenciler)’ deniliyordu, ‘Talebeler geldi, buradalar’ deniliyordu…İlk kez bir grup kadın arkadaşı gördüm, üniversite öğrencileri olduklarını öğrendik. Yavaş yavaş PKK’den ziyade gerilla ismi yaşamımıza girdi. Onlar üzerimizde büyük bir etki bıraktılar, heybetlilerdi.”
‘Zindanla ilgili çocukken anlatılanlar hafızamdaydı’
JİTEM sorgularında 28 gün boyunca ağır fiziksel ve psikolojik işkencelere maruz kaldığını kaydetti. Ayağının alçıda olmasına ve “pişmanlık” dayatmalarına rağmen mahkemede taviz vermediğini belirten Zerya İpek şunları söyledi:
“Ayağım alçıda olmasına rağmen işkenceler 28 gün sürdü. Çok eğitim almamıştım. Zindanla ilgili çocukken anlatılanlar hafızamda kalmıştı ve 15 gün gördüğüm eğitimde arkadaşların ‘Ne olursa olsun konuşulmaması gerek’ demesi aklımdaydı. Bir şey söylenirse devamı gelecek ve sonu olmayacak. Buna zemin vermemek gerekirdi. Bu bende bir zemin yarattı ve buna benim inadım da eklendi.”
‘Kadınlar kendilerini yeniden yarattı’
Günün her anını eğitimler, komün çalışmaları ve sanatsal aktivitelerle geçirdiklerini, zindan yıllarında ideolojik olarak bilinçlendiklerini vurgulayan Zerya İpek şunları ifade etti:
“Kadınlar orada kendilerini yeniden yarattı… Arkadaşlar araştırma yapar ve sunum yapardı. Üzerine tartışmalar olur, tutanaklar tutulur, onlar dışarıya gönderilirdi. Akşamları oturumlar yapar, tekmiller verilirdi. Komüncüler, eğitimciler farklı farklı tekmil verir, toplantılarını alırdı.”
’30 yıldan sonra dışarı çıkmak kolay değildi’
30 yıl 6 ayın ardından 2022 yılında zindan çıkan Zerya İpek duygularını şöyle dile getirdi:
“Kapıya ilk çıktığımda bir şok içindeydim, sanki bulutların üstüne çıkmıştım.. Farklı bir duyguydu. Son ana kadar çıkacağıma dair bir inanç yoktu. Sabah 9’dan 2’ye kadar içerde işlemleri bekledik. ‘Dışarı çıksan da biz buradayız’ mesajı veriliyordu. Sanki ‘Çıksan da seni geri getiririz’ deniliyordu. 30 yıldan sonra dışarı çıkmak kolay değildi. Bazı duygularım hala içeride. Fiziken çıktım ama içerde çok duygu kaldı. Sanki daha içerdeyim ve her zaman içerde olacağım hissi vardı. İçerdeyken sanki hep oradaydım duygusu hakimdi.”
‘Kimse bize barışı altın tepside sunmaz’
Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne dair değerlendirmelerde bulunan Zerya İpek, şu ifadeleri kullandı:
“Önderlik silahlı mücadelenin miladını doldurduğunu söyledi. Bir barış süreci başladı…Barışa inanmak gerek. İnanç olmasa çalışma olmaz. Bu halk barışı hak ediyor. Büyük bedeller verildi. Herkes bedel verdi. Bedellere sahip çıkmak gerek. Bir adım geri bir adım ileri olur ancak her açıdan inançlı olmamız gerek. Kimse bize barışı altın tepside sunmaz. ‘Bekle ve gör’ demek yerine herkes kendi birikimiyle sürecin içinde yer almalı.”
Haber: Dicle Müftüoğlu / MA









