İtalyan feminist aktivist Laura Quagliuolo, kalıcı barışın temel koşulunun Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü olduğunu vurgulayarak, Avrupa’nın AİHM kararları karşısındaki sessizliğini eleştirdi
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025’te yaptığı Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı ile Kürt sorununun demokratik çözümüne yönelik tartışmalar sürerken, uluslararası alandan gelen destek ve çağrılar da devam ediyor. İtalyan feminist aktivist, yazar ve Rete Jin kadın dayanışma ağı üyesi Laura Quagliuolo, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ni, Abdullah Öcalan’ın özgürlüğünün önemini ve AİHM kararlarını ANF‘ye değerlendirdi.
‘Öcalan’ın özgürlüğü barışın temel koşuludur’
Kürt sorununun çözümünde en önemli eşiğin Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü olduğunu, gerillaların silah bırakma adımlarının çok büyük bir aşama olduğunu belirten Laura Quagliuolo şunları söyledi:
“Türk devletinin geçmişten beri yaptığı ve bugün de sürdürdüğü gibi Kürt halkı artık baskı altında tutulamaz… Her şeyden önce en önemli mesele, Abdullah Öcalan’ın ve cezaevlerinde tutulan diğer yoldaşların özgürlüğüdür.”
‘Öcalan bir barış insanıdır’
Öcalan’ın yaklaşık 28 yıllık tecrit koşullarının kabul edilemez olduğunu, onun paradigmasının yalnızca Türkiye için değil tüm Ortadoğu ve dünya için bir umut olduğunu belirten Laura Quagliuolo şöyle konuştu:
“Daha önce de söylediğim gibi, Öcalan’ın özgürlüğünün güvence altına alınması gerekiyor. Halkla, kendi halkıyla konuşabilme özgürlüğünün sağlanması gerekiyor. Yalnızca toplantılara katılması değil, görüşlerini ifade edebileceği ve herkes tarafından duyulabileceği koşulların da oluşturulması gerekiyor. Çünkü bana göre o, bir barış insanıdır.”
‘Avrupa’nın sessizliği Türkiye’ye cesaret veriyor’
AİHM’in 2014 yılında umut hakkı ve ağırlaştırılmış müebbet cezası bağlamında Türkiye aleyhine verdiği kararın aradan geçen 12 yıla rağmen uygulanmamasını, Avrupa’nın tutumunu eleştiren Laura Quagliuolo şu sözlerle değerlendirdi:
“Konuşuyorlar ama Filistin’deki soykırım karşısında hiçbir şey yapmadılar. Avrupa’nın durumu böyle. Konuşuyorlar, ardından sessizliğe bürünüyorlar… Türkiye devleti ise bütün bu yıllar boyunca barış sürecini durdurmak, engellemek ve belediyelerine el koymak için ellerinden gelen her şeyi yaptı. Avrupa ise pek fazla bir şey yapmadı. Dolayısıyla bu sessizlik, Türkiye devletine, Erdoğan’a ve diğerlerine şu mesajı veriyor: İstediğinizi yapabilirsiniz.”
‘Kadınlar barışın en güçlü itici gücüdür’
Demokratik konfederalizm modelinin Kuzey ve Doğu Suriye başta olmak üzere farklı alanlarda toplumsal yaşamı inşa ettiğini belirten Laura Quagliuolo, kadınların barış sürecindeki rolüne dikkat çekti.
“Bu, bütün dünyanın temel meselelerinden biridir. Biliyorsunuz, kadınlar her zaman barışın, hem de çok güçlü bir şekilde, itici gücü olmuştur. Toplumu bir arada tutmak, barıştan söz etmek ve toplumsal birlikteliği korumak açısından her zaman çok önemli bir rol oynamışlardır. Bu, gerçekten çok ama çok önemlidir. Kuzey ve Doğu Suriye’de de kadınların toplum içerisindeki rolünün ne kadar önemli olduğu görüldü.”
Uluslararası toplumun ve Avrupa’nın Abdullah Öcalan’ın görüşlerini ve çağrılarını dikkatle dinlemesi gerektiğini sözlerine ekledi.
“Benim mesajım, Abdullah Öcalan’ın söylediklerini dinlemeleri, yazdıklarını okumaları ve uluslararası toplumdan neler beklediğini anlamalarıdır. Bence mevcut Papa da bunu anlamış durumda. Yani onun son genelgesini okursanız sanki o da Öcalan’ı okumuş gibi. Barış, toplum, kadınlar, gençler ve daha birçok konuda dile getirdiklerine baktığınızda bunu görebilirsiniz.”
Haber: Serkan Demirel / ANF









