İktidarın fon vurgunun etkilerinden bir an önce kurtulmak istediği görülüyor. İktidar içindeki güç merkezlerinin birbirini hedef alması, ekonomik faturanın büyüklüğü, kamuoyuna yansıyan bilgilerin iktidarın toplumsal temelinde yarattığı huzursuzluk ve seçim sathı mahalline girilmesi tabloyu daha da sertleştirebilir
Deniz Bakır
Fon vurgunu skandalının patlamasının üzerinden geçen iki aydan sonra Adalet Bakanı Akın Gürlek, soruşturmada hiyerarşik bir suç yapılanması tespit edildiğini açıkladı. Yapılan açıklamaya karşın 433 şüphelinin bulunduğu dosyada örgütün yöneticileri, siyasi bağlantıları ve adı geçen AKP’lilerin konumu belirsizliğini koruyor. Bakan’ın açıklamasına göre örgüt var ve dosyada adı geçen kişilerin büyük kısmı AKP bağlantılı. Ne var ki iktidarın ‘ucu kime dokunursa dokunsun temizlenecek’ açıklamaları iç temizlik söylemiyle AKP’nin temize çıkarılmaya ve soygunun asıl bağlantılarının üzerinin örtülmeye çalışıldığı izlenimi yaratıyor.
Buzdağının görünen yüzünde telaffuz edilen paranın geri verilmesi ve öne çıkan AKP’li isimlerin sorumluluklarının gizlenmek istendiği koşullarda ortadaki tek somut gösterge ‘feda’ edilebilecek isimlere düzenlenen operasyonlar.
Operasyonların son ayağında 6 kişi daha gözaltına alındı. Gözaltına alınan kişiler arasında SPK Eski Kurul Başkan Vekili Enver Usca, SPK Eski Kurul Üyesi Bülent Murat HAHOLU, SPK Eski Ortaklar Finansmanı Dairesi Başkanı Kürşat Sait Babuçcu, SPK Eski Piyasa Gözetim ve Denetim Daire Başkanı Ercan URKAN, BDDK Uygulama 4.Daire Başkanı Mustafa Alper TAŞ ve Tera Holding İdari işler direktörü Ümit SİNCANLI yer aldı.
Soruşturma kapsamında “suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma” ve “rüşvet” suçlarını işlediği iddiasıyla gözaltına alınan eski Borsa İstanbul AŞ Genel Müdürü Ergun da tutuklananlar arasında.
Fon vurgununda kaybın tutarı 173 milyar doları aşarken Strateji ve Bütçe Başkanlığı (SBB) tarafından Mart 2023’te yayınlanan Maraş ve Hatay Depremleri Raporunda depremin maliyeti yaklaşık 104 milyar dolar, Eski Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak döneminde Merkez Bankası’nın faizleri düşük tutmak amacıyla harcadığı iddia edilen tutar ise 128 milyar dolardı. Fon vurgunundaki 173 milyar dolarlık erime ise Türkiye’nin 2027 yılı bütçesinin yüzde 31,7’sine karşılık geliyor.
Suç örgütünde kimler var
Operasyon haberleri ve ödemelere dair yapılan bilgilendirme mesajlarının arasında Adalet Bakanı Akın Gürlek’in örgüt açıklamaları dikkat çekti. Fon vurgununa ilişkin konuşan Gürlek, üst düzey denetim mekanizmalarına çöken hiyerarşik bir örgütten bahsetti.
Gürlek, “Basit bir borsa manipülasyonu değil, suç yapılanması tespit edildi” diyerek “Karşımızdaki yapının basit bir borsa manipülasyonu ya da borsa vurgunu ile sınırlı olmadığı, kapsamlı bir suç yapılanması olduğu tespit edilmiştir. Üst düzey denetim mekanizmalarımıza sızan şebekenin varlığı bugün itibarıyla oldukça belirgin hale gelmiştir. Fon soruşturmasında piyasa dolandırıcılığı tespit edildi. Örgütsel yapının içindeki isimler sistemli ve hiyerarşik işbirliğinin delillerine ulaştık. Basit bir borsa manipülasyonu olmadığı tespit edilmiştir. Borsa manipülasonu yapanlar ve medya arasında işbirliği var. Finansal sistemin altyapısına ve bürokrasinin üst kademelerinin uzandığı tespit edilen organize yapının bağlantıları araştırılmaktadır” dedi.
Soruşturmada 433 şüpheli şahısın bulunduğunu söyleyen Gürlek, 112 şüphelinin tutuklandığını, 186 şüpheliye adli kontrol uygulandığını ve 38 şahısın firari olduğunu açıkladı. 359 gerçek kişi ve 111 tüzel kişi hakkında malvarlıkları hakkında tedbir uygulandığını da belirten Gürlek, “Yaklaşık 30 milyar TL gönüllü iade kapsamında TMSF’ye iade edildi” dedi.
Şimdiye kadar soruşturma kapsamında fon vurgunu ile bağlantılı olduğu ortaya çıkan ya da iddia edilenler AKP’li isimler eski AKP Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya, Osman Arıkan Nacar ile tatile çıktığı iddia edilen AKP Sözcüsü Ömer Çelik ve AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın yeğeni Üsame Erdoğan, AKP Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın oğlu Mustafa Yazıcı, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın özel kalemi Fatih Kılınç. Bunların dışında gözaltına alınan yâda tutuklanan ekonomi bürokratlarının hemen hepsinin atamalarının iktidar tarafından yapıldığı da sır değil.
İktidarın sıkıştığında bir suç örgütü açıklamasına başvurması ilk değil. Gerçekle hayalin iç içe geçtiği, neyin doğru neyin kurmaca olduğunun birbirine karıştırıldığı bu tip örneklerden hareketle ‘Fon örgütünün’ yeni bir kandırılma, mağduriyet ve iktidarın kendi içindeki güç dengelerinde sonuçları olabilecek bir mücadelenin parçası ve en nihayetinde artık bir sır olmayan bir kliğin tasfiyesine doğru ilerlemesi şaşırtıcı olmamalıdır. AKP’ye yakın çeşitli yayın ya da yazarlar tarafından ima edilen siyasi bağlantılar bu olasılığın dışavurumu olarak okunabilir.
AKP’ye yakın Yeni Şafak gazetesinin genel yayın yönetmeni ve yazarı Hüseyin Likoğlu’nun gazetede kaleme aldığı yazıda “Henüz kamuoyunun içini soğutacak nitelikte olmasa da bazı görevden alma ve tutuklamalar, ne pahasına olursa olsun sonuna kadar gidilmesi kararlılığı açısından önemli bir işaret olarak görülüyor. Ancak, hâlâ birtakım dirençler de söz konusu” dedikten sonra “Yaptığı işten pişmanlığı geçtim; ‘Oğlumu tutuklayacak daha anasından doğmadı, tek başıma yapmadım, sadece ben mi yaptım’ gibi hadsiz konuşmalar da kulaktan kulağa dolaştırılıyor. Öncelik şüphesiz krizin kontrol altına alınıp, mağdurların haklarının ödenmesi… Ancak meselenin esas boyutu çok daha kapsamlı bir şekilde ele alınmalı” ifadeleri bu bakımdan dikkat çekici. Yazarın yazısında Hayati Yazıcıyı ima ettiği iddiaları yalanlansa da kullanılan ifadeler ve telaffuz edilen isimler güç çekişmesinin boyutunu göstermesi bakımından not edilmeli.
Sonuç olarak Gürlek, soruşturmanın ulaştığı her noktaya gideceğini ifade etse de iddia edilen suç organizasyonunun yöneticisinin kim olduğu, örgütün kurucu kadrosu ve karar verici hiyerarşik şeması yâda bilinen sır(!) olan ‘siyasi ayak ’ sorularının cevapları bu güç mücadelelerinin içinden çıkabilir. Çürüme kokuları gizlenemez hale gelmiştir. Mesele kokunun kaynağına gidilip gidilmeyeceğidir.
İktidarın fon vurgunun etkilerinden bir an önce kurtulmak istediği ortada. İktidar içindeki güç merkezlerinin birbirini hedef alması, ekonomik faturanın büyüklüğü, kamuoyuna yansıyan bilgilerin iktidarın toplumsal temelinde yarattığı huzursuzluk ve seçim sathı mahalline girilmesi tabloyu daha da sertleştirebilir.







