• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
1 Kasım 2026 Pazar
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Gündem Güncel

Cumartesi Annesi Tosun: Galatasaray mücadele meydanıdır

11 Eylül 2018 Salı - 14:00
Kategori: Güncel, Manşet

Galatasaray Meydanı’nda 23 yıldır eşini arayan Hanım Tosun, Cumartesi Anneleri’nin eyleminin yasaklanmasına tepki göstererek, “Kayıp yakınlarının bir mezarı olmadığı için Galatasaray bir yas yeridir. Bir mücadele meydanıdır” dedi.

Kayıplarını bulmak ve faillerin yargılanması talebiyle her hafta kızıyla birlikte Galatasaray Meydanı’na gelen isimlerden biri Hanım Tosun. Yalnız 25 Ağustos’tan bu yana diğer Cumartesi İnsanları gibi Tosun ve kızı da Galatasaray Meydanı’na gidemiyor. 23 yıldır adalet ve hukuk diyerek elinde bir adet karanfil ve eşinin fotoğrafıyla Galatasaray Meydanı’nda oturan Tosun, 3 haftadır eylemlerinin yasaklandığını ifade etti.

 ‘Benim hikayem 1991’de başladı’

“Benim hikayem 1991’de başladı” diyen Hanım Tosun’un eşi Fehmi Tosun, 1991’de gözaltına alındıktan 22 gün sonra tutuklanmıştı. Eşi tutuklandığında en küçük çocuğu 5 aylık olan Tosun, bir yandan çocuklarına bakmaya çalışırken, diğer taraftan tütünle uğraşıyordu. Eşinin cezaevinde kaldığı süreçte ağabeyi ve babasını kaybeden Tosun, köylerinin yakılmasından sonra 5 çocuğunu da alarak Diyarbakır’a kayınpederinin yanına taşındı. 3 yıl 9 ay sonra cezaevinden çıkan Fehmi Tosun ise, polis baskısından kurtulamamıştı. Polisler hala eve gidip geliyor, Fehmi Tosun’u sormaya devam ediyordu.

‘İstanbul’un göbeğinde evimizin önünde kaçırdılar’ 

Kısa bir süre sonra eşi Fehmi Tosun’un İstanbul’a gitmesiyle Hanım Tosun da, çocuklarını alarak İstanbul’a taşındı. Yeni bir hayat kurmak isteyen aile burada da rahat değildi fakat. Fehmi Tosun adım adım takip ediliyordu çünkü. Takvimler 19 Ekim 1995’i gösteriyordu. Akşam 19.00 sıralarında evine gelmeye çalışan Fehmi Tosun,  Avcılar’daki evinin önünde ellerinde telsiz ve silah olan kişiler tarafından beyaz bir Renault araca bindirildi. Fehmi Tosun “Beni kaçırıyorlar, öldürecekler” diye bağırmaya başladı. Çocukları ve eşi Hanım Tosun arkasından koştu çığlık çığlığa. Tosun, ikinci kez eşinden ayrılıyordu. Fakat bu kez farklıydı. Bu, eşini son görüşü olacaktı. Tosun, “İstanbul’un göbeğinde evimizin önünde kaçırdılar Fehmi’yi.  Biz ona hiçbir şey yapamadık. Bundan daha zor bir süreç bilmiyorum” sözleriyle anlatıyordu o anı. Tosun’un eşi kaybedildiğinde en küçük çocuğu 5, en büyüğü ise 15 yaşındaydı. Tosun, o süreci şu sözlerle anlatıyor: “İHD’ye gidip geliyor, her yerde Fehmi’yi arıyordum. Bazen yol parası bulamıyordum. İlk kiramızın zamanı gelmişti. Eve gidip geldikçe kızıma ‘ev sahibi geldi mi?’ diye soruyordum. 12 yaşındaki kızım ve yeğenim tekstil atölyesinde çalışıyordu. zorlandım. Çevremizden kimse yardımcı olmadı.

‘Tosun dosyasında, etkin bir soruşturma yapılmadı’ 

Tosun’un 6 ay boyunca başvurmadığı yer kalmamıştı. Eşine dair tek bir haber alamayınca çareyi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvurmakta buldu. Çocuklarını bir tanıdığa emanet ederek Cenevre’ye gidip geldi. Dava ise ancak 2003 yılında sonuçlandı. Davada hükümet AİHM’e verdiği savunmada “Hükümetimiz Fehmi Tosun’un kaybolması olayının meydana gelmesinden dolayı üzgündür. Bir kimsenin kaybolması olayı hakkındaki soruşturmanın eksik yapılmasının, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 2’nci maddesinin ihlalini oluşturduğu kabul edilmektedir” dedi ve yaşam hakkı ihlallerinde gerekli tüm önlemleri alıp, etkili soruşturmaların yürütülmesini zorunlu kılan talimatları vermeyi taahhüt etti. Ama bugüne kadar Tosun dosyasında, etkin bir soruşturma yapılmadı.

‘Bana sormayın siz benden daha iyi bilirsiniz’

Tosun ise eşini aramaktan bir an olsun vazgeçmedi. Diğer kayıp yakınlarının da bulunduğu Yakınlarını Kaybedenlerle Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (YAKAYDER) yönetiminde yer aldı. Gözaltına alındığı bir tarihte ifadesini alan polisin kendisine YAKAYDER’i sorduğunu belirten Tosun, “Polis bana ‘Kim kayıp?’ dedi. ‘O soruyu bana sormayın siz benden daha iyi bilirsiniz. Benim eşim gözaltında kaybedildi’ dedim. Sinirlenerek masaya vurdu. ‘Sen ne diyorsun?’ dedi. Dışardan birileri geldi. Ne oluyor diye. Polis ‘Fehmi’yle ilgili ne varsa bana getirin’ dedi. Sonra iki büyük dosya geldi. Biri için şifreli konuştu. Dosyada bir şeyler okuyup saydı. Hiç bilmediğim şeyleri söyledi. Ben o zaman emin oldum ki benim eşim terörle mücadelenin içinde kaybedildi. O kadar şey söyledi ki bunları biliyorlarsa her şey devletin arşivlerinde mevcut. Kimin nasıl defnedildiği her şey var” diye belirtti.

‘Galatasaray bizim sesimizi duyurduğumuz yer’ 

23 yıldır Galatasaray Meydanı’nda çocuklarıyla birlikte oturan Tosun, “Galatasaray bizim sesimizi duyurduğumuz yer. Bir insan ölüyor kaldırıyorsun cenazesini defnediyorsun. Ondan sonra o mezara gidip dua edebiliyorsun. Su dökebiliyorsun. Kayıp yakınlarının bir mezarı olmadığı için Galatasaray bir yas yeridir. Bir mücadele meydanıdır” diyor. 700’üncü haftada polisin müdahalesine tepki gösteren Tosun, sözlerini şöyle tamamlıyor: “Merhameti, vicdanı olan devlet bize bayram haftası saldırmazdı. Evet güç onlarındır ama hak da bizimdir. Biz haklı olarak bu hakkımızdan vazgeçmeyiz. Bu bitmeyen bir şey. Biz bu acıyı unutmuyoruz. Unutmayacağız. Bir gün ben de büyüklerimizin gittiği gibi gideceğim. Ama kızım, torunlarım bu mücadeleyi sürdürecek. Çünkü bu basit bir olay değil. Benim çocuklarımın babasının mezarı yok. Bu nasıl unutulur? Bunun hesabını sorarlar. Biz buraya kadar getirdik. Bundan sonra da hesabını soracaklar.”

MA / Melike Ceyhan 

 

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

İHD: 696 sayılı KHK kaldırılmalı

Sonraki Haber

Tutuklu avukat Aşçı: Adalet bir duygudur

Sonraki Haber

Tutuklu avukat Aşçı: Adalet bir duygudur

SON HABERLER

DEM Parti’den Kobanê mesajı: Demokratik Suriye inşa edilmeli

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Gazeteci Arı: Bin TL’niz yoksa Sincan’da soğutasınız

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Mısırlı avukat Suzan Nada: Yaşanan krizlere karşı ortak mücadele yürütülmeli

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Figen Yüksekdağ’dan konferansa mesaj: Kadınların dayanışması çok şeyi değiştirebilir

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Kobanê düşmedi, direniş tarihe geçti

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Polen Ekoloji Kolektifi: COP’lar sermayenin pazaryeri

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Konferans ikinci gününde: Barışın Siyasal Sorumluluğu: Demokratik Çözüm, Meclis ve Siyasi Partiler oturumu sürüyor

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
[email protected]

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır