• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
1 Kasım 2026 Pazar
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar

Ören’den sevgilerle – Pakrat Estukyan

Yeni Yaşam Yazar: Yeni Yaşam
18 Haziran 2019
Kategori: Yazarlar
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Ülke gündeminin dışında kalmaya meğer ne çok hasret kalmışız. Bu haftanın yazısı İstanbul’un keşmekeşinden uzakta, Ege’nin sakinliğinde, dinginliğinde yazılıyor. Gecenin geç bir saatinde, kumsalda, komşu masadan konuşmaya başlayan sarı tamburanın tınıları, farkında olmaksızın o yöne çekiyor insanı. Komşu masa içten bir baş selamıyla buyur ediyor meraklı, hevesli yakınlaşmamızı. Neşet Ertaş, Mahzuni Şerif türkülerine mırıldanarak eşlik ediyoruz. “Rakı şişede durduğu gibi durmaz midede” diye söylenegelen sözü anımsıyorum. Doğrudur, rakı, şişede durduğunda böylesi huzur vermez insana. Ânı yaşamanın tadını çıkarıyoruz Ören’de. 36 yıllık bir aradan sonra ikinci kez buralardayız. O zaman Ruhi Su hayattaydı ve yaz aylarını Ören’de geçirirdi. Şimdi, Öğretmenler Mahallesi’nde bir sokak adı olarak hatırası korunuyor. Bizdeki hatıraları ise çok daha sıcak, çok daha içten, içerden… Burada olup Ruhi Su’yu, eşi Sıdıka hanımı anmadan geçemiyor insan. Onun ‘Hasan Dağı’ türküsü dolanıyor dilimize.

Bu sütunun okuyucuları için tuhaf bir köşe yazısı olduğunu farkındayım. Alışkanlığımız, Devlet Bahçeli’nin “Kürt kökenli kardeşlerim, kardeşlerimiz bizim canımızdır, ciğer parelerimizdir. Kürt kökenli kardeşlerimin alayını muhabbetle kucaklıyorum” sözlerini yorumlamamızı gerektiriyor. Ama hiç kusura bakmayın, bugün o havalarda değilim. Hepi topu iki cümle içinde bu kadar çok kabul edilemez ifadenin hangi birine değineyim? Kürt demeye cesaret edemeyip ‘Kürt kökenli’ deyişine mi? Söylemekten dilimde tüy bitti “Ben Ermeni kökenli falan değil, düpedüz Ermeni’yim” diye. Ama insanlar, özellikle de Türk ‘kökenli’ olmayıp kendini Türk olarak tanımlayanlar ısrarla bu tanımı kullanmaya devam ediyorlar. Ama bunu da yadırgamamayı öğrendik. Çok tanınmış, çok okunan bir köşe yazarı utanmadan, sıkılmadan, hicap duymadan “Babam Çerkez’dir ama ben Türküm” deyivermişti TV ekranından. İşte ona ‘Çerkez kökenli’ denebilir ama kendini Çerkez, Laz, Kürt, Ermeni, Rum, Süryani, Boşnak veya Arnavut olarak tanımlayan hiç kimseye ‘kökenli’ diye hitap edilmez. Ya ‘ciğerim, ciğerparemiz’ sıfatlarına ne demeli? Bu ne laubalilik böyle? Ben henüz Kürt olmanın bilincine varıp da Bahçeli’ye ciğerim, ciğerparem diyen birine rastlamadım. “Kürt kardeşlerimi muhabbetle kucaklıyorum” sözünü nasıl söyleyebilirsin? Hazret, “Taş üstünde taş, omuz üstünde baş koymayın” demişti Cizre’nin, Nusaybin’in bodrumlarında insanlar katledilirken. Bu şehir halklarının mı alayını muhabbetle kucaklıyor Bahçeli?

İster tuhaf bulun, ister bulmayın, bu konulardan konuşacak havada hiç değilim. Güneş Kaz dağlarının üzerinde batıyor, yanımda Ari’nin mucize oyuncağı, Volkswagen minibüs kılıklı bir kutudan ve YouTube üzerinden Metin-Kemal Kahraman’ın ‘Göçmeyen Kuşlar’ şarkısını dinliyoruz. İda Dağı’nı seyrederken güzel insan Tuncel Kurtiz’i anıyoruz. Vasiyeti üzere gömülemeyen, son isteği reddedilen Tuncel Kurtiz’i. Bu hafta sonu İstanbul’un Büyükşehir Belediye başkanını belirleyecek olan seçime odaklandı Türkiye. Ben ise Ören’de Ali Baba’nın derme çatma meyhanesinde garsonluk yapan Ceren’e odaklanmayı tercih ediyorum. Lise son sınıf öğrencisi olan Diyarbakırlı Ceren, türkü söylemeyi çok sevdiğini, ama sesinin güzel olmadığını anlatıyor içlenerek. Ben ise ona türkü söylemenin sesle değil, yürekle alakalı olduğunu söylüyorum. Gözlerinin içi gülüyor sevinçten. Onun sevinci benim için Binali Yıldırım’ın veya Ekrem İmamoğlu’nun kazanma sevincinden çok daha değerli şu anda.

İsterdim, hem de çok isterdim ama sürekli böyle yazılar yazacak halde değilim. Siz bu yazıyı okurken ben haftalık rutinime çoktan başlamış olacağım. Dünyanın gamı, kasaveti tepeme yığılmış gibi hissedeceğim. Tez geçecek bu günler, ama ant olsun, ihanet etmem bu günlere. Gene gelirim. Hani Ece Temelkuran demişti ya, “Rakı içmek günah değil benim kitabımda. Beraber içtiğin dostları unutmak günah” diye, işte öyle, unutmamacasına gene geleceğim. Bir yandan Volkswagen minibüs kılıklı müzik kutusunu beslemek gerek. Şu an Atilla İlhan şiirlerini Ahmet Kaya’nın sesinden dinliyoruz. Sırada Cem Karaca: “Ben suyumu kazandım da içtim. Ekmeğimi böldüm de yedim. Alkışı duydum, ihaneti gördüm…” Üç günlük mola iyi geldi, darısı tatil yapamayanlara.

Yeni Yaşam

Yeni Yaşam

İlgiliYazılar

Beklemek/bekletmek ve palyatif çözümler 

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

İzlendiği gibi devlet, süreç için atılması gereken adımları atmıyor. Buna rağmen yetkililer, “her şeyin olumlu yönde ilerlediğine” dair açıklamalar yapıyorlar. ...

‘İnsanlık onuru işkenceyi yenecek’

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Ahmet Oğuz diye bir arkadaş var, durumu hiç iç açıcı değil. Kalbi delik ve 2-3 yıl önce felç olmuştu; şu...

Quto’ya derdimi nasıl anlattım?

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

AKP Hava Yolları’na bağlı Türkiye “tayyaresi” türbülansta… Pilot kontrolü kaybetmiş. Tayyare irtifa kaybediyor. Trafik açısından durum böyle. Siyaset açısından durum ne?...

Bekleme salonundaki toplum

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Aynı hafta içinde iki görüntü yan yana düştü. Biri Boğaz kıyısında, Ortaköy'deki bir yalıda düzenlenecek Amedspor dayanışma gecesinin davetiyesi; öteki...

Araba çılgınlığına dair…

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

‘Eğer hem insanlarla ve hem de doğayla kaybettiğimiz ilişkiyi yeniden kurmak istiyorsak, arabanın yarattığı sorunlara radikal bir çözüm bulmamız gerekecek’...

103. yılında cumhuriyet ve demokratik dönüşüm sorunu

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

Cumhuriyet’e giden yollar döşenirken o ilk günlerde dönemin toplumsal dokusu bütünüyle göz ardı edilmedi. Padişahlıktan, kulluktan, iç ve dış çöküntüden,...

Sonraki Haber

Dicle Vadisi’nden uzak durun!

SON HABERLER

Süreç hapishanelere uğramıyor

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Beklemek/bekletmek ve palyatif çözümler 

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

‘İnsanlık onuru işkenceyi yenecek’

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Neoliberalizmin enkazı: Fransız Cumhuriyeti

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Jin Dergi’nin yeni sayısı yayında

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Quto’ya derdimi nasıl anlattım?

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Bekleme salonundaki toplum

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
[email protected]

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır