• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
1 Kasım 2026 Pazar
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar

Andımız sömürüsüz yaşamdır! – Aziz Ferman

Yeni Yaşam Yazar: Yeni Yaşam
9 Haziran 2019
Kategori: Yazarlar
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Türkiye’de emek verenlerin, ekmek uğruna canlarını yitirmediği bir gün dâhi geçmiyor. Bu durum ‘Neler oluyor Türkiye’de?’ sorusunu her an sormamıza ve bunun üzerine kafa yormamıza neden oluyor. Cevabı ise bir o kadar düşündürücü ve de trajik.

Türkiye’nin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yaşanan işçi ölümlerinin ardından gelişen tepkilere cevaben söylediği ‘öleni an, mücadeleye devam’ sözü tarihin sömürü ve sınıflı yaklaşımına tekrar ayna tutuyor. Ve belki de bu söylem paralı kölelik sistemini daha çok derinleştirerek ve daha da büyüteceğinin zemini oluyor. Özcesi; paranızı veriyorsak, ekmek alabiliyorsanız ve hala yaşayabiliyorsanız neden daha fazlasını istiyorsunuz demek istiyor. Mücadeleden kasıt ses çıkarmadan ölene kadar çalışmaktır. Bu sözleriyle aynı zamanda ne yaptığını, neye hizmet ettiğini, kime kazandırdığını, doğaya insanlara ne kadar zarar verdiğini düşünme! ve de yanında yaşamı örmek isterken can verenleri sadece anarak yetin demektedir. ‘An’ yani ağla sızla ve sus daha fazlasına kalkışma. “Gezi benzeri olaylara asla izin vermeyeceğiz” derken pratik politikasını da bu söylemler üzerine inşa etmektedir. İnsan canının hiçbir şeye tekabül etmemesi, doğa katliamları, ekolojik dengesizlikler ve en önemlisi de sınırsız sömürüyü ifade edecek tek cümle; ‘öleni an, mücadeleye devam’dır. Bu cümle bile başlı başına var olan devlet daha doğrusu iktidar stratejisini en somut şekliyle ortaya koymaktadır. Yıllardır yaşanan işçi ölümleri, doğa talanı ve insan sömürüsünü anlamak için bir soru soruyoruz: ‘Türkiye’de ne oluyor?’ Cevabını ise hızla ve tüm çıplaklığıyla yaşamda buluyoruz: “Sınırsız sömürü ve gasp.”

Ülkede yaşanan bu sorunlar her iki uç arasında gidip geliyor. Bir yandan var olan iktidar politikaları sebebiyle ölümlerin bile olağanlaştığı sömürgeci düşünce tarzı diğer yandan da güvencesiz çalışmanın bir hak ihlali, insanlık ayıbı olduğu gerçeği ile ortada duran emekçilerin ahlaki-politik mücadelesi. Birbiri ile kesinlikle uzlaşmayacak ve uzlaşılmaz olan iki uç düşünce ve yürütülen hak mücadelesini bastıran, yok sayan ve anlamsızlaştıran bir sistem var. Daha dün Kocaeli’nde muhtemelen yol parası olmadığı için bayrama gidemeyen ve kirasını ödemeyecek durumda olduğu için de fabrikada kalmak durumunda olan dört işçi, yanarak can verdiler. Bu ölümlere yenileri eklenecek mi bilemiyoruz, fakat yaşanan daha nicelerini biliyoruz.

Yerleştirilemediği için canına kıyan öğretmen adaylarını, çocuğunun istediği şeyleri alamadığı için intihar eden babaları, kendi ihtiyaçlarını dahi karşılayamadığı için suya atlayarak can verenleri, Suruç’ta evine dönerken polisler tarafından taranan işçileri, Ankara’daki mitingde barış istemek için alanlara çıkan emekçilerin içlerinde patlayan bombaları ve somadaki maden patlamasında yitiren 307 canı da biliyoruz. Peki, bu duruma daha ne kadar deyim yerindeyse ‘mücadeleye devam’ ederek cevap olabileceğiz, işte bu büyük bir muammadır. Doğru yol olarak gösterilen bu ‘mücadele’ daha birçok canı alacaktır, bu mücadele tarzıyla da dün yaşananlar bugünümüzü ve yarınımızı da belirleyecektir. Fakat gerçekten mücadele edenlerin; 1 Mayıs 1977’de direnerek alana girenleri, gezi protestolarında günlerce direnenleri ve en son Türkiye’de yaşanan tüm haksız ve hukuksuzluklara karşı direnen açlık grevi direnişçilerini de bilmekteyiz. Bu nedenle doğru mücadele mutlaka doğru sonuca götürecek gerçeğinin bize gösterdiği sonuçlarla da var olan sistemi kabul etmemenin en doğru yol olduğunu da görmekteyiz

Yeni Yaşam

Yeni Yaşam

İlgiliYazılar

Beklemek/bekletmek ve palyatif çözümler 

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

İzlendiği gibi devlet, süreç için atılması gereken adımları atmıyor. Buna rağmen yetkililer, “her şeyin olumlu yönde ilerlediğine” dair açıklamalar yapıyorlar. ...

‘İnsanlık onuru işkenceyi yenecek’

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

Ahmet Oğuz diye bir arkadaş var, durumu hiç iç açıcı değil. Kalbi delik ve 2-3 yıl önce felç olmuştu; şu...

Quto’ya derdimi nasıl anlattım?

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

AKP Hava Yolları’na bağlı Türkiye “tayyaresi” türbülansta… Pilot kontrolü kaybetmiş. Tayyare irtifa kaybediyor. Trafik açısından durum böyle. Siyaset açısından durum ne?...

Bekleme salonundaki toplum

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

Aynı hafta içinde iki görüntü yan yana düştü. Biri Boğaz kıyısında, Ortaköy'deki bir yalıda düzenlenecek Amedspor dayanışma gecesinin davetiyesi; öteki...

Araba çılgınlığına dair…

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

‘Eğer hem insanlarla ve hem de doğayla kaybettiğimiz ilişkiyi yeniden kurmak istiyorsak, arabanın yarattığı sorunlara radikal bir çözüm bulmamız gerekecek’...

103. yılında cumhuriyet ve demokratik dönüşüm sorunu

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

Cumhuriyet’e giden yollar döşenirken o ilk günlerde dönemin toplumsal dokusu bütünüyle göz ardı edilmedi. Padişahlıktan, kulluktan, iç ve dış çöküntüden,...

Sonraki Haber

Eylemlerimizin temelini oluşturan kavram- Gülcan Dereli

SON HABERLER

Jin Dergi’nin yeni sayısı yayında

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Süreç hapishanelere uğramıyor

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

Beklemek/bekletmek ve palyatif çözümler 

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

‘İnsanlık onuru işkenceyi yenecek’

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

Neoliberalizmin enkazı: Fransız Cumhuriyeti

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

Quto’ya derdimi nasıl anlattım?

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

Bekleme salonundaki toplum

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
[email protected]

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır