• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
1 Kasım 2026 Pazar
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar

Halkın Dersim’i ile devletin ‘Tunç eli’-Pakrat Estukyan

Yeni Yaşam Yazar: Yeni Yaşam
28 Mayıs 2019
Kategori: Yazarlar
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Tarih boyunca bağımsız kalmış, bağımsızlığını korumuş olan Dersim, 1938’de bu özelliğini trajik bir şekilde yitirmiş, devlet güçlerinin soykırım niteliğindeki ‘Tunç eli’ operasyonuna yenik düşmüştür.

Devlet, şehri fethetmekle yetinmemiş, Roma İmparatorluğu’ndan gelme bir anlayışla, şehir halkının gururunu da çiğnemeyi görev bilmiştir. Bölgenin öz savunmasını kırdıktan sonra, yine bu topraklarda egemenlerin kadim bir geleneği olarak halkını da sürgün etmiştir. Zaferini taçlandırmak için şehrin tarihî adını yok ederek, halkı sürekli aşağılamak üzere, sadece il merkezini değil, tüm vilayeti askeri operasyonun adıyla ‘Tunceli’ olarak adlandırmıştır.

31 Mart 2019 yerel seçimlerinden sonra M. Fatih Maçoğlu’nun başkanlığında şekillenen yeni belediye meclisinin ilk kararlarından biri, şehrin adının ‘Dersim’ olarak tescil edilmesi oldu.

“Kentimizin kültürü, tarihi ve inanç biçimini yaşatmak adına belediyemiz hizmet binasında bulunan tabelada yazılı ‘Tunceli’ ibaresinin değiştirilerek yerine ‘Dersim’ ibaresinin yazılması oy çokluğuyla kabul edildi.”

Hükümetin ortağı ve siyaset belirleyeni konumundaki Devlet Bahçeli, bu kararı “Komünist şarlatanlık” olarak nitelemiş ve oldukça ağır cümlelerle eleştirmişti.

“Türkiye’de resmi olarak Dersim ismiyle anılan bir vilayet yoktur, olamayacaktır. Komünist ve bölücü komploya göz yummak, alttan almak, sessiz kalmak feci akıbetlere davetiye çıkaracak, beka düzeyinde tehlikelere kapı aralayacaktır. Hiç kimse aldığı oy ve desteğe güvenmemelidir. Hiç kimse Türk milletinin hassasiyetleriyle oynamaya kalkışmamalıdır” diyen Bahçeli, konuşmasını veciz bir ifadeyle, “Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir” diyerek sonlandırdı.

Resmî tarih yazıcılarına göre 1938’de yaşanan, devletin egemenliğine başkaldıran, vergi ve asker vermeyi reddederek devlete isyan eden eşkıyanın yok edilmesidir. Dönemin basını bu algının yerleşmesi konusunda çok önemli bir işleve sahip olmuştur. Öncelikle, uzun bir hazırlık aşamasının ardından gerçekleştirilen ele geçirme operasyonunu ‘isyan bastırma’ olarak kazımıştır zihinlere. Hızını alamamış, isyanı bastırarak bölgeye medeniyet götürüldüğünü iddia edebilmiştir.

İşin aslı ise, tekçi bir ulus inşasına girişen yeni devletin, birden fazla aykırılıklar içeren bir yapıya tahammülsüzlüğü ile açıklanabilir. Ulus-devlet anlayışının temel harcı Türk ve Sünni İslam temelinde karılınca, Kızılbaş-Alevi inancı, Zaza dili ve kültürü yeterince ayrıksı bir görüntü oluşturuyordu. Üstelik bölgede halen ciddi oranda Ermeni varlığı da devlet aklı için bir kaygı unsuru oluşturuyordu. 1919’dan başlayarak, ‘Kurtuluş Savaşı’nın önemli dayanaklarından biri 1915’de sürülen Ermenilerin geri gelerek gasp edilen mallarını geri alacağı, hatta intikam alacağı söylemi üzerine kurgulanmıştı. Geniş köylü kitlelerinin Kurtuluş Savaşı’na katılımı bu tehdit ile sağlandı. O yüzden de bu savaş ülkeyi işgal eden Fransız, İtalyan, İngiliz, Rus ve Yunan askerlerinden çok, ülkenin vatandaşı olan Hıristiyan halklardan ‘kurtulmanın’ savaşıydı. Bu sosyopsikolojik iklim içinde Dersim her zaman koparılıp atılması gereken bir çıbanbaşı olarak görüldü.

Valinin kapısında ‘Tunceli’, belediye başkanının kapısında ‘Dersim’ yazması basit bir isim ihtilafı değildir. Bu ayrışmanın arkasında çok daha derin bir hikâye var. Bu hikâyeyi görmek, bilmek ve anlatmak zorundayız.

Korku filmlerinde sıkça işlenen bir temadır, haksızlığa uğrayanların ruhları yüz yıl sonra da olsa, o haksızlığı görmezden gelenlerle hesaplaşır. Türkiye’de haksızlığa uğrayarak kefensiz gömülenlerin, hatta gömülmeye dahi layık görünmeyenlerin ruhları daha uzunca bir süre aramızda gezecek ve hesap soracaklar. Üstelik zaman ilerledikçe o ruhların sayısı da fena halde artıyor.

Bu kâbustan kurtuluşun yolu eski günahlardan arınmaktan geçer, ama devlet geleneği arınmayı, yüzleşmeyi bir yana koymuş, yeni günahlar yaratmaya devam ediyor. Varlığını, bekasını zorbalıkla sağlamayı benimsemiş, aykırı bulduğu her şeyi ezmeye kararlı bir devlet aklı var karşımızda.

Yeni Yaşam

Yeni Yaşam

İlgiliYazılar

Beklemek/bekletmek ve palyatif çözümler 

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

İzlendiği gibi devlet, süreç için atılması gereken adımları atmıyor. Buna rağmen yetkililer, “her şeyin olumlu yönde ilerlediğine” dair açıklamalar yapıyorlar. ...

‘İnsanlık onuru işkenceyi yenecek’

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Ahmet Oğuz diye bir arkadaş var, durumu hiç iç açıcı değil. Kalbi delik ve 2-3 yıl önce felç olmuştu; şu...

Quto’ya derdimi nasıl anlattım?

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

AKP Hava Yolları’na bağlı Türkiye “tayyaresi” türbülansta… Pilot kontrolü kaybetmiş. Tayyare irtifa kaybediyor. Trafik açısından durum böyle. Siyaset açısından durum ne?...

Bekleme salonundaki toplum

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Aynı hafta içinde iki görüntü yan yana düştü. Biri Boğaz kıyısında, Ortaköy'deki bir yalıda düzenlenecek Amedspor dayanışma gecesinin davetiyesi; öteki...

Araba çılgınlığına dair…

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

‘Eğer hem insanlarla ve hem de doğayla kaybettiğimiz ilişkiyi yeniden kurmak istiyorsak, arabanın yarattığı sorunlara radikal bir çözüm bulmamız gerekecek’...

103. yılında cumhuriyet ve demokratik dönüşüm sorunu

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

Cumhuriyet’e giden yollar döşenirken o ilk günlerde dönemin toplumsal dokusu bütünüyle göz ardı edilmedi. Padişahlıktan, kulluktan, iç ve dış çöküntüden,...

Sonraki Haber

Yeni demokratik görevleri unutmayalım-Ömer Ağın

SON HABERLER

Konferans ikinci gününde ‘Doğanın ve Yaşamın Özgürleştirilmesi Mücadelesini Konuşuyoruz’ oturumuyla sürüyor

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Amedspor Eyüpsporu 5-1 mağlup etti

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Arzoxlî’de GES projesine karşı çadır nöbeti 11’inci gününde, Cixsê’de direniş 93’üncü gününde devam ediyor

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Xarpet’te halk buluşmasında Öcalan’ın özgürlüğü vurgusu

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Van YYÜ’deki ihale, yurt ve personel usulsüzlükleri Sayıştay raporuna yansıdı

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Google Finlandiya’da veri merkezi için 400 bine yakın ağaç kesti

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Birçok kentte 1 Kasım açıklaması: Kobanê güç vermeye devam ediyor

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
[email protected]

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır