• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
1 Kasım 2026 Pazar
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar

Yaşam hakkı savunuculuğu-Güner Yanlıç 

Yeni Yaşam Yazar: Yeni Yaşam
11 Mayıs 2019
Kategori: Yazarlar
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Ekoloji en basit haliyle yaşama bilgisidir deriz. Bu yaklaşımla çoğu kez biz de doğayı, insanı ve insan dışı diğer canlıları savunur ve kendimizi yaşam savunucusu olarak tanımlarız. Ekoloji mücadelesi de radikal bir demokrasi mücadelesidir deriz. En basit şekilde kim için ve ne için soruları bizi doğru cevaba götürür.

Burada biz insana yaklaşım üzerinden bakacağız. İnsanı ve doğayı meta olarak görüp sonsuz sömürüyü kendine hak gören ve bunu kendi özel hukuku ile yapan bir sistem. Diğer tarafta tam da bizim baktığımız yerden bakan insan-doğa birlikte barışık dayanışmacılığı üzerine kurulu her türlü metalaştırmaya, sömürüye karşı olan bir ekoloji anlayışını savunuruz. Bizler insan ve insan dışı tüm canlıların yaşama hakkını savunuruz.

Kapitalizm ve iktidarların çevrecilik anlayışına göre insan dışı canlıların yaşama hakkını savunmak/korumak tepki almayacağınız bir hak savunuculuğudur. En çok da hayvan ve doğa savunuculuğu popüler, sistemin saldırılarına maruz kalmayan bir anlayıştır; çünkü onu besleyen ve destekleyen bir anlayıştır. İtiraz etmeden doğa ve hayvanların saldırı ve tahribatlarının sebebi olarak kapitalist sistemi ve onun temsilcisi merkezi iktidarı görmemek barışık olmak demektir. Böylelikle istedikleri bir ekoloji anlayışına sahip olup, sürdürülebilirliğine hizmet ettirir ve asla eleştiri mekanizması işletmez, etliye sütlüye dokunmaz, apolitik olmayı doğru tutum sayarlar. Korku ve kaygılarının arkasına ‘’politik-siyasi’’ bir konudur söylemiyle geçiştirirler.

Yunanistan’da yanan ormanlara tepki gösterir-koşarlar da Dersim’de Cudi’de, Gabbar’da, Bagok’ta olana kör-sağır-dilsizdirler. Ormanı koruma adına ormanlaşma yaparlar da ülkede bölücülük yapıp o taraf bu taraf diye ayırıp ağaç bile dikmeyen bir anlayışa sahiptirler. Buralar da yanan ormanları, ağaç kesimlerini görmezler.

Tarih ve kültürel miras alanlarındaki mekân ve toplumsal, tarihsel hafızaya dair izler yok edilirken siyasi olarak nitelendirilerek; Allianoi sularla kaplanınca ses olunur, Hasankeyf sular altında bırakılınca ya da Sur yıkılınca sessiz olunur. Böylelikle kapitalizmin çevrecileri yapılan her türlü ekolojik tahribatı da makbul saymış olurlar. Bu şekilde sisteme yaranılması, asıl savunmamız gereken ekoloji alanın ruhuna ve politiğine aykırıdır. Hak-yaşam savunuculuğu adına sadece bir alan dolduruluyorsa, boşaltılması da en doğrusu olur.

Ekoloji çevre ya da kendini ne koruyucusu olarak tanımlıyorsa; doğa-insan bir bütünün parçası, birbirinin tamamlayanı ve ayrıştırılamaz. İnsan doğa ve bizler bir bütünün olmazsa olmazlarıyız.

Ekoloji mücadelesi veren; koruma ve yaşatma amacı uğruna yaşamlarını yitiren; Ali Ulvi-Aysin Büyüknohutçu çiftinin ölüm yıldönümüne denk düşen bu süreçte, geçen yıllarda olduğu gibi bu yıl da bizler yaşamı ve yaşama hakkını savunduk, yoldaşlarımızın ışıklar içinde uyuyacaklarına inanıyoruz. Hiç kimsenin yaşama hakkı elinden alınamaz. Sistem saldırınca o taraf bu taraf diye ayırmaz, her hak ihlali ekolojinin mücadele alanıdır.

On binleri bulan tutsağın hakları gasp ediliyor, hukuk işlemiyor diye süresiz-dönüşümsüz açlık grevinde ve birçoğu ölüm orucuna başlamış ve bu yönlü bir karar almışsa haklı ve meşru olan bu mücadelelerini anlamak gerekir. Tutsakların yaşama hakkını korumak ve savunmak tüm doğa, çevre ve diğer hak savunucularının çalışma konusudur ve bu gözardı edilmemelidir. Açlık grevcilerine olan tutumdan hareketle sorularımıza gelirsek; Ne için ve kim için savunuyoruz; hak ve haklıyı savunmak temel ekolojik mücadele amacımızdır.

Aslında ekolojinin politiği tam da bu ve tüm yaşama dair hakları var saymak ve savunmakla olur. Bizler on binlerce yıldır birlikte-barışık-dayanışmacı bir yaşam sürdük, bir daha sürebiliriz ve bunu dillendirmek bizim temel görevimiz. Korkuyu siyasetin manevralarındanmış gibi aktarıp kirletmek yerine gerçekten savunmak daha doğru olur. Zor gibi görünse de açlık grevlerine yaklaşım da dahil tüm yaşam alanlarında Murray Bookchin’nin dediğini esas almalıyız: “Biz imkânsızı yapmazsak olanaksız ile karşı karşıya kalırız.’’

Yeni Yaşam

Yeni Yaşam

İlgiliYazılar

Beklemek/bekletmek ve palyatif çözümler 

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

İzlendiği gibi devlet, süreç için atılması gereken adımları atmıyor. Buna rağmen yetkililer, “her şeyin olumlu yönde ilerlediğine” dair açıklamalar yapıyorlar. ...

‘İnsanlık onuru işkenceyi yenecek’

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Ahmet Oğuz diye bir arkadaş var, durumu hiç iç açıcı değil. Kalbi delik ve 2-3 yıl önce felç olmuştu; şu...

Quto’ya derdimi nasıl anlattım?

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

AKP Hava Yolları’na bağlı Türkiye “tayyaresi” türbülansta… Pilot kontrolü kaybetmiş. Tayyare irtifa kaybediyor. Trafik açısından durum böyle. Siyaset açısından durum ne?...

Bekleme salonundaki toplum

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Aynı hafta içinde iki görüntü yan yana düştü. Biri Boğaz kıyısında, Ortaköy'deki bir yalıda düzenlenecek Amedspor dayanışma gecesinin davetiyesi; öteki...

Araba çılgınlığına dair…

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

‘Eğer hem insanlarla ve hem de doğayla kaybettiğimiz ilişkiyi yeniden kurmak istiyorsak, arabanın yarattığı sorunlara radikal bir çözüm bulmamız gerekecek’...

103. yılında cumhuriyet ve demokratik dönüşüm sorunu

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

Cumhuriyet’e giden yollar döşenirken o ilk günlerde dönemin toplumsal dokusu bütünüyle göz ardı edilmedi. Padişahlıktan, kulluktan, iç ve dış çöküntüden,...

Sonraki Haber

İHD ödül törenine mesaj-Ragıp Zarakolu

SON HABERLER

Ankara’da kadın konferansı: Yasanın uygulanmasının belirsiz bir geleceğe bırakılması doğru değil

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Konferans ikinci gününde ‘Doğanın ve Yaşamın Özgürleştirilmesi Mücadelesini Konuşuyoruz’ oturumuyla sürüyor

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Amedspor Eyüpsporu 5-1 mağlup etti

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Arzoxlî’de GES projesine karşı çadır nöbeti 11’inci gününde, Cixsê’de direniş 93’üncü gününde devam ediyor

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Xarpet’te halk buluşmasında Öcalan’ın özgürlüğü vurgusu

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Van YYÜ’deki ihale, yurt ve personel usulsüzlükleri Sayıştay raporuna yansıdı

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Google Finlandiya’da veri merkezi için 400 bine yakın ağaç kesti

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
[email protected]

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır