• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
1 Kasım 2026 Pazar
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar

Sandık demokrasisi-Şaban İba

Yeni Yaşam Yazar: Yeni Yaşam
30 Mart 2019
Kategori: Yazarlar
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

1908 deneyiminin ardından 1946’da yeniden çok partili sisteme geçildikten sonra “sandık kavramı ve ona yüklenen işlev” Türk egemen siyasetinde belirleyici öğe oldu. Seçim ve sandık ilişkileri tartışmaları, siyasal ve toplumsal sürecin son derece hızlı yaşandığı 2000’li yıllar boyunca da siyasetin odağında yer aldı. Tüm düzen partileri için demokrasinin temel ölçütü olarak sandık kutsanırken, demokrasi sandıktan sandığa geçerli hale geldi. Seçim sistemine ve demokrasinin sınırlanmasına bakılmaksızın sandıkta en yüksek oy alan partinin denetlenemez icraatları da demokrasi ile özdeşleştirildi.

Uzun tarihsel süreçte, “Sandıkla iktidara geldim, millet bana 4 yıl için yetki verdi, şayet beğenmezseniz bir sonraki seçim gününe kadar beklersiniz. İcraatlarımız için hesap sorabileceğiniz tek yer sandıktır” söylemi belirleyici olurken, “sandık demokrasisi”nin sınırlarının zorlandığı her aşamada askeri müdahaleler yapıldı. Muhalefete sandıktan sandığa görüş belirtme ve iktidarların icraatlarını 4 yılda bir eleştirme hakkı verildi. Tüm düzen partileri seçim sandığını ve sandık sonuçlarını, “Milli irade” veya “Millet iradesi”nin tecellisi olarak gördü. Değişim isteyen demokratik siyaset adeta sandığa mahkûm edildi. Erdoğan’ın, “Demokrasi, sandıkta başlar ve sandıkta tecelli eder” demesi ‘sandık demokrasisi’nin en özlü anlatımıdır.

Seçimler, siyasal rejimin meşruiyetini sağlayan ve koruyan bir mekanizma olmakla birlikte, seçenle ile seçilenleri doğrudan buluşturma işlevi görüyor. Seçimlerin siyasetteki pratik önemi ise, diğer faaliyetlere göre kolay ve yoğun çaba gerektirmeyen bir siyasal eylem olmasından kaynaklanıyor. Sosyal eşitlik, siyasal ve demokratik kültür düzeyi, ulusal, sınıfsal, cinsel, etnik, kültürel ve inançsal farklılıkların meşruiyeti için önem kazanıyor. Bu bakımdan seçime katılmanın ve oy kullanmanın, “yaş, eğitim, meslek, gelir, medeni durum, istihdam durumu, din, dil, mezhep, kimlik” gibi pek çok değişkeni var.

Seçimlere katılma ve oy verme koşulları uygulanmakta olan seçim sisteminin özellikle seçmenleri ve sonuçları etkilenmesine karşın, sandıkta ortaya çıkan sonuç siyasal iktidarın ve muhalefetin konumunu belirliyor. Siyasal katılımın güven ve hesap verilebilirliğe dayanan demokratik sistemlerde seçimin anlam ve içeriği, yaygın güvensizlik ve sorumsuzluk durumlarına göre farklılaşabiliyor. Siyasal ve toplumsal kutuplaşmanın yüksek olduğu totaliter rejimlerde seçmenler karşıt kutuplarda toplanma baskısı altında kalıyor. Bu durum aynı kutuptaki partiyi veya parti ittifaklarını desteklemek için seçmenlerin seçime katılımını artırıyor.

Çok partili sistem deneyimine dayanan oy kullanma kültürüne rağmen Türkiye, batının gelişmiy kapitalist ülkelerine göre yüksek düzeyli seçime katılma oranlarına sahiptir. Seçmenlere her seçimin bir tür hayat-memat meselesi olarak sunulması ve kutuplaşmanın cepheleşmeye dönüşmesinden dolayı, 2002’den beri seçimlere katılım oranları %80’ler düzeyinde yatay bir seyir izliyor. Totaliter liderler ve partileri, kendi meşruiyet zeminini sağlamlaştırmak için seçimlerde oy kullanmayı “hem hak hem de görev” haline getirmesi etkili oluyor. Milli Güvenlik Devleti’ne özgü egemen ulus ve devlet şovenizmine dayalı, “Devletin ülkesi ve milletiyle bütünlüğünü, milli güvenliği, kamu düzenini korumak” amacıyla yaratılan “beka sorunu” demokratik siyaseti engelliyor.

Son yıllarda bütün dünyada seçime katılma oranlarındaki gerileme neredeyse küresel bir eğilim haline gelmesi siyasette önem kazanıyor. Siyaset bilimcileri, batıda görülen seçimlere düşük katılım oranlarını sistemin istikrarının bir ifadesi olarak ele alırken, çok yüksek katılım seviyeleri olan otoriter ve totaliter rejimlerde demokrasiye yararlı sonuçlara yol açmadığı yorumları yapıyor.

Küresel planda giderek sınıfsal tabanlı siyasetin geçerliliğini yitirmesi, kentleşmenin kent ölçeğini büyütmesi,-“yerleşim yeri büyüdükçe seçmenlerin ilgisi dağılmakta, yerel yönetimin etkisi ve ulaşılabilirliği azalmakta, siyasal eylem alanı genişlemektedir”-yeni kuşakların siyasal katılmayı önemsememesi, parti üyeliklerinin ve bağlarının çözülmesi gibi pek çok etken seçimlere katılmayı engelleyen olgulardır. Yarın sandığa gidip oyunuzu kullanırken bunları da düşünün.

Yeni Yaşam

Yeni Yaşam

İlgiliYazılar

Beklemek/bekletmek ve palyatif çözümler 

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

İzlendiği gibi devlet, süreç için atılması gereken adımları atmıyor. Buna rağmen yetkililer, “her şeyin olumlu yönde ilerlediğine” dair açıklamalar yapıyorlar. ...

‘İnsanlık onuru işkenceyi yenecek’

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

Ahmet Oğuz diye bir arkadaş var, durumu hiç iç açıcı değil. Kalbi delik ve 2-3 yıl önce felç olmuştu; şu...

Quto’ya derdimi nasıl anlattım?

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

AKP Hava Yolları’na bağlı Türkiye “tayyaresi” türbülansta… Pilot kontrolü kaybetmiş. Tayyare irtifa kaybediyor. Trafik açısından durum böyle. Siyaset açısından durum ne?...

Bekleme salonundaki toplum

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

Aynı hafta içinde iki görüntü yan yana düştü. Biri Boğaz kıyısında, Ortaköy'deki bir yalıda düzenlenecek Amedspor dayanışma gecesinin davetiyesi; öteki...

Araba çılgınlığına dair…

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

‘Eğer hem insanlarla ve hem de doğayla kaybettiğimiz ilişkiyi yeniden kurmak istiyorsak, arabanın yarattığı sorunlara radikal bir çözüm bulmamız gerekecek’...

103. yılında cumhuriyet ve demokratik dönüşüm sorunu

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

Cumhuriyet’e giden yollar döşenirken o ilk günlerde dönemin toplumsal dokusu bütünüyle göz ardı edilmedi. Padişahlıktan, kulluktan, iç ve dış çöküntüden,...

Sonraki Haber

Türkiye’nin S-400 ısrarı sürüyor

SON HABERLER

Jin Dergi’nin yeni sayısı yayında

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Süreç hapishanelere uğramıyor

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

Beklemek/bekletmek ve palyatif çözümler 

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

‘İnsanlık onuru işkenceyi yenecek’

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

Neoliberalizmin enkazı: Fransız Cumhuriyeti

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

Quto’ya derdimi nasıl anlattım?

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

Bekleme salonundaki toplum

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
[email protected]

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır