• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
1 Kasım 2026 Pazar
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar

Tecridin kapsamı-Pakrat Estukyan

Yeni Yaşam Yazar: Yeni Yaşam
5 Mart 2019
Kategori: Yazarlar
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Açlık grevinde dördüncü ayını tamamlamaya yürüyen Leyla Güven, eylemini tecride karşı bir başkaldırı olarak açıklamıştı. Vurguladığı örnek ise İmralı Adası’nda hükümlü Abdullah Öcalan’a uygulanan mutlak yalıtma politikasıydı. Bilindiği gibi Öcalan, çözüm sürecinin AKP hükümetleri tarafından yok edildiği günden bu yana, çok uzun bir süredir, her mahkûmun anayasal hakkı olan avukatlarıyla, ailesiyle görüşme olanağından mahrum bırakıldı.

Açlık grevinin bir aşamasında, ailesinden iki kişiyle görüşmesine izin verilmesi, bu tecridin kalktığı anlamına asla gelmiyor.

Öncelikle belirtmek gerekir, tecrit ağır bir insan hakkı ihlalidir. Hapis cezası zaten esas olarak mahkûmu toplumdan yalıtmak, insanlarla temasını engellemek üzerine bina edilmişken, bu kez bunu daha da ağırlaştırmak, olması gereken rutin avukat görüşmelerini engellemek, ziyaretleri yasaklamak olağan bir tasarruf değil, ağır işkenceye dönüşür.

Leyla Güven açlık grevi eylemine başvurarak tam da bunlara dikkat çekmek istemiştir.

Gelinen noktada, sistem şimdi de Leyla Güven’i ve eylemini görmezden gelerek uyguladığı izolasyonu daha da pekiştirmek derdinde. Bu gerçeklik ise hem ülkede hem de ülke dışında destek amaçlı yeni açlık grevlerine yol açtı.

Geçtiğimiz hafta içinde açlık grevi eylemi yapanların sayısı 320 olarak bildirilmişti. Bugün bu sayı yeni katılımlarla çok daha yüksek bir noktaya çıkmış görünüyor. Bunun anlamı ise dayanışmanın yaygınlaştığı, direnişin derinleştiği şeklinde okunmalı.

Sözün, çığlığın, feryadın duyulmadığı, sağır duvarlara çarpıp sönümlendiği ortamlarda doğdu açlık grevi eylemi. Kimilerinin bir intihar şekli sayarak küçümsediği bu eylem tarzı, tam da tersini, direniş için bedenini ortaya koymayı ifade ediyor. Her türlü baskı yöntemine meydan okuyan bir eylem şeklidir açlık grevleri. Eylemciyi değil muhatabını çaresiz bırakır. Bu sözlerden asla ölümü yüceltmek gibi bir anlam çıkarmamalı. Nazım Hikmet’in “Düşmana inat, bir gün fazla yaşamak” dizelerini unutmadık henüz.

Bu direniş karşısında çaresiz kalanların daha önceki tutumlarını da unutmuş değiliz. Dönemin Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk’ün baş sorumlusu olduğu ‘hayata dönüş operasyonu’ bir katliama dönüşmüş, 30 mahkûm ve jandarmanın vurduğu iki asker yaşamını yitirmişti.

Öte yandan kuşatılmış, adalet kavramını yitirmiş yargısı, ele geçirilmiş medyası ile, açlık sınırının altında kalan asgari ücreti, kısılmış sanayi üretimi, tükenmiş tarımı ve tökezlemiş ekonomisi ile, sendikal örgütlenmesi engellenmiş emekçi yığınları ile koskoca bir memleket tecrit koşullarında yaşıyor. Söz tecrit altında, eylem tecrit altında, düşünce tecrit altında, emeğin hakkı, emekçinin isyanı ve öfkesi tecrit altında…

Fazlası da var: Köyler, kasabalar, kentler tecrit altında. Sokaklar, mahalleler, meydanlar tecrit altında. “Nasıl?” diye mi sordunuz? Sokakta bir basın açıklaması yapmaya yeltenin de görün. Hatta hatta binaların içi, evlerin odaları tecrit altında. Ankara’da tartışan bir baba ve kızı, karşılıklı olarak birbirleri hakkında ‘cumhurbaşkanına hakaret’ suçlamasıyla savcılara ihbarda bulunmuşlar.

Güvenlik kaygısı her türlü iletişimi, insanların telefon konuşmalarını izlemekle yetinmemiş olacak ki, her türlü ihbara itibar edilen bir cadı kazanını da fokur fokur kaynatıyor.

Fizik biliminin kanıtlanmış kuralıdır: Baskı basınç oluşturur, ölçüsüz baskı ise infilak. İnsan ister istemez düşünüyor. Yarın öbür gün bir infilak yaşanırsa, ‘Sen bunu önceden bilmiştin, dolayısı ile bu infilaktan sen sorumlusun’ diye suçlanır mıyım diye. Malum, Ahmet Altan bu mantıkla cezaevinde… Dilimizde de yılların deneyimi ile üretilmiş bir özdeyiş var: “Görünen köy kılavuz istemez.” Mesele o köyü kimilerinin daha erkenden görmesinde.

Yazının girişindeki uyarıyı bir kez daha anımsatalım. Açlık grevleri bir intihar yöntemi değil, ağır baskının biriktirdiği basıncın bir çıkış yolu aramasıdır. Mesele ölümü kutsamak değil, dayatılana boyun eğmemek, bu yolda ölümden de korkmamak. Postundan daha değerli bir şeyi olmayanların anlayacağı bir mesele değil bu.

Yeni Yaşam

Yeni Yaşam

İlgiliYazılar

Beklemek/bekletmek ve palyatif çözümler 

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

İzlendiği gibi devlet, süreç için atılması gereken adımları atmıyor. Buna rağmen yetkililer, “her şeyin olumlu yönde ilerlediğine” dair açıklamalar yapıyorlar. ...

‘İnsanlık onuru işkenceyi yenecek’

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Ahmet Oğuz diye bir arkadaş var, durumu hiç iç açıcı değil. Kalbi delik ve 2-3 yıl önce felç olmuştu; şu...

Quto’ya derdimi nasıl anlattım?

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

AKP Hava Yolları’na bağlı Türkiye “tayyaresi” türbülansta… Pilot kontrolü kaybetmiş. Tayyare irtifa kaybediyor. Trafik açısından durum böyle. Siyaset açısından durum ne?...

Bekleme salonundaki toplum

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Aynı hafta içinde iki görüntü yan yana düştü. Biri Boğaz kıyısında, Ortaköy'deki bir yalıda düzenlenecek Amedspor dayanışma gecesinin davetiyesi; öteki...

Araba çılgınlığına dair…

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

‘Eğer hem insanlarla ve hem de doğayla kaybettiğimiz ilişkiyi yeniden kurmak istiyorsak, arabanın yarattığı sorunlara radikal bir çözüm bulmamız gerekecek’...

103. yılında cumhuriyet ve demokratik dönüşüm sorunu

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

Cumhuriyet’e giden yollar döşenirken o ilk günlerde dönemin toplumsal dokusu bütünüyle göz ardı edilmedi. Padişahlıktan, kulluktan, iç ve dış çöküntüden,...

Sonraki Haber

Büyük fotoğraf netleşiyor-Musa Piroğlu

SON HABERLER

Konferans ikinci gününde ‘Doğanın ve Yaşamın Özgürleştirilmesi Mücadelesini Konuşuyoruz’ oturumuyla sürüyor

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Amedspor Eyüpsporu 5-1 mağlup etti

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Arzoxlî’de GES projesine karşı çadır nöbeti 11’inci gününde, Cixsê’de direniş 93’üncü gününde devam ediyor

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Xarpet’te halk buluşmasında Öcalan’ın özgürlüğü vurgusu

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Van YYÜ’deki ihale, yurt ve personel usulsüzlükleri Sayıştay raporuna yansıdı

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Google Finlandiya’da veri merkezi için 400 bine yakın ağaç kesti

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Birçok kentte 1 Kasım açıklaması: Kobanê güç vermeye devam ediyor

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
[email protected]

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır