• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
1 Kasım 2026 Pazar
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar

Sorulmayan sorular ve Leyla-Gültan Kışanak

Yeni Yaşam Yazar: Yeni Yaşam
26 Şubat 2019
Kategori: Yazarlar
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Doğru düşünce, doğru söz, doğru eylem… Farklı dinsel inançlarda, felsefede, tasavvufta, hatta modern toplumların etik değerlerinde; bu üçü bir araya gelmeden “iyi bir yaşam” olamayacağı genel kabul görmüştür. Bu tespit birey için de geçerlidir. Düşünce, söz ve eylem birbirini tamamlayan unsurlardır. Toplumlarda bunlardan biri eksik olduğunda, geleceğine yön verme imkanı ortadan kalkar. Başkalarının sözünü söyler, başkalarının düşüncesini hayata geçirmek için çalışır, ya da sadece düşünür, her şeyi bilir ama fikrini toplumsallaştırmak için çaba sarf etmez. Ya da düşünür, söyler ama gereğini yapmaz.

Bu durumda irade ortadan kalkar, toplum geleceğine yön veremez, nereye sürüklendiğini de hangi limana varacağını da bilemez. Bir topluma yapılabilecek en büyük kötülük, düşünceyi, söz söylemeyi ve fikirleri doğrultusunda çaba sarf etmeyi yasaklamaktır. Suskun toplum, geleceğine yön verme iddiası ortadan kalkmış toplumdur.

Türkiye toplumuna dayatılan budur. Farklı düşünene, farklı bir söz söyleyene ceza verilmesi, sokakların, meydanların yasaklanması toplumu iradesiz bırakma zorbalığıdır.

Başta kadınlar olmak üzere toplumun bir kesimi, bu dayatmaya karşı direniyor, bedel ödemeyi göze alıyor. Çünkü yarını düşünüyor. Gelecek kaygısı var. Savaşın sona erdiği, herkesin kendi kimliği ve kültürü ile barış içerisinde yaşadığı, emeğinin hakkını aldığı eşitlikçi bir gelecek düşlüyor. Bunun sözünü söyleyip, eylemini gerçekleştirmek istiyor.

Ya suskun olanlar… Akıllarına soru sormak bile gelmeyenler… Akıllarından geçse bile söze dökmeyenler, söyledikleri söze denk bir duruş sergileyemeyenler…

Nereye sürükleniyoruz?

Nasıl bir gelecek istiyoruz?

Dünya alem, şu ya da bu nedenle, Kürtlerle bir diyalog yolu ararken, Türkiye niye Kürtlerle kavga etmek zorunda?

Leyla Güven neden açlık grevi yapıyor?

Talebi nedir?

Bu talepler karşılansa ne olur, bir zararı mı var?

Bir insan neden yaşamını ortaya koyar? N

eden bedeni her gün bir mum gibi erirken; büyük bir moral, kararlılık ve inançla eylemini sürdürür?

Neden yaşamı pahasına taleplerinde ısrarcı olur?

***

Yüzlerce soru sıralanabilir. Soru sormayan, sorgulamayan, cevap üretmeyen, belki sorularını ve cevaplarını dile getirmekten ya da harekete geçirmekten korkan milyonlar.

Sokakları, meydanları yasaklayarak; düşünen, fikir üreten insanları tutuklayarak, korkularına teslim olmuş suskun bir toplum yaratmak isteyen zihniyet; bu ülkenin geleceğini çalıyor. İşte Leyla Güven buna itiraz ediyor.

Leyla ve açlık grevi eyleminde olan üç yüzü aşkın insan, barış ve özgürlük dolu bir gelecek düşledikleri için bedenlerini bir çıra gibi eriterek; önümüzü aydınlatmaya çalışıyorlar.

Leyla, Viranşehir’de belediye başkanı adayı olduğunda, AKP’nin adayı “Siz bir kadının mı arkasından gideceksiniz?” diyerek, oy toplamaya çalışıyordu. Olmadı, Leyla kazandı. Bu zihniyet, bir kadının belediye başkanığına tahammül etmedi ve Leyla’yı tutukladı. Ama yine Leyla kazandı. Bir sonraki seçimde, 94 belediyede eşbaşkanlık uygulandı ve kadınlar yerel yönetim görevlerine seçildiler. Leyla geleceğe yön verme çabasından asla vazgeçmedi. “Afrin halkının iradesine karışmayın” dediği için tutuklandı. Ama yine yanıldılar, Leyla yine kazandı.

Leyla Güven 8 Kasım 2018’de, İmralı’daki tecridin kaldırılması talebi ile açlık grevine girdiğini duyurdu. Ardından, herkes bu talebin etrafında kenetlenmeye başladı.

“Kadının öncülüğü” rehber oldu, çıra oldu, önümüzü aydınlattı, umut oldu…

“Doğru düşünce, doğru söz, doğru eylem” Leyla’da buluştu.

“Bir kadının arkasından mı gideceksiniz” diyen zihniyet yine kaybetti. Milyonlar Leyla oldu…

Yeni Yaşam

Yeni Yaşam

İlgiliYazılar

Beklemek/bekletmek ve palyatif çözümler 

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

İzlendiği gibi devlet, süreç için atılması gereken adımları atmıyor. Buna rağmen yetkililer, “her şeyin olumlu yönde ilerlediğine” dair açıklamalar yapıyorlar. ...

‘İnsanlık onuru işkenceyi yenecek’

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

Ahmet Oğuz diye bir arkadaş var, durumu hiç iç açıcı değil. Kalbi delik ve 2-3 yıl önce felç olmuştu; şu...

Quto’ya derdimi nasıl anlattım?

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

AKP Hava Yolları’na bağlı Türkiye “tayyaresi” türbülansta… Pilot kontrolü kaybetmiş. Tayyare irtifa kaybediyor. Trafik açısından durum böyle. Siyaset açısından durum ne?...

Bekleme salonundaki toplum

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

Aynı hafta içinde iki görüntü yan yana düştü. Biri Boğaz kıyısında, Ortaköy'deki bir yalıda düzenlenecek Amedspor dayanışma gecesinin davetiyesi; öteki...

Araba çılgınlığına dair…

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

‘Eğer hem insanlarla ve hem de doğayla kaybettiğimiz ilişkiyi yeniden kurmak istiyorsak, arabanın yarattığı sorunlara radikal bir çözüm bulmamız gerekecek’...

103. yılında cumhuriyet ve demokratik dönüşüm sorunu

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

Cumhuriyet’e giden yollar döşenirken o ilk günlerde dönemin toplumsal dokusu bütünüyle göz ardı edilmedi. Padişahlıktan, kulluktan, iç ve dış çöküntüden,...

Sonraki Haber

Unutmak pahalıya mâl oluyor-Pakrat Estukyan

SON HABERLER

Jin Dergi’nin yeni sayısı yayında

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Süreç hapishanelere uğramıyor

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

Beklemek/bekletmek ve palyatif çözümler 

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

‘İnsanlık onuru işkenceyi yenecek’

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

Neoliberalizmin enkazı: Fransız Cumhuriyeti

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

Quto’ya derdimi nasıl anlattım?

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

Bekleme salonundaki toplum

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
[email protected]

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır