Avrupa’nın birçok ülkesinde ve ABD’de akarsular önündeki baraj ve bentler kaldırılarak sular doğal akışına bırakılıyor. Türkiye’de ise doğal SİT alanları dahil nerede akan su varsa önüne bentler kurulmaya devam ediliyor
K. Bülent Ongun
Avrupa ve ABD’de ömrünü tamamlamış veya ekolojik dengeye zarar veren barajlar ve diğer nehir engelleri doğayı yeniden canlandırmak amacıyla Dam Removal Europe ve American Rivers gibi kuruluşların öncülüğünde kaldırılmakta. Dam Removal Europe verilerine göre bir yılda 603 nehir engeli kaldırılarak 3.740 km’den fazla nehir serbest akışa kavuştu. İsveç, Finlandiya ve İspanya en çok engel kaldıran ülkeler olurken, AB 2030’a kadar 25 bin kilometrelik nehri özgürleştirmeyi hedefliyor. ABD’de ise American Rivers raporuna göre sadece 2025 yılında 30 eyalette 100 baraj sökülerek balıkların göç yolları açıldı ve bölgelerde sık sık yaşanan sel riskleri azaltıldı.
3740 km nehir hattı özgür
Dam Removal Europe tarafından yayımlanan rapora göre, Avrupa genelinde bir yıl içinde en az 603 baraj ve nehir engeli kaldırıldı. Bu sayı, önceki yıla göre yüzde 11 artarak yeni bir rekora ulaştı. Çalışmalar sonucunda 3 bin 740 kilometreden fazla nehir hattında suyun kesintisiz akışı yeniden sağlandı. En fazla engelin kaldırıldığı ülkeler İsveç, Finlandiya ve İspanya oldu. Kaldırılan yapıların yarısını yolların altındaki su geçişleri, yüzde 31’ini küçük bentler, yüzde 10’unu ise barajlar oluşturdu. Uzmanlar, bu engellerin özellikle balıkların üreme alanlarına ulaşmasını zorlaştırdığını ve nehirlerdeki doğal yaşamı olumsuz etkilediğini belirtiyor.
Hefef 25 bin km
Avrupa Birliği, 2030 yılına kadar en az 25 bin kilometrelik nehrin serbest akışını yeniden sağlamayı hedefliyor. Bu kapsamda kullanım dışı kalan barajların ve nehirlerdeki eski yapıların kaldırılmasına öncelik veriliyor. Portekiz’in Côa Vadisi’nde bulunan iki eski geçici barajın kaldırılması da gündemde. Projenin hayata geçirilmesi halinde yaklaşık 50 kilometrelik nehir bağlantısı yeniden sağlanabilecek. Ancak çalışmalar için gerekli finansman henüz bulunamadı. Uzmanlar, Avrupa nehirlerinde hâlâ çok sayıda yapay engel bulunduğunu ve doğal yaşamın iyileştirilmesi için çalışmaların sürdürülmesi gerektiğini vurguluyor.
Tatlı su girişimi
Küresel Freshwater Challenge (Tatlı Su Girişimi), dünyanın en büyük tatlı su ekosistemlerini koruma ve eski haline getirme (restorasyon) ortaklığı olarak 2023 yılında Kolombiya, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Ekvador, Gabon, Meksika ve Zambiya öncülüğünde kuruldu. Sonrasında Türkiye’nin de yer aldığı 54’ten fazla ülke ve Avrupa Birliği (AB) bu girişime katıldığını açıklamıştı. Girişimin temel hedefi; 300.000 kilometre bozulmuş nehrin yeniden canlandırılması, 350 milyon hektar sulak alanın (dünyadaki bozulmuş tatlı su ekosistemlerinin yüzde 30’u) restore edilmesi, Kunming-Montreal Küresel Biyoçeşitlilik Çerçevesi hedefleriyle uyumlu şekilde doğal tatlı su alanlarının korunması.
ABD’de 2025’te 100 baraj yıkıldı
ABD’de 2025 yılı içerisinde tam 30 eyalette toplam 100 adet barajın yıkılarak kaldırılırken 1912 yılından bu yana kaldırrılan baraj sayısı 2 bin 350’ye ulaştı. Bu devasa projeler sayesinde, 7.875 kilometreden (yaklaşık 4.893 mil) daha uzun nehir uzunluğu yeniden birbirine bağlanarak, suyun özgürce akmasının önündeki asırlık engeller ortadan kalkmış oldu. Yüzyıllardır nehirlerin doğal seyrini kesintiye uğratan bu yapılar, artık birer birer sökülerek, suyun serbest dolaşımının önündeki engelleri kaldırıyor. Bu durumun etkileri yalnızca nehirlerin akış hızında veya debisinde gözlemlenmiyor; aynı zamanda balık türlerinin ulaşamadıkları üreme alanlarına erişimi yeniden mümkün kılınıyor, yaban hayatı için yeni ve yaşanabilir habitatlar yaratılıyor ve birçok bölgede sel gibi doğal afetlerin riskleri önemli ölçüde azaltılıyor.
Balık türü yüzde 75 azalmıştı
Son 56 yılda Avrupa’daki tatlı su göçmen balık popülasyonunda görülen yüzde 75’lik düşüşün nedeni su önüne kurulan barajlar bentlerdi. Barajların su sıcaklığını değiştirdiği, tortu taşınmasını engellediği ve nehir florası ile faunasına kalıcı zararlar verdiği bilimsel olarak tescillendi. Geçmişte dümdüz edilen nehir yataklarına yeniden menderesler kazandırılarak suyun akış hızı doğal dengesine kavuşturulmaya çalışılmakta. Suların önündeki engellerin kaldırılmasıyla kıta genelinde yeniden birbirine bağlanan 3 bin 740 kilometrelik Avrupa nehirlerinin 2030 yılına kadar 25 bin kilometreye ulaşılması hedefleniyor.
Barajlar su döngüsünü bozar
Türkiye’de inşa edilen barajlar ve bentlerin, doğal su döngüsünün işleyişini, hızını ve rotasını önemli ölçüde değiştirdiği bilinmektedir. Türkiye’nin topoğrafyası ve akarsu ağının yoğunluğu nedeniyle bu yapılar bölgesel hidrolojik döngüler üzerinde derin olumsuz etkilere sahiptir. Akarsuların önü kesilerek oluşturulan devasa baraj gölleri (Atatürk, Karakaya, Keban barajları..), suyun güneş ışığına maruz kaldığı yüzey alanını kat kat artırır. Bu durum, atmosferdeki su buharı (nem) miktarını da artırarak baraj çevresinde bölgesel iklim alanlarının oluşmasına neden olur. Çevredeki yerleşim yerlerinde kışların daha yumuşak, yazların ise daha nemli geçmesine yol açar. Aşırı buharlaşma ile havzadaki toplam tatlı su miktarında net bir azalmayla, su döngüsünde doğrudan kayba neden olmaktadır.
Türkiye’de tüm sular hapsedildi
Dünyada ortaya çıkan farkındalık susuzluğun, ekolojik yıkımların başlıca nedenlerinden birisinin suları bentler ardına hapsedilmesidir. Hapsedilmiş suların özgür bırakılması hem ekolojik yaşamı hem de sel gibi felaketleri önleyen çok önemli bir süreçtir. Türkiye’nin de imzaladığı ‘Tatlı Su Girişimi’ gereği sular özgür bırakılmaya başlanırken, Türkiye’de durum tam tersi bir seyir izliyor. DSİ ve bağlı olduğu bakanlığın sürekli açıklamalar yapıp şu kadar barj yaptık ve yapmaya devam edeceğiz vurguları imzalanan girişime tam ters bir durum.
Nerede akarsu varsa önüne bent!
Geçtiğimiz günlerde doğal sit alanlarında HES kurulabilmesinin önünde yasal tüm engeller kaldırılırken, ilgili şirketin bir üniversiteden olumlu rapor getirmesi halinde HES kurmasının önü açıldı. Diğer yandan bir havzada ya da doğal alanların herhangi bir yerinde yapılacak olan baraj-HES gibi girişimler için kopyala yapıştır ÇED rapoları kabul edilirken, normalde çevresel etki için en az 2 yıl o bölgenin izlenip ekosistemin nasıl işlediği kayıt altına alınarak rapor hazılanması gerekmektedir. Ancak Türkiye’de birkaç haftada hazılanan ÇED’lerle baraj ve HES’ler ve diğer tüm doğa düşmanı girişimler rahatça yapılabilmektedir.
1861 adet baraj ve gölet
Tüm bunlara karşın yaklaşık 1861 adet baraj ve göletlerle tüm akarsular bentler ardına hapsedilerek ekolojik yaşama büyük zararlar vermektedir. Sadece Fırat Nehri ve nehri besleyen akarsular üzerinde 82 adet baraj-HES bulunurken bu sayıya 46 adet daha eklenmeye çalışılmaktadır. Fırat ve Dicle üzerine inşa edilen devasa barajlarda (Keban, Karakaya, Atatürk, Birecik, Karkamış, Ilısu) hapsedilen sular doğal yaşamdan çalınırken, özellikle köyler, çiftçiler ve suya bağlı yaşayan diğer canlılar suya erişememektedir. Doğal akışından koparılan sularda ve su çevresinde yaşayan canlıların yaşama süreçleri darbelenirken, biyoçeşitlilikte büyük kayıplar yaşanmaktadır. HES’ler ve derelerin ıslah çalışmaları adı altında beton kanallara alınması sel felaketlerinin sıklığını ve şiddetini artıran en temel nedendir. Doğal dengesi bozulan akarsular, aşırı yağışlar karşısında tampon bölgelerini kaybederek yıkıcı sellere dönüşmektedir.









