Mûş’un (Muş) Gimgim (Varto) ve Çewlîg’in (Bingöl) Kanîreş (Karlıova) ilçelerinde planlanan JES projesine karşı direniş sürerken 2 Kasım’da bölgede keşif yapıldı. Keşfi takip eden ÖHD Genel Merkez Ekoloji Komisyonu üyesi avukat Hülya Yıldırım, şirketin resmi rapor ve prosedürleri yerine getirmediğini belirtti
Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Genel Merkez Ekoloji Komisyonu üyesi avukat Hülya Yıldırım, Mûş’un (Muş) Gimgim (Varto) ve Çewlîg’in (Bingöl) Kanîreş (Karlıova) ilçelerine bağlı sınır köylerde planlanan Jeotermal Enerji Santrali (JES) projesine karşı yürütülen hukuki süreci MA’ya değerlendirdi. 2 Kasım’da yapılan keşif Kanîreş’in Licik köyünde başlayıp Çermî, Şorik, Qerxabazar ve Gimgim’in Xwarik köyünde sona erdi. Keşif sırasında bulunan şirket avukatları ise projenin yerleşim yerlerine yakınlığına ve dosyadaki eksikliklere rağmen projenin zararsız olduğunu iddia etti.
Basına sahada kısıtlama
Gimgim’da topraklarını savunmak için alanda toplanan yüzlerce yurttaşı gören mahkeme heyeti, yoğun önlemlerle keşfi gerçekleştirirken basının haber takibine engel oldu. Heyet, basının çekim yapması halinde keşfin gerçekleşmeyeceğini belirterek kamuya açık alan üzerine aldığı tutumla dikkat çekti.

Hukuki eksiklikler ve açıklar
Hülya Yıldırım, Kanîreş’teki JES’e karşı açılan davayı takip ettiğini belirterek proje tanıtım dosyaları ve verilen izinlerin birbirine benzer olduğunu söyleyerek şu ifadeleri kullandı:
“Bizim ilgilendiğimiz dosya üzerinden söyleyebilirim ki sadece insanlar için değil tüm ekosistem için tüm habitatın yaşam alanı için tehlike oluşturan bu projeye zaten kökten karşı çıkıyoruz. Ancak bunu bir kenara bırakacak olsak sadece mevzuat düzleminde dahi bu proje yanlıştır.”
Hülya Yıldırım, mevcut ÇED raporunda öngörülen “önleyicilik” ilkesini taşıyan raporlarla karşı karşıya olunmadığını belirtti.
Kurum görüşlerinde eksikler var
Hülya Yıldırım, dosyada idare tarafından verilen kurum görüşlerine rağmen yer almayan taahhütler bulunduğunu söyledi:
“DSİ’nin kurum görüşü dosyada olmasına rağmen, DSİ’nin istediği taahhüt noter onaylı şekilde dosyaya girmiş değil.”
Hülya Yıldırım, Kültür ve Turizm Müdürlüğü görüşünde sahanın kışın incelenmesinin istendiğini, ancak o görüş alınmadan kararın verildiğini edildiğini ifade etti. Hülya Yıldırım, İl Tarım Orman Müdürlüğünün mera alanları için doğrudan olumlu görüş vermediğini, Karayolları Genel Müdürlüğünün revizyon istediğini ancak revizyon yapılmadan sürecin tamamlandığını kaydetti.
Yargı şirketlere çalışıyor
Hülya Yıldırım, uzun süredir ekolojik yıkımlara sebep olan projelere alan açıldığını anımsatarak dosyadaki hukuki eksikliklerin yurttaşların lehine sonuç doğurması gerektiğini belirtti:
“Ancak işimiz yerel mahkemeyle bitmiyor. Yerel mahkemede olumlu karar aldıktan sonra, Danıştay’ın ilgili dairesinde ne yazık ki kararlar bozuluyor.”
Hülya Yıldırım, önceki dönemlerde Danıştay’ın çevre hukukuna dair içtihatlar oluşturduğunu, bugün ise hukukun sermaye için “dolanılan bir nesne” haline getirildiğini söyledi.
Bilirkişilere olanın tespiti çağrısı
Hülya Yıldırım, keşif sırasında şahit olduğu fiziksel koşulları ve projenin neden yapılmaması gerektiğini değerlendirdi:
“Projenin hem bugünü hem geleceği nasıl etkileyeceği çok net bir şekilde ortaya konuldu. Kuşaklar arası bir etkiden bahsediyoruz.”
Hülya Yıldırım, bu durumun bilirkişilerce de tespit edilmesini beklediklerini belirtti.
HABER MERKEZİ









