Yeni toplumsal sözleşmede farklı kimliklerin ve toplumsal kesimlerin haklarının tanınmasına dikkat çeken akademisyen Füsun Üsteli, ‘Öncelikle bir adalet ilkesi lazım’ dedi. Nurcan Değirmenci ise, demokratik barışın inşasında kadın dayanışması ve ortak mücadelenin önemini vurguladı
Barış ve Demokratik Toplum Süreci’yle birlikte Türkiye’de demokratik çözümün yanı sıra yeni bir toplumsal sözleşmenin nasıl şekilleneceği tartışmaları da gündeme geldi. Farklı kimliklerin, inançların ve toplumsal kesimlerin eşit haklarla bir arada yaşayabileceği demokratik bir yaşamın inşasında kadınların rolü ve toplumsal mücadelenin önemi öne çıkıyor. Ankara’da düzenlenen “Kadınlar Yan Yana Geleceği Konuşuyor” konferansında da yeni toplumsal sözleşme ihtiyacı, eşit yurttaşlık, kadın özgürlüğü ve barışın inşası başlıkları ele alındı.
‘Eşit yurttaşlığın için hak talepleriyle tamamlanmalı’
JINNEWS’e konuşan Barış Akademisyeni ve siyaset bilimci Füsun Üstel, süreçle birlikte toplumun yeniden inşası ve yurttaşlık ilişkilerine dair değerlendirmelerde bulundu.
Türkiye’de dönüşmesi gereken siyasal ve toplumsal ilişkileri değerlendiren Füsun Üstel, toplumsal sözleşmenin gerçek sözleşme niteliği kazanabilmesi için içeriğinin doldurulması gerektiğini belirtti.
Hukuki statü olarak eşit yurttaşlığın fiili eşitliği sağlamaya yetmediğini söyleyen Füsun Üstel:
“Çünkü hukuk önünde eşitlik fiili eşitliğe neden olmuyor. Toplumsal nedenler var, ekonomik nedenler var, kültürel nedenler var. Devletin bireylere, sanki sınıfsal, etik ya da cinsiyet temelli hiçbir kimlikleri ya da konumları yokmuş gibi tarafsız davranma iddiası aslında bir yanılsama. Dolayısıyla da bu eşit yurttaşlığın içi farklı hak talepleriyle tamamlanmalı diye düşünüyorum.”
Farklılaşmış yurttaşlık
Farklılaşmış yurttaşlığın tanımını yapan Füsun Üstel, “Farklı kesimlerin evrensel ideallerle çelişmeyen, çatışmayan değerlerinin, haklarının ve sorumluluklarının eşit yurttaşlık kapsamında tanınması gerekiyor” dedi.
Farklılaşmış yurttaşlığı örneklendiren Füsun Üstel:
“Kültürel haklarla beslenen bir eşit yurttaşlık anlayışı ya da özel temsil hakları dediğimiz, özellikle tarihte mağdur olmuş kesimlere artı haklar tanıyan uygulamalar olabilir. Kota olabilir, oranlı temsil olabilir. Eşit yurttaşlığın içinin bu tür haklarla doldurulması ve yurttaşların, kimlikleriyle demokratik bir sistem ve müzakere ortamında var olan yurttaşlar olarak kabul edilmesi gerekiyor.”
Adalet ilkesi
Farklı kimliklerin, inançların ve kültürlerin bir arada yaşamasını sağlayacak yeni bir toplumsal sözleşmenin hangi ilkeler üzerine kurulması gerektiğini değerlendiren Füsun Üstel, şöyle devam etti:
“Öncelikle bir adalet ilkesi lazım. Yani yine evrensel değerler içinde bireyleri farklı toplulukların içine mahkûm etmemek, terk etmemek lazım. Çünkü topluluk da muhafazakâr bir şey. Topluluk üyesi olan bireylere birtakım haklar tanınması lazım ve toplumda öyle bir iklim geliştirilmesi lazım. Bu haklar bahşedilmiş haklar değil. İnsanların doğumla gelen haklarıdır, doğal haklarıdır. Bu şekilde bir iklimin oluşturulması lazım. O iklimin oluşturulması da iradeye kalıyor. Bu irade şu anda var mı, ondan pek emin değilim.”
Füsun Üstel, yeni dönemin inşasında mevcut iktidar biçimlerinin yeniden üretilmesini önlemek için demokratik denetim ve toplumsal katılım modellerinin geliştirilmesi gerektiğini belirtti.
Kadınların toplumsal dönüşümde rolü
ANF’ye yaptığı değerlendirmelerde kadınların toplumsal dönüşüm ve barışın inşasındaki rolüne dikkat çeken müzisyen ve aktivist Nurcan Değirmenci ise barışın dilini kadınların oluşturacağını belirtti.
Sanatsal çalışmalarına Mezopotamya Kültür Merkezi’nde başlayan Nurcan Değirmenci, “Kültürün var olmasında sanat vazgeçilmez bir unsurdur” dedi. Nurcan Değirmenci, kimlik arayışı ve mücadelesinin aynı zamanda sanatsal bir direnişle yürütüldüğünü vurguladı.
Barışın dilini kadınlar inşa edebilir
Yeni sürecin diline dair konuşan Nurcan Değirmenci ise, bu dönemin barış dilini kadınların inşa edebileceğini belirtti.
Son dönemde toplumda artan şiddete karşı ortak mücadeleyi işaret eden Nurcan Değirmenci, “Son zamanlarda görüyoruz; kadına, çocuğa, hayvana ve doğaya yönelik şiddet tırmandırılıyor. Sosyal medyadan siyasete kadar uzanan bu şiddete karşı çözüm, ortak bir mücadele örmektir” şeklinde konuştu.
Kadının evde, sokakta, iş yerinde, akademide ve siyasette karşılaştığı şiddetin özünün aynı olduğunu belirten Nurcan Değirmenci, “Biz kadınlar, karşı karşıya olduğumuz şiddete karşı bir araya gelmek zorundayız, başka yolu yok” dedi.
HABER MERKEZİ









