BM destekli yeni bir rapor, küresel sıcaklık ortalaması artışının 1,5 Co’yi aşması halinde kriyosferde kalıcı ve yaygın kayıplar yaşanacağı uyarısında bulunuyor. Bilim insanları, aşım süresinin olabildiğince kısa tutulması ve uzun vadede sıcaklığın 1 Co’nin altına indirilmesi çağrısı yapıyor
The Guardian’da 2 Kasım’da yayımlanan habere göre, BM destekli yeni bir rapor, Dünya’nın buzlu bölgelerinin tehlikeli biçimde eridiğini ve küresel ısınmanın kaçınılmaz bir aşım döneminin ardından 1 Co’nin altına indirilmesi gerektiğini ortaya koydu. Uluslararası Kriyosfer İklim Girişimi (ICCI) ve Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) tarafından bir araya getirilen 80 bilim insanının hazırladığı rapor, 1,5 Co hedefinin 2 Co veya 3 Co’ye aşılmasının yönetilebilir olduğu yönündeki anlatıyı çürütüyor. Rapor, küresel egemenlerin, enerji sermayesi ve lobi gruplarının, diplomatların ve benzer çıkar gruplarının 31. Taraflar Konferansı (COP31) için Türkiye’de bir araya gelmelerinin öncesinde yayımlandı.
Kayıplar kalıcı olabilir
Rapor, 1,5 Co’nin geçici olarak aşılmasının bile buzullarda, kutup buz tabakalarında ve permafrostta kalıcı kayıplara yol açabileceğini ortaya koyuyor. Dünya’nın katı haldeki suyu, tüm buz ve karını kapsayan kriyosfer üzerindeki aşırı etkiler nedeniyle bilim insanları, sıcaklıkların eşik üzerinde olabildiğince kısa süre kalması gerektiğini vurguluyor. Rapora göre aşıldıktan bir süre sonra küresel sıcaklık ortalamalarının sanayi devrimi öncesine oranla 1,5 Co’lik artış seviyesine geri dönülse bile buzul erimesi deniz seviyesini yükseltecek ve su güvenliğini tehdit edecek. Bilim insanları ayrıca uzun vadeli ısınmayı 2150’ye kadar ideal olarak 1 Co’nin altına indirecek kadar karbonun atmosferden çıkarılması gerektiğine yönelik çağrı yapıyor.
Aşımın kaçınılmaz olduğu vurgulandı
Dünya, sanayi öncesi döneme göre 1,3 Co ısındı. Sera gazı salımlarını dizginleme çabalarındaki başarısızlıklar, bilim insanlarını bazı düzeyde aşımın kaçınılmaz olduğu sonucuna götürdü. Rapora göre mevcut politikaların yol açacağı yüksek aşım, yaklaşık 3 Co zirve sıcaklığıyla neredeyse tüm yüzeye yakın permafrostu çözecek, okyanus dolaşımında ‘şiddetli ve muhtemelen ani’ kesintileri olası kılacak ve yaygın asitleşmeye yol açacak. Son bilimsel araştırmalar, deniz buzunun şimdiye kadar düşünüldüğünden daha yavaş kendine geldiğini gösteriyor.
Buzul kaybı görülmemiş düzeyde
ICCI’de buzul bilimci ve raporun başyazarı olan James Kirkham, kriyosferin ‘iklim sisteminin en hassas bileşenlerinden biri’ olduğunu ve kriyosfer kaybının tüm gezegeni etkilediğini söyleyerek şunları ekledi:
“Bu yıl Nepal-Çin sınırında kaydedilen en büyük ve en ölümcül buz-kaya çığlarından birini gördük; binlerce insanı öldürdü ve tek bir olayda Nepal’in GSYİH’sinin yüzde 10’una denk gelen miktarda hasar meydana getirdi.”
James Kirkham, İsviçre’nin son beş yılda buzul kütlesinin yüzde 20’sini kaybettiğini ve dünya genelinde on yıl içerisinde binlerce buzulun yıllık şekilde yok olmasının beklendiğini aktardı. Rapora göre uzun vadeli ısınma 0,8C’ye indirilirse, buzullar yüzyıllarla ölçülebilecek bir zaman aralığında mevcut hacminin yaklaşık yüzde 70’ini koruyabilir.
Deniz seviyesindeki değişiklikler
Rapor, Grönland ve Antarktika’yı kaplayan buz tabakalarının 1990’lara göre yaklaşık altı kat daha hızlı eridiğini ortaya koydu. Bilim insanlarına göre aşım kısa olsa ve sıcaklık 1,5 Co’ye dönse bile bu tabakalar buz kaybetmeye devam edecek. Raporda, kutup buz tabakaları için güvenli uzun vadeli sıcaklık sınırının 1,0 Co’ye, hatta muhtemelen daha da altına yakın olduğu belirtildi. James Kirkham, buzulların erimesi ve ısınmayla ilgili şunları söyledi:
“Kar ve buz, ısınmadaki her parça değişime hızla tepki verir. Ancak bu sistemlerin çoğu, aşımın ardından yüzyıllar ya da binyıllar boyunca zar zor toparlanacak; özellikle de değişimleri esasen geri döndürülemez kılan devrilme noktaları aşılırsa.”
Politikalar yetersiz
UNEP’in geçen ayki raporu, 1,7 Co’nin altında kalma şansı için 2030’a kadar yüzde 18, 2035’e kadar yüzde 45 salım azaltımı gerektiğini ortaya koydu. UNEP raporu, 1,5 Co’nin üzerinde kalmanın ‘iyi sonuçları’ olmadığını ortaya koydu. Kriyosfer raporuna göre mevcut politikalar 2,8 Co ısınmaya yol açacak. Bu durum örneğin Rocky Dağları, Alpler, İzlanda ve İskandinavya’daki buzul kütlesini yüzde 10’un altına düşürecek. 1,5 Co sınırında bu bölgelerde buzul kütlesinin yüzde 20-35’i kalabilecek. Himalayalar’ın Hindukuş bölgesinde, buzulların insanlığın neredeyse dörtte biri için su kaynağı olduğu bir bölgede, mevcut politikalar buz kütlesinin sadece yüzde 41’inin kalmasına neden olarak, kaybedilen buz kütlesinin oranı 1,5 Co’de yüzde 83’e kadar çıkabilecek.
Emperyalist devletler nezdinde bilimsel raporlar
Emperyalist devletlerin kaynak arayışı açısından ise buzulların yıkımının nasıl bir fırsat olduğu 1940’lı yıllardan bu yana askeri strateji belgelerine yansıyor. ABD, İkinci Emperyalist Paylaşım Savaşı sonrasından bu yana Kuzey Kutbu buzullarının altındaki kaynak potansiyellerini inceleyerek, Grönland üzerindeki hegemonya hesapları yapıyor. Bu sene imzalanan anlaşmayla ABD, Kuzey Kutbu’na açılan deniz yollarını garanti ve güvence altına almak istiyor. Egemenler açısından kriyosfer kaybı, şimdiye kadar teknolojik yetersizlikler nedeniyle erişilememiş ucuz doğaya erişim için bir kriz değil fırsat olarak görülüyor.
Kamuoyu ve iklim krizine karşı mücadele eden politik özneler, iklim adaleti grupları, iklim hareketi açısından bu raporların tümü iklim krizinin acil olarak durdurulmasının en somut delili olarak görülüyor. Fakat egemenler nezdinde bu bilimsel raporlar, yatırım yapma ve hassas teknolojilerin finansmanı için bir zaman aralığı tavsiyesi değerinde. Öyle ki buzulların aşağı yukarı ne zaman tamamen eriyeceğini bilmek, doğru zamanda doğru yatırımı yapabilmek için, doğru zamanda doğru silahlanmak ve teknoloji ile üretimdeki egemenliği korumak açısından kendileri için önemli.
Trump’tan Grönland’da dev petrol, gaz ve maden arama hazırlığı
DIŞ HABERLER









