• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
1 Kasım 2026 Pazar
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar

İnkâr ve sessizleştirme arasında birinci kuşak Kürt aydınları – IV-Adnan Çelik

Yeni Yaşam Yazar: Yeni Yaşam
17 Şubat 2019
Kategori: Yazarlar
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

1915’te yaşananlara kendi yerelinde doğrudan tanıklık etmiş ve bunu anılarında çok ayrıntılı bir şekilde işleyen nadir kişilerden birisi Liceli Hasan Hişyar Serdî’dir. Kürtçe kaleme aldığı anılarında kişisel tanıklığın dolaysız anlatımı ile siyasi ve kimliksel aidiyet bağlamında yazmanın çelişkisini de ortaya koyar. Kürt-Ermeni ilişkilerini ve özellikle 1915’i anlattığı bölümler tam da bu çelişkiyi açığa çıkarır. Örneğin dediğine göre Kulp Vadisi’nde Ermeni partizanlar tarafından öldürülen yüzlerce Kürt arasında amcasının kardeşi Ali de vardır.

Fakat kardeşi öldürülen amcasının Ermeni fermanı (fermana filehan) ilan edildiğinde Ermeni kadın ve çocuklarını ölümden koruduğunu söyler. Sonrasında Kürt milliyetçisi bir bakış açısıyla Ermenileri Kürtlerin aleyhine çalışmalarıyla suçlar. Fakat devamında, siyasi angajmanını bir kenara koyup, yazdığı bölümde ise henüz onlu yaşlarında bir çocuk iken kendi köyünde tanık olduğu soykırımı bütün çıplaklığıyla şöyle betimler: “Bizim köyümüz Lice ile Hani arasında idi. Köye yakın ve üst tarafında da Huriler dönemine ait 5000 yıllık bir maziye sahip bir zindan vardı. Zira zindan doğal bir mağaranın içi oyularak yapılmıştı. Yöredeki Ermeniler toplanır, bu zindanın bulunduğu yarın başına getirilerek uçuruma bırakılarak parçalanır ve öldürülürdü. Cesetler zindana taşınarak üst üste atılıyordu. Zindan derin olduğu için buradan koku vermiyordu. […]

Kulp’tan 250 kişilik bir kadın ve çocuk topluluğu önlerine katıp aşağıya Diyarbakır ovasına götürdüklerini gördük. Amcam beni çağırarak ‘Bu kadınları götürenlerin başındaki adam Arif Bey isminde biridir. Git de ki ‘Bir erkek ve bir kız çocuğunu benim istediğimi ilet!’ Ben ve birkaç çocuk arkadaşımla birlikte, topluluğun ardına düştük. Bir ağacın altında Arif Bey dinlenirken yakaladık. İsteğimizi Arif Bey’e ilettik. Arif Bey dönüp bize ‘Gidin, onların içinden iki kişiyi alarak götürün’ dedi. Ben kendisine ‘Beyim bunların etrafında asker doludur. Bizi dipçik ve süngülerle döverler.’ Arif Bey: ‘Gidin benim gözüm sizde !…’ Biz, kadın ve çocuklardan oluşan topluluğa yaklaştık. Askerlere, Arif Bey’den geldiğimizi belirterek isteğimizi söyledik. Kadınların ve çocukların içine girdik. Onlar da ölümlerini bekler bir haldeydiler. Koca kadınlar derlerdi ki ‘Bizi götürün, biz sizin her tür işinizi yapabilecek durumdayız.’ Biz alelacele içlerinden Lusi ismindeki kız çocuğu ile Artin ismindeki erkek çocuğu alarak ayrıldık. Sonra toplam olarak amcamın yanında yedi, annemin yanında da üç Ermeni çocuk korunmak üzere gizleniyor ve besleniyordu… Biz çocukları götürmeye giderken Arif Bey’in onayını aldığımızı düşünerek rahatlamıştık. İki çocuğu eve bıraktıktan sonra yine dönüp sürgün yollarındaki Ermeni kadın ve çocukların yanına merak ederek gittik. Onlara korkudan yaklaşamadık, ancak uzaktan izledik. 20 kişiye yakın insan kalmıştı askerler onları, her defasında üçer-dörder uçurumun tepesine götürerek kaybediyordu. Bir süre sonra yine gittik baktık. O kadın ve çocukların cesedi yardan atılarak parçalanmış vaziyette olduğu yerde kalakalmıştı…”

1915’teki soykırım gerçeğine doğrudan tanıklık etmiş olan Serdî’nin anıları, yaşadıkları ile ideolojik angajmanlar doğrultusunda geliştirdiği genel tutum arasındaki gerilim ve çelişkiyi yansıtması açısından son derece önemlidir. Yazar Kürt aydınlarının milli çıkar temelinde geliştirdikleri siyasi tutum ve sessizleştirme politikasının dışına çıkan bir alan olarak kişisel tanıklığından bahsettiği her anda bu çelişkiyi derinleştirmektedir. Gözleriyle bizzat tanık oldukları ile onları siyasi bir anlamlandırma filtresinden geçirdikleri arasındaki gerilim, birinci kuşak Kürt aydınlarının anılarında öne çıkan ana noktanın özeti gibidir.

Yeni Yaşam

Yeni Yaşam

İlgiliYazılar

Beklemek/bekletmek ve palyatif çözümler 

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

İzlendiği gibi devlet, süreç için atılması gereken adımları atmıyor. Buna rağmen yetkililer, “her şeyin olumlu yönde ilerlediğine” dair açıklamalar yapıyorlar. ...

‘İnsanlık onuru işkenceyi yenecek’

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Ahmet Oğuz diye bir arkadaş var, durumu hiç iç açıcı değil. Kalbi delik ve 2-3 yıl önce felç olmuştu; şu...

Quto’ya derdimi nasıl anlattım?

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

AKP Hava Yolları’na bağlı Türkiye “tayyaresi” türbülansta… Pilot kontrolü kaybetmiş. Tayyare irtifa kaybediyor. Trafik açısından durum böyle. Siyaset açısından durum ne?...

Bekleme salonundaki toplum

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Aynı hafta içinde iki görüntü yan yana düştü. Biri Boğaz kıyısında, Ortaköy'deki bir yalıda düzenlenecek Amedspor dayanışma gecesinin davetiyesi; öteki...

Araba çılgınlığına dair…

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

‘Eğer hem insanlarla ve hem de doğayla kaybettiğimiz ilişkiyi yeniden kurmak istiyorsak, arabanın yarattığı sorunlara radikal bir çözüm bulmamız gerekecek’...

103. yılında cumhuriyet ve demokratik dönüşüm sorunu

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

Cumhuriyet’e giden yollar döşenirken o ilk günlerde dönemin toplumsal dokusu bütünüyle göz ardı edilmedi. Padişahlıktan, kulluktan, iç ve dış çöküntüden,...

Sonraki Haber

Suçlu yok, ‘oksijensizlikten ölmüşler’

SON HABERLER

Ankara’da kadın konferansı: Yasanın uygulanmasının belirsiz bir geleceğe bırakılması doğru değil

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Konferans ikinci gününde ‘Doğanın ve Yaşamın Özgürleştirilmesi Mücadelesini Konuşuyoruz’ oturumuyla sürüyor

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Amedspor Eyüpsporu 5-1 mağlup etti

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Arzoxlî’de GES projesine karşı çadır nöbeti 11’inci gününde, Cixsê’de direniş 93’üncü gününde devam ediyor

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Xarpet’te halk buluşmasında Öcalan’ın özgürlüğü vurgusu

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Van YYÜ’deki ihale, yurt ve personel usulsüzlükleri Sayıştay raporuna yansıdı

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Google Finlandiya’da veri merkezi için 400 bine yakın ağaç kesti

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
[email protected]

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır