• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
1 Kasım 2026 Pazar
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar

1915+1+?-Pakrat Estukyan

Yeni Yaşam Yazar: Yeni Yaşam
12 Şubat 2019
Kategori: Yazarlar
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Türkiye’de tarih ve toplumsal siyaset birbirlerini şekillendiren iki olgudur. İmparatorluktan cumhuriyete geçişte, çok başarılı kurgulanmış bir tarih sunumu, aynı zamanda toplumun ortak değerlerini de biçimlendirir. Çok partili rejime geçildikten sonra genel bir tanımla sağcı partilerin her seçimden başarı ile çıkmalarının arkasındaki toplum yapısını irdelemekte fayda var.

20. yüzyılın ilk çeyreği, bütün Osmanlı ülkesinde, imparatorluğun tebaası olan bütün halklar için çok önemli ve yaşamsal fırtınaların yaşandığı bir dönem oldu. Kuzey Kafkasya’dan gelen Abhaz, Adige, Kabartay, Ubıh gibi Çerkez boyları henüz devletin himayesini yaşamamıştı. Açlık ve yoksullukla baş etmeye çalışmaktaydılar.

Balkan bozgunu kaybetmenin, yenilmişliğin, tükenmenin bir diğer boyutu olarak toplumda psikolojik bir yıkım yaratırken, yerini, yurdunu, işini, kurulu düzenini bırakıp yollara düşen, hırpalanan, örselenen, en önemlisi de moral çöküntüsü yaşayan onca insanın ikameti, barınması, doyması yıkılma aşamasına varmış bir devletin karşılayabileceği şeyler değildi.

***

‘Agos’ gazetesi kurucusu ve genel yayın yönetmeni Hrant Dink’in 19 Ocak 2007 tarihinde, gazetesinin önünde öldürülmesinin ardından gazeteci Robert Fisk bu cinayeti 1,5 milyon + 1 olarak tanımlamıştı. Burada Ermeni Soykırımı’nda katledilen 1,5 milyon insandan sonra, bir Ermeni aydının daha aynı saiklarla öldürüldüğü vurgulanmaktaydı.

Gerçekten de Dink’in katline giden süreç incelendiğinde bu tanımın gerçekliği su götürmez. Ancak konuya Türkiye tarihi bağlamında baktığımızda aynı 1,5 milyona ekleyebileceğimiz pek çok kurban olduğunu da görebiliriz.

Örneğin 15 kara saplı bıçak ile katledilip Karadeniz’in karanlık sularına atılan komünist 15’leri anabiliriz. Dersim dağlarında bombalanan, mitralyöz ateşleri ile zehirli gazla topluca katledilen binlerce insanı anabiliriz.

Van Özalp’ta ‘33 kurşun’ olarak zihnimize kazınan katliamı, Maraş’ta öldürülen yüzlerce Alevi’yi, 1977 1 Mayıs’ında yitirilen canları, Sivas Madımak Oteli’nde vahşi bir kitlenin ateşe verdiği insanları, Roboski bombalamasında yitenleri, Suruç ve Ankara katliamları kurbanlarını da hesaplamamız gerekiyor.

Kurbanlar Ermeni, Süryani, Kızılbaş, Kürt, Alevi, sosyalist, Arap olarak farklı zamanların ötekileştirilenlerinden oluşan bir çeşitlilik gösteriyor. Aynı şekilde Topal Osman misali yerel çetelerden ülkücü güruhlara, MİT, CIA ajanlarından JİTEM hücrelerine, itirafçılara, IŞİD militanlarına kadar tetikçiler de çeşit çeşit. Ancak tüm bunları Ankara’da, kapalı kapılar ardında tertipleyen, tezgâhlayan, sonuçlarını değerlendiren ve yönlendiren fail hep aynı kaldı.

Fail bu suçlarına toplumsal destek sağlamak üzere basını koordine eden, cezasızlığı sağlamak üzere yargıyı adaletin değil de ‘milli çıkar’ların hizmetinde konumlandıran, çıkardığı yasalarla faşizmi milli bir iklim haline getiren, ülkenin egemeni konumundan asla geri adım atmadı.

Soykırım gibi ağır bir suçun üzerinde temellenen yapının, tarihi boyunca bu suç mahallinden uzaklaşamadığı, zaman yolculuğunda uğradığı duraklarda suçunu güncellediği yaşanarak deneyimlenmiş bir gerçek olarak duruyor karşımızda. ‘Suruç Aileleri İnisiyatifi’nin 10 Şubat Pazar günü yaptığı sempozyum, meselenin bu boyutu ile değerlendirilmesi gereğini yalın bir şekilde ortaya koyacak veriler sundu. Ülkede hiçbir vahşet tekil bir suç değil, ilmek ilmek örülen siyasi ve ahlaki iklimin farklı bir tezahürü.

***

Günümüzün en önemli özelliği ise bu bir asırlık devlet politikasının ilk kez bu denli açık, bu denli insanların gözüne sokulacak şekilde uygulanması. Bu cüretin arka planında ise izlenen siyasetin küresel ölçekte kabul görmesi var. AİHM yargıçlarının Türkiye’de yaşanan insan hakları ihlalleri karşısında üç maymunu oynaması, Roboski başvurusunun ardından Cizre bodrumlarında yaşanan insanlık dramını görmezden gelmesi ancak bu baskı ve şiddet ikliminin, henüz kendi ülkelerinde olmasa da Türkiye’de desteklendiği anlamını taşıyor.

Bizim çıkaracağımız ders ise yoldaşından başka kimseye, hele hele Avrupa’ya asla güvenmemek olmalı. Bu dersi 1885 yılında Vanlı Khrimyan Hayrig’den dinledik de aydığımızı, uyandığımızı ne yazık ki söyleyemiyoruz.

Yeni Yaşam

Yeni Yaşam

İlgiliYazılar

Beklemek/bekletmek ve palyatif çözümler 

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

İzlendiği gibi devlet, süreç için atılması gereken adımları atmıyor. Buna rağmen yetkililer, “her şeyin olumlu yönde ilerlediğine” dair açıklamalar yapıyorlar. ...

‘İnsanlık onuru işkenceyi yenecek’

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Ahmet Oğuz diye bir arkadaş var, durumu hiç iç açıcı değil. Kalbi delik ve 2-3 yıl önce felç olmuştu; şu...

Quto’ya derdimi nasıl anlattım?

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

AKP Hava Yolları’na bağlı Türkiye “tayyaresi” türbülansta… Pilot kontrolü kaybetmiş. Tayyare irtifa kaybediyor. Trafik açısından durum böyle. Siyaset açısından durum ne?...

Bekleme salonundaki toplum

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Aynı hafta içinde iki görüntü yan yana düştü. Biri Boğaz kıyısında, Ortaköy'deki bir yalıda düzenlenecek Amedspor dayanışma gecesinin davetiyesi; öteki...

Araba çılgınlığına dair…

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

‘Eğer hem insanlarla ve hem de doğayla kaybettiğimiz ilişkiyi yeniden kurmak istiyorsak, arabanın yarattığı sorunlara radikal bir çözüm bulmamız gerekecek’...

103. yılında cumhuriyet ve demokratik dönüşüm sorunu

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

Cumhuriyet’e giden yollar döşenirken o ilk günlerde dönemin toplumsal dokusu bütünüyle göz ardı edilmedi. Padişahlıktan, kulluktan, iç ve dış çöküntüden,...

Sonraki Haber

Umudum var bulacağım

SON HABERLER

Süreç hapishanelere uğramıyor

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Beklemek/bekletmek ve palyatif çözümler 

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

‘İnsanlık onuru işkenceyi yenecek’

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Neoliberalizmin enkazı: Fransız Cumhuriyeti

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Jin Dergi’nin yeni sayısı yayında

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Quto’ya derdimi nasıl anlattım?

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Bekleme salonundaki toplum

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
[email protected]

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır