• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
1 Kasım 2026 Pazar
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar Jineolojî'nin Sözü

Umudun diyalektiği ve bir halkın dirilişi

29 Ocak 2026 Perşembe - 00:00
Kategori: Jineolojî'nin Sözü, Manşet, Yazarlar

Kürt halkının ‘Kurdîstan yek welat e!’ diye haykırarak sahiplendiği bu ‘kırmızı çizgi’, derin çok boyutlu bir savaşla, ağır bedeller ödenerek kazanılan toplumsallaşmış kadın eksenli ahlaki-politik toplum değerleridir. Emperyalist güçlerce boğulmak istenen Rojava; özgürlük mücadelesinin, yarattığı değerlerin, kültürün, alternatif bir yaşamın mümkün olmasının pratik umududur

Didem Nur Acabey

Şimdi bir eşikteyiz. Ernst Bloch der ki: “Umut, gelecekte bekleyen bir duygu değil, şimdinin içinde patlayan bir güçtür.” ‘Şimdinin içinde patlayan bu güç’, Rojava şahsında dünyanın birçok yerinde; meydanlarda, sokaklarda, saç örgülerinde gördüğümüz yekpare bir direniş ve dayanışmaya dönüşüyor. Emperyalist güçlerin anlaşmalarıyla, HTŞ çetelerinin kuşatması altında olan Rojava için, umut kendini an’da yeniden inşa ediyor. Walter Benjamin de “şimdi-zaman” kavramı ile bu anı tarif eder: Devrimin, ‘tarihin sonunda bekleyen bir olay değil, şimdinin içinde patlayan bir an’ olduğunu söyler.

Sayın Abdullah Öcalan’ın sözleri, bu an’ın ve anlam inşasının özüdür: “Tarihsel ve güncel olarak bütün belirsizliklere neşter attık. Bir anlam patlaması ortaya çıktı. Şimdi tam bir patlama halini yaşıyoruz. Bugün bir anlam deryası ortaya çıktı.”

Kürt halkının “Kurdîstan yek welat e!” diye haykırarak sahiplendiği bu “kırmızı çizgi”, derin çok boyutlu bir savaşla, ağır bedeller ödenerek kazanılan toplumsallaşmış kadın eksenli ahlaki-politik toplum değerleridir. Emperyalist güçlerce boğulmak istenen Rojava; özgürlük mücadelesinin, yarattığı değerlerin, kültürün, alternatif bir yaşamın mümkün olmasının pratik umududur.

Özgür Kürt kimliğinin, varlığının yeniden uluslararası bir komplo girişimiyle bastırılmak istenmesinde hedeflenen temel olarak “duygu kırılması” dedikleri bu umut kırılmasıdır. Kastik katilin güncel formlarının, HTŞ çeteleri gibi insanlık yamyamlarının toplamı olan bir yapılanma ile bu kadar vahşice saldırması bu yüzdendir. Rojava, bugün bu anti-toplumcu karanlığın karşısında varlık-yokluk mücadelesi yürütürken, aynı zamanda umudun yüreği, eylemi, kolektif hafızası oluyor.

1. Benjamin “Geçmiş ancak tehlike anında bir şimşek gibi çakıp tanınabilir hale gelir” der. Kürt gerçekliğinde bu şimşek; kolektif hafızayla bizi binlerce yıl öncesinden alır, bugünün 52 yıldır yürütülen görkemli, soluksuz özgürlük yürüyüşüne ve açtığı özgürlük patikalarına getirir. Hepsi ‘şimdi’de şimşek gibi çakmaktadır. İşte o şimşek, şimdi Kürt halkı için direniş tarihinden ve kendinden güç alarak diriliş umudunun örgütlenmesidir.

Direniş alanları, umudun yaratıldığı, örüldüğü somut mekânlardır. Meydanlardan yükselen “Biji berxwedana Rojava” sesi, kolektif bir varoluşun, umudun ilanıdır artık. Direnişin sesi, küresel Kürt ulusal birlik ruhudur. Direnişin sesi, Rojava’nın sesini büyüten, özlü bir  enternasyonel dayanışmadır. Halkların, Bloch’un “henüz-değil” olanı şimdiye çekme gücüdür; kolektif an’da umudu yaratma gücüdür. Bu yüzden umut, bireysel ve pasif bir bekleyiş değil; kolektif toplumsal direnişin an’da somut eylemliliğidir. Kürt halkı, bedeli ne olursa olsun yaratılan bu anlam deryasını son nefesine kadar koruyacaktır.

Ve gayrısı “Devrimin kazanımlarını koruyacağız” sözü, insanlık onurunu yaşatan, ateşten bir umut şiarıdır.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Dilan Dîlok: Kürt halkı topyekûn serhildana gitmeli

Sonraki Haber

Fransa İran Devrim Muhafızları’nın ‘terör listesi’ne almayı destekleyecek

Sonraki Haber

Fransa İran Devrim Muhafızları'nın 'terör listesi'ne almayı destekleyecek

SON HABERLER

Jin Dergi’nin yeni sayısı yayında

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Süreç hapishanelere uğramıyor

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

Beklemek/bekletmek ve palyatif çözümler 

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

‘İnsanlık onuru işkenceyi yenecek’

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

Neoliberalizmin enkazı: Fransız Cumhuriyeti

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

Quto’ya derdimi nasıl anlattım?

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

Bekleme salonundaki toplum

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ekim 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
[email protected]

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır