30 yıllık tutsaklıktan sonra bu kadar çok kadınla ilk defa bir araya geldiğini belirten Güler Bilen, ‘Bu mücadele olmasaydı, bu kadar bedel ödenmemiş olsaydı, belki de bu konferans olmayacaktı’ dedi
30 yıl öncesiyle bugünü karşılaştıran Güler Bilen, kadın mücadelesinin yarattığı değişime dikkat çekerek, ‘Her kadına baktığımda her kadın bir mücadeledir, umuttur ve gelecektir’ dedi
Diren Yurtsever
Aralarında gazeteci, siyasetçi, hak savunucusu, sanatçı, aktivist gibi farklı alanlardan 80 kadının çağrısıyla, “Kadınlar Yan Yana Geleceği Konuşuyor/ Em Bi Hev Re Li Ser Pêşerojê Diaxivin” gerçekleştirilen konferans, iki günün ardından sona erdi. Türkiye ve Kürdistan’ın farklı kentlerinden ve farklı mücadele alanlarından gelen yüzlerce kadın, iki gün boyunca barışın inşasında kadınların rolü, eşit yurttaşlık, demokrasi, özgürlükler, adalet, ekoloji mücadelesi gibi pek çok başlıkta tartışma yürüttü.
Ortaklaşmalar
Kadınlar, “nasıl bir ortak gelecek tahayyül ediyoruz”, “bir sonraki adımımız ne olmalı”, “demokrasinin olmadığı bir ülkede barış mücadelesini nasıl yürütebiliriz”, “farklı düşünen insanlarla bir araya gelerek barış ve adalet mücadelesini nasıl yürütebiliriz” soruları ile birlikte bu konferansın açığa çıkardığı heyecanın nasıl bir örgütlü güce dönüşeceği önümüzdeki günlerde kadınların gündeminde olacak. Çünkü yürütülen tartışmalarda bu buluşmaların çoğaltılması, sürdürülebilir olması ve bu yönlü mekanizmalar oluşturulması açığa çıkan temel talepler arasında yer aldı.
Kadın kotası önerisi
Barış ve adalet mücadelesinin nasıl yürütülmesine dair yapılan önerilerde; diyalog yöntemlerinin daha da etkili kullanılması, sürekli aynı yerlere gitmek yerine farklı yerlere de gidilebilmesi, süreçle ilgili izleme kurulu gibi kurulacak kurullara yüzde 30 kadın kotasının konulması talebini kadınların güçlü bir şekilde dile getirmesi ve baskısını yapması gibi öneriler de açığa çıktı.
Cezaevinden sonra ilk
Önemli başlıkların ele alındığı ve tartışıldığı konferansta çok farklı kimlik, inanç, grup ve yapılardan kadınlar katıldı, sorunlarını ve “ne yapabilirizi” tartıştı, duygularını, düşüncelerini, eleştiri ve önerilerini, deneyimlerini aktardı. Kuşkusuz kadınlar uzun bir süredir bu yan yana gelişleri örgütlüyor ve farklı yer ve mekanlarda da olsa gerçekleştirebiliyor. Ama konferansta bu kadar kalabalık ve kadınların bu kadar fazla olduğu bir etkinliğe ilk defa katılan Güler Bilen’in konferansa dair izlenimleri de pek görülmeyen ayrıntıları görünür kılmak açısından önemliydi. Güler Bilen, 30 yıldan fazla süren bir tutsaklığın ardından bir yıl önce Şakran Kadın Kapalı Cezaevi’nden tahliye edildi. Tahliye edildikten sonra ilk defa böyle bir buluşmaya katıldığını belirten Güler Bilen, “Burada olmak güzel. Bu kadar çok kadınla ilk defa cezaevinde oldu. Hep cezaevinde kalabalık bir şekilde kadınlarla kaldım. Cezaevinden sonra bir de en kalabalık bir şekilde bu konferansta bu kadar çok kadınla bir arada oldum” ifadelerine yer verdi.
Bedeller sayesinde
Bu kadar farklı kadınla yan yana gelmenin anlamlı olduğunu belirten Güler Bilen, konferansın geçmişle bugün arasındaki değişimi de gösterdiğini söyledi. “Bir zamanlar bizi kabul etmeyen insanlar yani Kürtlerin kimlik hakkını kabul etmeyen insanların bugün bakış açılarının aslında değiştiğini de görebildim. Tabi bu mücadelenin bir sonucudur. Bu mücadele olmamış olsa, bu kadar bedel ödenmemiş olsaydı, belki de bu konferans olmayacaktı. Burada da olmayacaktık. Çünkü mücadele bedel istiyor. Bedel ödemediğin bir yerde kimse sana özgürlük vermez. Özgürlük hazıra konulan bir şey değil, almak zorundasın. Böyle görmek gerekiyor. O yüzden umut verici bence. Geleceğe dair umutluyum. Umutlu olmak da gerekiyor” dedi.
‘Her kadın bir umuttur’
30 yıllık bir tutsaklıktan sonra, 30 yıl öncesinden günümüze kadar mücadelenin geldiği aşama ve kazanımlarına dair görüşlerini aktaran Güler Bilen, “Biz 30 yıldır içeride olduğumuz için hep acaba ne değişti diye sorardık. Biz dışarı çıktığımızda neyle karşılaşacağız? Ya da cezaevine gelen insanların şahsında da biraz dışarıyı görebiliyorduk. Çıktıktan sonra ben bunu daha biraz somut gördüm. Gerçekten açılan kadın kurumlarına bakıyorum çok fazla. 90’lı dönemlerde yoktu. Sadece dağda kadınlar vardı, silahlı mücadelede kadınlar vardı. Kurumlarda yani siyasal anlamda çok yoktu kadının adı. Ama bugün çok fazla kadın kurumu var. Benim en çok hoşuma giden bu oldu. Bu mücadelenin yarattığı bir sonuçtur. O yüzden de her kadına baktığımda her kadın gerçekten hem bir mücadeledir hem umuttur hem de gelecektir” diye belirtti.
‘Karşılıklı güven oluşmuş’
Güler Bilen, sözlerini şöyle sürdürdü: “Konferans salonunda hem konuşmacılara hem de dinleyicilere hep baktım böyle uzun uzun. Gözlemledim. Gerçekten o kadar çok birbirini tamamlayan şeyler ki. Çünkü karşılıklı güven oluşturulmuş. Karşılıklı sahiplenme oluşturulmuş. Yani birçok çevreden insan kendini burada bulmuş. Bu çok önemli gerçekten. Ve bizim vermiş olduğumuz bu mücadele Ortadoğu ve dünya kadınlarına ışık saçıyor. Bugün herkes Kürt kadınını, mücadelesini konuşuyor. Bu muazzam bir şey, güç. Biz bununla gurur duyuyoruz.”
‘Hayal bile edemezdim’
30 yıl öncesinde bu kadar farklı siyasi parti ve yapılardan kadınların bir araya gelebileceğini ve barışı konuşabilecekleri bir zemini yaratabileceklerini hayal bile edemediklerini belirten Bilen, “Demek ki kadın gücü isterse başarabiliyor. Gerçekten bunu yapabiliyor. Bu konferans bunu biraz gösterdi. Ama bu platformların çoğalması da gerekiyor. Hani burada kalmaması gerekiyor. Beklenti hiçbir zaman umut getirmez. Şimdi en çok da bu süreci kabul etmeyen, ikna olmayan kesimlere gidilmeli. Bu organizasyonlar daha çok bu süreci anlatmanın en zor olduğu yerlerde yapılmalı. Yani sadece kendi mahallemizde değil. Çünkü bu kırılmalı” dedi.
Konferansta yan yana gelen kadınların muazzam bir güç ve potansiyel oluşturduğunu belirten Bilen, “Her kadının içinde inanılmaz bir derya var. Bilinç var. Aşırı teoriye gerek yok. Herkes birbirinin gözüne baktığı zaman duyguda birbirini anlıyor, güven oluşmuş, dayanışma ruhu var. Bu çok güzel. Farklı renkler, farklı sesler zaten bizi birleştiren şeylerdir” dedi.









