KAFFED 12. Olağan Genel Kurulu’nda konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, süreç görüşmelerine işaret ederek, eşit yurttaşlık hakkının taleplerin en başında olduğunu vurguladı. Hatimoğulları, ‘Sadece Kürdün hakkı talep edilmiyor’ dedi
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Kafkas Dernekleri Federasyonu’nun (KAFFED) 12. Olağan Genel Kurulu’na katıldı. Gündeme dair değerlendirmelerde bulunan Tülay Hatimoğulları, 21 Mayıs 1864 Çerkes Soykırımı’nın tarihe bir karanlık sayfa olarak geçtiğini ifade etti.

Anadolu topraklarında halkların eşit ve demokratik yaşamadığını belirten Tülay Hatimoğulları, “Bu ülkede 72 milletten insan farklı halklardan ve inançlardan olarak biz bu coğrafyada hep birlikte yaşıyoruz. Birçoğumuzun anadili bu topraklarda resmi olarak konuşulmuyor. Eğitim dili değil. Eğitim dili olmadığı için de unutmaya ve unutturulmaya yüz tutuyor. Ve farklı kimliklerden olabiliriz. Farklı tarihsel deneyimlere sahip olan halklar olabiliriz. Ama biz şunda hep ısrar ettik. Bu topraklarda ortak yaşamı tesis etmek ama kendi hakkımızla, dilimizle, inancımızla, kültürel değerlerimizi koruyarak, bu ortak toprakta, ortak coğrafyada bir arada yaşamayı hep umut ettik ve bunun için bizler mücadele ettik” dedi.
Eşit yurttaşlık talebi
Kafkas halkının, Çerkeslerin ve başka halkların da taleplerinin olduğunu söyleyen Tülay Hatimoğulları, parti olarak tüm halkların eşit yurttaşlık talebinin yanında olduklarını ve yürüttükleri mücadelenin merkezinde olduğunu vurguladı. Tülay Hatimoğulları, Abhazya pasaportunun Türkiye’ye girişte bir seyahat belgesi olarak kabul edilmesi gerektiğinin altını çizdi. Tülay Hatimoğulları, “Anavatana dönüş hakkı, bundan daha doğal bir hak var mıdır? Bu konuda Türkiye’deki özellikle Dış İşlerine çok önemli görev ve sorumluluklar düşer. Anavatana dönüş hakkının hukuki ve idari önündeki hukuki ve idari engellerin kaldırılmasıyla ilgili Türkiye’ye düşen çok önemli görev ve sorumluluklar var. Pasaportun kabulü demek o halkın varlığını ve oradaki bir vatanın varlığını kabul etmek demektir” diye belirtti.
Demokratik Anayasa vurgusu
Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin iki yıldır devam ettiğini belirten Tülay Hatimoğulları, “Türkiye’de Kürt sorununun barışçıl ve demokratik yöntemlerle çözülmesi için, bugüne kadar 50 yıla yaklaşan çatışmanın ve savaşın bitirilmesi için çok somut ve çok önemli adımlar atıldı. Bu anlamıyla bu atılmış olan adımların hukuki bir karşılığı olmalı. Bu kadar büyük bir örgütlü mücadele, bu kadar büyük bir güç, bir hukuki ve siyasi kazanımla sonuçlanmalı ve şimdi böyle bir evredeyiz. Bunu zorluyoruz. Şunu bilmenizi isterim ki Barış ve Demokratik Toplum Sürecinin görüşmelerini gerek iktidarla gerekse devletle yürüttüğümüz bütün görüşmelerde eşit yurttaşlık hakkı en temel taleplerimizden birisidir. En başındadır. Yani sadece Kürt’ün hakkı talep edilmiyor orada. Orada Çerkezlerin, Romanların, Abazaların, burada sayamadığım bütün halkların ve inançların hakları talep ediliyor. Eşit yurttaşlık hakkı resmen tanımlanmazsa ve resmen bir anayasanın maddesi haline gelmezse bugün ne Kürt kazanmış olur ne herkes kazanmış olur. Dolayısıyla demokratik bir anayasa ihtiyacı bu Türkiye’de en temel ihtiyaçlardan biri ve bunun hayata geçmesi için bizlerin ortak mücadele yürütmesi son derece önemli ve son derece kıymetli” dedi.

‘Birbirimize ihtiyacımız var’
Her halkın kendi öz örgütlenmesinin hak ve şart olduğunun altını çizen Tülay Hatimoğulları, hakların ancak böyle alınabileceğini ifade etti. Tülay Hatimoğulları, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bizler barış ve demokratik toplum sürecini örgütlemeye çalıştığımız, buradan bütün halklar açısından somut kazanım elde etmeye çalıştığımız bu süreçte siz Kafkas halklarının desteği ve dayanışması da son derece önemli. Yani bizim birbirimize ihtiyacımız var. Yani bu topraklarda eşit yurttaşlık talep eden, bu toprakta dili, dini, varlığı inkar edilen, yok sayılan, hakları resmi olarak verilmeyen bütün halkların ortak bir mücadele yürütme dışında gerçekten bir seçeneği yok. Ve ben şuna yürekten inanıyorum. Örgütlü mücadeleden ve ne istediğini net olarak bilip bunun mücadelesinin etrafında güçlü bir örgütlenme ve kenetlenme ve aynı zamanda farklı halkların ve inançların birbirini gören, birbirine bakan, birbirine el uzatan bu sorun sadece en büyük sorun benim sorunumdur deyip köşesine çekilen değil, tam tersi Kürt’ün Kafkas halklarına Türk’e el uzatması, el ele tutuşması, o dayanışmayı, o güçlü dayanışmayı ortaya koyması Türkiye’nin demokratikleşmesinin önünü ardına kadar açacaktır.”
ANKARA








