Amed Barosu Kadın Hakları Merkezi Temsilcisi Avukat Zilan Esen, kadın katliamları ve cezasızlık politikalarına karşı zihniyet dönüşümünün ve toplumsal dayanışmanın şart olduğunu vurguladı
Amed Barosu Kadın Hakları Merkezi Temsilcisi Avukat Zilan Esen, kadın katliamlarının yapısal nedenlerini, devletin sorumluluğunu, Kürdistan’daki özgün koşulları ve kadınların ortak mücadele olanaklarını değerlendirdi.
‘Münferit değil, sistematik şiddet’
Kadın katliamlarının “münferit” veya anlık vakalar olmadığını, gücünü erkek egemen sistemden aldığını belirten Zilan Esen, şunları söyledi:
“Kadın katliamlarının arkasındaki en temel yapısal neden, erkeğin kadın üzerinde tahakküm kurmasını doğal bir hak olarak gören toplumsal cinsiyet eşitsizliğidir. Kadınların kendi hayatları üzerinde söz hakkı kurma iradesi, erkek egemen sistem tarafından erkeğin ‘iktidarına’ bir tehdit olarak algılanmakta ve şiddetin zeminini oluşturmaktadır.”
Cezasızlık politikası
Faillerin cesaretlerini cezasızlık kültüründen aldığını ifade eden Zilan Esen, koruma kararlarının kağıt üstünde kalması, mahkemelerdeki “iyi hal” ve “haksız tahrik” indirimlerinin faillere örtülü bir teşvik sunduğunu vurguladı. Zilan Esen, yasa değişikliklerine rağmen siyasal iktidarın kadını eşit birey olarak görmeyen söylemlerinin uygulayıcılara serbestlik alanı tanıdığını kaydetti.
Bölgeye Özgü Somut Engeller
Kadına yönelik şiddetle mücadelede Kürdistan coğrafyasında karşılaşılan özgün engelleri iki olayla özetleyen Zilan Esen:
Dil engeli: Muş’ta Fatma Altınmakas’ın karakolda Kürtçe tercüman bulunmadığı için derdini anlatamaması, anadilde hizmet eksikliğinin en acı örneğidir.
Üniformalı failler: Batman’da İpek Er’in ölümüne yol açan fail Musa Orhan dosyasında görüldüğü üzere; failin asker veya polis olduğu vakalarda yargılamadaki koruma refleksi faillere cezasızlık zırhı örmektedir.
‘Kendi içimizdeki erkeklik kodlarından arınmalıyız’
Kadınların sürekli “kurban” olarak gösterilmesini eleştiren Zilan Esen, kadın örgütlenmelerinin sadece dışarıdaki sisteme değil, içsel dönüşüme de odaklanması gerektiğini söyledi:
“Yeni yaşamı kurarken sadece dışarıdaki sisteme karşı mücadele etmek yetmemeli, yüzyıllardır içimize işleyen o erkeklik kodlarından arınmak için kendi içimizde de kesintisiz bir mücadele vermek zorundayız.”
Toplumsal dönüşüm şart
Yerel yönetimlerin sığınma evleri ve anadilde destek mekanizmaları açması gerektiğini belirten Zilan Esen, toplumun da şiddeti “aile içi mesele” olarak görmekten vazgeçmesini söyleyerek sözlerini şöyle tamamladı:
“Kadını kendi hayatı üzerinde tek karar verici, özgür ve eşit bir birey olarak kabul eden ve bu hakka koşulsuz saygı duyan zihniyet inşa edilmediği sürece, şiddeti besleyen bataklığı kurutmak mümkün olmayacaktır.”
Kaynak: ANF









