İktidarın güç kaybı gün geçtikçe gözle görülebilir hale geldi. İçte ve dışta siyasi ve ekonomik gelişmeler gösteriyor ki, deyim yerindeyse kontrolsüz güç güç değildir tanımlamasıyla örtüşüyor. İktidar partileri kendi aralarında ne kadar beraber olduklarını topluma ikna etmeye çalışsa da açıklamalar ile de ayrı tellere bastıkları ortada. Mesela Bahçeli örgütlü haramzadeler diyor fon hırsızlarına ama Erdoğan bu işin ucu kime dokunursa dokunsun diyerek yargıyı işaret ediyor. Artık kimse bu demokrasi, hukuk ve adalet var sözlerine inanmıyor. Kurumların çürümüşlüğünden bahsediliyor. Bu kurumların başına geçen kişileri atayan cumhurbaşkanı Erdoğan değil mi? 81 ilin valisinin, üniversite rektörlerinin atanmasında kimin imzası var Cumhurbaşkanı Erdoğan değil mi? Bu kadar yetkisi olan bir liderin bu olanlardan haberi nasıl olmaz. Saraydaki danışmanların görevi nedir acaba? Fon soygunu ile konumuza devam edelim. Halen husumetli ailelerde, bir cinayet işlenirse ilerideki intikam duygularının gelişmesini önlemek için kan parası verilir ama suçlu cezasını çekmek üzere cezaevine gönderilir. Şimdi bu fon hırsızlığında devlet mağdur ailelere bir kısım para ödeyerek ortamı sakinleştirmeye çalışıyor. Suçlular ve en çok da iktidarın önemli kurumlarında yer alan kişilerin mal varlıklarına el konulmaması ve halen dışarıda elini kolunu sallayarak gezmelerine herkes tepkili. Bu işin ucu kime dokunursa dokunsun diyorsunuz da bir yerde ucu saraya kadar gelecek o zaman sizin atadığınız adalet yetkilileri sarayı sorgulayabilecek mi? Ülkede var olan ekonomik kriz fon hırsızlığıyla daha da derinleşti. Açlık sınırı kırk bin TL sınırına yaklaştı. Bir de emekli ve asgari ücretlilerin maaşlarına bakın ekonomik sıkıntının ne kadar büyük olduğu anlaşılacaktır.
İçeride durumlar vahim bir hal almışken dış politikada da iki devlet tek millet arasında sorunlar gittikçe büyüyor. Azerbaycan’daki okullarda başörtüsüyle başlayan durumdan dolayı saraydan bir danışmanın bu konu hakkında açıklamaları krize neden olmuştu. O danışman bu olaydan sonra istifa etmek durumunda kaldı. Karşılıklı restleşmeler başladı ve bu birilerinin sonunu getirebilir. Ayrıca Hakan Fidan’ın Azerbaycan ziyareti de başlı başına bir sorun oldu. Hakan Fidan bu durumda gidici olarak duruyor. Erdoğan, ya Fidan tarafında yer alacak veya Aliyev tarafında. Aliyev’in Türkiye’ye gelmemesinin bir nedeni de Fidan’ın Bakü’deki toplantıda İsrail temsilcisi Herzog’un konuşması başlarken salonu terk etme şekli. Aliyev bunu diğer toplantıya katılan devlet insanlarına ve ev sahibi olarak kendisine bir hakaret olarak anladı. Ayrıca Azerbaycan’da Fidan’ın başka faaliyetlerde bulunduğu Azerbaycan medyasında dile getirildi. Bakalım bu gerginlik ne kadar sürecek ve sonucu nasıl olacak.
Komşularla sıfır sorundan herkesle sorunlu durumuna geldik. ABD kongresinden sonra Trump Orta Doğu’da farklı bir politika izleyecek. Bazı haberler savaşın daha kapsamlı bir şekilde gelişeceği yönünde. Türkiye özellikle Kürtlerin yaşadığı doğu ve güney komşularıyla sorun yaşıyor. Zaten daha kendi içinde Kürt sorununda somut bir adım atmamışken. Bu durumda Trump yanında mı yer alacak yoksa tarafsız mı kalacak daha net değil. Öyle gözüküyor ki her iki durumda da kaybedecek.









