Ankara’da düzenlenen ‘Kadınlar Yan Yana Geleceği Konuşuyor’ konferansında konuşan Pervin Buldan, ‘Kadınlar, kalıcı barışı gerçekleştirebilmek için iktidara basınç uygulayarak sürecin devam etmesi için örgütlü bir güç haline gelebilir’ dedi
Ankara’da düzenlenen “Kadınlar Yan Yana Geleceği Konuşuyor” konferansı ikinci gününde devam ediyor. Konferans, siyasi parti temsilcilerinin konuşmacı olduğu “Barışın siyasal sorumluluğu; demokratik, Meclis ve siyasi partiler” oturumuyla başladı. Oturumda ilk olarak Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Milletvekili ile İmralı Heyeti üyesi Pervin Buldan konuştu.
‘Süreç eşit koşullarda yürütülmüyor’
Daha önce yürütülen barış görüşmelerine değinen Pervin Buldan, bu süreçlerin başarıya ulaşamadığını hatırlattı.
Bugün bir kez daha bir sürecin yürütüldüğünü söyleyen Pervin Buldan, şöyle devam etti:
“Barış ve Demokratik Toplum Süreci yaklaşık iki yıldır devam eden bir süreç ama bunun öncesi var. Türkiye farklı süreçlerle karşı karşıya kaldı. Bunları kalıcı barış haline getirmeye çalıştı fakat bazen sekteye uğradı bazen ‘buzdolabına konuldu’. 2013-2015 yıllarında bir süreç yaşandı fakat bir şekilde bitirildi. Ardından 10 yıllık bir çatışma süreci araya girdi. Dolayısıyla biz bir 10 yıl kaybettik aslında ama 2013-2025 yıllarında büyük bir kazanım vardı. İnsanlar yaşamını yitirmiyordu. Bu bizim için en büyük kazanımdı. Şimdi iki yıllık bir süreç var ve yine bu süreçte insanlar yaşamını yitirmiyor. Bu da çok kıymetli çünkü önemli olan şeyin insan yaşamı olduğunu ifade ediyoruz. Burada üç önemli aktör var. Sayın Erdoğan, Sayın Bahçeli ve Sayın Öcalan var. Bunlar eşit koşullarda bu süreci yürütmüyor. Çünkü Sayın Öcalan bir hücreden bu süreci yürütmeye çalışıyor. Tüm aktörlere teşekkür etmek istiyorum ama Sayın Öcalan’a ayrıca teşekkür etmek istiyorum. Eşitsiz ve zor koşullarda bu süreci yürüttüğü için.”
‘Tıkanıklığı kadınların gücüyle aşabiliriz’
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile son olarak 13 Eylül’de görüştüklerini belirten Pervin Buldan, şöyle belirtti:
“O günden bugüne bir görüşme yok. Dolayısıyla bir tıkanma gibi bir şey var. Bu tıkanıklığı nasıl aşacağız? Elbette kadınların gücü ile aşacağız. Kadınlar bugün bu salonda ‘barışa ihtiyacımız var’ kararını alabilir. Kadınlar, kalıcı barışı gerçekleştirebilmek için iktidara, sürecin aktörlerine çağrı yaparak basınç uygulayarak sürecin devam etmesi için örgütlü bir güç haline gelebilir” ifadelerini kullandı.
Abdullah Öcalan’ın kadınları sürecin öncü gücü olarak tarif ettiğini vurgulayan Pervin Buldan, “Kadınların gücüne ihtiyaç duyduğunu söyleyen bir yerde duruyor. Biz bundan sonra çoğalabiliriz. Örneğin izleme kurullarında kadın kurullarına da ihtiyaç olduğunu ifade etmek isterim aslında. Bir araya gelerek sadece salonlarda değil alanlarda, meydanlarda, sokaklarda da bir araya gelerek büyütmek ve sürecin öncü gücü olmayı başarmak önemli.”
‘Annelerin acısını yarıştıramayız’
Ceylan Önkol ve Eren Bülbül’ün fotoğraflarını gösteren Pervin Buldan, şu ifadeleri kullandı:
“Her ikisi de çocuk, bu süreçler içerisinde her iki çocuk da yaşamını yitirdi. Ceylan’ın annesi de Eren’in annesi de aynı gözyaşını döktü. İki annenin acısını yarıştırmayız. Bugün tek taraflı konuşmak istemiyorum. Biz bugün burada saatlerce Roboskî’yi konuşabiliriz. Saatlerce faili meçhul cinayetleri, Kürt halkının yaşadığı haksızlıkları konuşabiliriz ama bu meselenin sadece bir tarafı etkilemediğini, her kesimden insanı çok etkilediğini ifade etmek istiyorum. Kalıcı bir barışı gerçekleştirebilmek için bugün kadınların öncü güç olmaya ihtiyacı var. Sadece silahların susması kalıcı barışın inşası için yeterli değil. Demokratikleşmeye, özgürlüklere de ihtiyaç var. Kadınlar demokratikleşme için de özgürlükler için de bir araya gelmeli. Yaşamın her alanında birlikte, el ele, yürek yüreğe bu süreci yürütebiliriz.”
‘Yeni bir toplumsal sözleşmeye ihtiyaç var’
Anayasa tartışmalarına da değinen Pervin Buldan, sözlerini şöyle sonlandırdı:
“Hiçbir zaman anayasa meselesini konuşmuyoruz ya da bir seçim hazırlığı konuşmuyoruz. Konuştuğumuz tek şey süreç ve kalıcı bir barış. Bir toplumsal sözleşmeye ihtiyaç var bu ülkede. ‘Yeni bir anayasaya ihtiyacımız yok diyecek tek bir insan yok çünkü bir darbe anayasasıyla yönetiliyor bu ülke. Ancak toplumsal mutabakatı sağlayarak bir anayasa yazılır. O yüzden toplumun her kesimini bu sürece dahil etmek gerekiyor. Bizim için öncelikli olan süreç, barış ve bu tıkanıklığın nasıl aşılacağını konuşmak gerekiyor.”
ANKARA









