• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
2 Kasım 2026 Pazartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Dünya

AP’de 20’nci Kürt Konferansı: Kalıcı barış için demokratikleşme sağlanmalı  

15 Ekim 2026 Perşembe - 15:20
Kategori: Dünya, Manşet

Avrupa Parlamentosu’nda düzenlenen 20’nci Kürt Konferansı’nın ikinci gününde, konuşmacılar, kalıcı barış için demokratikleşme, hukuki ve siyasi sorunların bütünlüklü çözümü ve tüm tarafların siyasi irade göstermesi gerektiğini vurguladı

Avrupa Parlamentosu’nda düzenlenen 20’nci Kürt Konferansı ikinci gününde devam ediyor. Konferans; Avrupa Türkiye Yurttaş Komisyonu (EUTCC) Başkanı ve Norveç’teki Bergen Üniversitesi’nden Kariane Westrheim’in açılış konuşması ile başladı.

Moderatörlüğünü EUTCC Yönetim Kurulu Üyesi Dersim Dağdeviren’in yaptığı ilk oturumda canlı bağlantı ile konuşan Kariane Westrheim, konferansın kuruluşundan bugüne siyasi değişimler ve katılım biçimlerini anlattıktan sonra, Türkiye’deki son Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne de değindi.

‘Sürece umutla yaklaşmalı, gerçeklikten uzaklaşmamalıyız’

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın isminin barış ve siyasi çözüm bağlamında artık Avrupa kurumlarında açıkça tartışıldığını belirten Kariane Westrheim,  AB’nin Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı ve ardından gelişen süreci tarihi bir fırsat olarak nitelendirdiklerini belirtti.

Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB) ile ilişkilerinin Kürt sorunundan ayrı düşünülemeyeceğini dile getiren Kariane Westrheim, “Türkiye Avrupa Birliği’ne üye olmak istiyorsa demokrasi, insan hakları, hukukun üstünlüğü ve siyasi özgürlükler söz konusu olduğunda Kürt sorununda bir istisna yapılamaz” ifadelerini kullandı.

Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin “fırsatlar yarattığını” dile getiren Kariane Westrheim, “Ancak bu fırsat, henüz barışın kendisi değildir” dedi. “Bu döneme umutla yaklaşmalıyız, ancak gerçekçilikten de uzaklaşmamalıyız” diyen Kariane Westrheim, “Barış kendiliğinden gerçekleşecek bir şey değildir. Son yıllarda Kürtlerin elde ettiği kazanımlar da garanti altında değildir” dedi.

Zana’nın mesajı okundu  

Ardından Avrupa Parlamentosu Sakharov Düşünce Özgürlüğü Ödülü sahibi ve Kürt siyasetçi Leyla Zana’nın mesajı okundu. Kariane Westrheim tarafından okunan mesajda; Leyla Zana, “Türkiye’de Kürt sorununun barışçıl çözümü için tarihi öneme sahip, nadir rastlanan bir kapı aralanmış durumda. Tünelin sonunda geleceğe ilişkin güçlü bir umut ışığı belirdi. Bu ışığı gerçeğe dönüştürmek, bütün siyasi tarafların ortak sorumluluğudur. Aynı zamanda herkesin ortak çıkarınadır. Bu sorumluluk bütün taraflara aittir” dedi.

‘Kürt sorununu oluşturan meseleler bütün olarak ele alınmalı’  

Eğer adil bir çözüm sağlanabilirse bu sürecin, benzeri görülmemiş bir dönüşüm modeline dönüşebileceğini ifade eden Leyla Zana, “Kürt halkı hiçbir kurumun, örgütün ya da devletin günlük çıkarlarının aracı değildir. Çıkara dayalı ilişkilerin de rehinesi olamaz. Kürt sorununu oluşturan ve bugüne kadar devam etmesine neden olan siyasi ve hukuki meseleler, neden-sonuç ilişkisi içinde, bir bütün olarak ele alınmalıdır” diye konuştu.

‘Reddetme yerini kabul ve tanımaya bırakmalıdır’  

“Reddetme politikası sona ermeli; yerini kabul ve tanıma politikasına bırakmalıdır” diyen Leyla Zana, Abdullah Öcalan’ın durumuna dikkat çekerek, “Kürt sorunu kadar kapsamlı bir meselenin çözümünde, 28 yıldır kendi halkıyla dahi görüşme ve istişare etme imkânından mahrum bırakılmış bir aktörün rolü de göz ardı edilemez” dedi.

Leyla Zana, “Sayın Öcalan’ın kendi halkıyla iletişim kurabilmesi ve bu sorunlu meselenin daha fazla gecikmeden çözüme kavuşturulması gerekiyor” diye ekledi.

Abadi: Öcalan’ın cesaretini takdir ediyorum

Açılış oturumunun üçüncü konuşmacısı olan Nobel ödüllü İranlı insan hakları aktivisti Şirin Ebadi, silahlı “Sayın Öcalan’ı, bu değişimi görebilecek cesareti gösterdiği için takdir ediyorum. Artık koşulların silahlı mücadeleye izin vermediğini görerek silah yerine kalemle mücadele etmeye karar verdi. Bence bu son derece doğru bir karardır” ifadelerini kullandı.

Mark Muller: Barış için tüm taraflar siyasi irade göstermeli  

BM Kıdemli Arabuluculuk Danışmanı ve Londra Ekonomi ve Siyaset Bilimi Okulu (LSE) Uluslararası Normlar Projesi Direktörü, Birleşik Krallık’tan Mark Muller KC, dünyanın birçok bölgesinde görev yaptığını ve artık şapkasını çıkardığı için bu konularda konuşabildiğini ifade etti.

Muller, Barış mümkündür. Yalnızca bizim yaşam süremiz içinde değil, bu on yıl içinde de barışa ulaşabiliriz. Bunun gerçekleşmesi için bütün tarafların siyasi irade göstermesi gerekiyor” dedi.

Aynı zamanda Abdullah Öcalan’ın Avrupa mahkemelerindeki avukatlarından biri olan Muller, “Kamu otoriteleri kabul etmek istesin ya da istemesin, Abdullah Öcalan’ın oynadığı rol yalnızca silahsızlanmayı ve topluma yeniden kazandırılmayı teşvik etmek açısından değil, aynı zamanda uzlaşma ve yenilenme açısından da kritik önemdedir” dedi.

Jongerden: Türkiye’de kapsamlı demokratikleşme yaşanmalı  

Aynı oturumda “Yirmi yıllık diyalog ve tartışma: Avrupa ve Ortadoğu’daki gelişmeler bağlamında EUTCC konferansları” başlıklı bir sunum yapan Hollanda’daki Wageningen Üniversitesi Prof. Joost Jongerden, “Sürecin sonunda somut sonuçlar doğuracağına dair bir umut var. Ancak yerine getirilmeyen vaatler ve sürekli ertelenen umutlar, ne barışın ne de savaşın tam olarak yaşandığı bir ara durum yarattı” diye belirtti Jongerden, sürecin başarılı olması için Türkiye’nin kapsamlı bir demokratikleşme yaşaması gerektiğini ifade etti.

3. oturum: Geleceği Şekillendiren Kadınlar

Konferansın üçüncü oturumu “Geleceği Şekillendiren Kadınlar: Ortadoğu’da Demokratik Dönüşüm, Kürt Birliği ve Barış” başlığı ile yapıldı.

Siyaset bilimci Arzu Yılmaz’ın moderatörlüğünü yaptığı oturuma konuşmacı olarak Bielefeld Üniversitesi’nden Atefeh Ramsari, HDP eski milletvekili ve Özgür Kadın Hareketi’nden (TJA) Sebahat Tuncel ve Rojava temsilcisi olarak İlham Ahmed yer aldı.

Atefeh Ramsari: Kürt sorunu silahsızlanmaya indirgenemez

Atefeh Ramsari, Demokratik Toplum ve Barış sürecine değinerek şöyle konuştu: “Kürt meselesinin çözümü; silahsızlanmaya, silahlı çatışmaların sona erdirilmesine ya da Kürt aktörlerin mevcut devlet kurumlarına dahil edilmesine indirgenemez.

Kalıcı bir çözüm, Kürtlerin dışlanmasını ve tabi kılınmasını yeniden üreten siyasi ilişkilerin ele alınmasını gerektirir. Bu da yetkinin nasıl paylaştırılmasını, kolektif hakları, demokratik katılımı ve Kürtlerin bağımsız siyasi iradesinin tanınmasını kapsar. 

Barışın sağlanmasına ilişkin sorumluluk esas olarak Kürt aktörlerin üzerine yüklenemez. Siyasi bir uzlaşmanın koşulları, dört devletin politikaları ve stratejik kararları bölgesel güç dengelerini etkileyen uluslararası aktörler tarafından şekillendirilmektedir.”

İlham Ehmed: Güvence olmazsa barış geçici kalır

İlham Ehmed, barış yasal olarak güvence altına alınmazsa, korunamayacağının altını çizerek, entegrasyon sürecinde yaşanan sorunlara dikkat çekti. Özellikle ülkedeki Arap şovenizmine işaret eden İlham Ehmed, kadınların rolüne de vurgu yaptı.

İlham Ehmed, “Kadınlar, yaşamın her alanında, toplumsal yaşamın bütün boyutlarında önemli bir rol üstlendiler. Özgür bir yaşamın ve toplumsal özgürlüğün inşasına katkıda bulundular. Suriye’nin geleceği açısından da önemli bir rol oynadılar.

Demokratik ve toplumsal değerler oluşturdular. Ancak Suriye’de ortaya çıkan yeni siyasi koşullarda, halkların kendi yönetimlerini oluşturmak için elde ettikleri kazanımların korunup korunamayacağı belirsizdir” şeklinde konuştu.

İlham Ehmed, kadınların toplumsal ve siyasi hareketlerdeki rolünü sınırlamak, onları siyasetin dışına itmek isteyen yaklaşımların ortaya çıktığını ifade ederek, “Mesele, onların yalnızca çalışan konumunda kalması değil, siyasi kararların alınmasında da etkin rol üstlenebilmesidir” dedi.

Özellikle de entegrasyon meselesindeki durumu anlatan İlham Ehmed, “Biz kalıcı bir barış istiyoruz. Ancak entegrasyonun nasıl gerçekleşeceği ve bunun kalıcı bir barışa nasıl katkıda bulunacağı sorusu henüz açıklığa kavuşmuş değil.

Şunu söyleyebiliriz: Barış, gerekli güvenceler sağlanmadığı takdirde yalnızca geçici bir durum olarak kalabilir. Barışı inşa edecek mekanizmalar ve kurumsal güvenceler oluşturulmazsa, her an bozulma ihtimali vardır. Bu nedenle çeşitli sorunlar ortaya çıkmaktadır” diye belirtti.

‘Kürtlerin devlet içerisinde kabul edilmesi gerekiyor’ 

İlham Ehmed, “Kürtler ile Suriye yönetimi arasındaki ilişkilerde temel mesele şudur: Kürtlerin bu devletin içerisinde bir aktör olarak varlıklarının kabul edilmesi ve kimliklerinin tanınması gerekir” diye ekledi.

Suriye’nin ortağı olacaklarını kaydeden İlham Ehmed, şunları ifade etti: “Biz entegrasyon kararı aldık; ancak bu, geri adım atmayı kabul ettiğimiz anlamına gelmiyor.

Biz bu ülkenin gerçek ortakları olmak istiyoruz. Kürtler olarak eşit ve temel ortaklar olmak istiyoruz. Bu konuda hem irademiz hem de kararlılığımız var.

Bu nedenle atılan adımları geri çevirmek ya da süreci geriye götürmek doğru değildir. Ancak karşılıklı kabul ve karşılıklı tanınma da gereklidir.

Devletin de bu konuda daha fazla çaba göstermesi, Suriye toplumunun bütün bileşenlerini bu devletin gerçek ortakları hâline getirecek bir uzlaşma ve yapılanma oluşturması gerekiyor.”

Sabahat Tuncel: Tekrarlar aşılmalı, hakkımız tanınmalı

Bu oturumda son olarak TJA aktivisti Sabahat Tuncel konuştu. Sabahat Tuncel, gerekli adımlar atılmadığında daha sert süreçlerin yaşanabileceği konusunda uyardı. Barışın nasıl olacağını ve şekilleneceğini sorgulayan Sabahat Tuncel, özellikle Avrupa Birliği’nin Kürt sorununun bir parçası olduğuna ve bu nedenle sorumlulukları olduğuna dikkat çekti.

Sabahat Tuncel şöyle konuştu: “Avrupa da Kürt meselesinin bir parçasıdır. Kürt sorunu bugüne kadar çözülemediyse bunun nedenleri yalnızca Türkiye’deki politikalardan veya bölgesel gelişmelerden kaynaklanmıyor; Avrupa’nın yaklaşımından kaynaklanan boyutları da bulunuyor.

Bugün hâlâ bir çözüm sürecinden söz ediyoruz. PKK kendisini feshettiğini ve silahları bıraktığını açıkladı. Buna rağmen PKK, Avrupa’nın terör örgütleri listesinde yer almaya devam ediyor. Biraz önce Amerikalı konuşmacı arkadaşımızın da belirttiği gibi, PKK ABD’nin terör örgütleri listesinde de bulunuyor. Bunu gerçekten sorunun çözümüne yönelik bir yaklaşım olarak değerlendirmek gerçekçi değil.”

Avrupa’nın bugüne kadarki yaklaşımının yeterince olumlu olmadığının altını çizen Sabahat Tuncel, özellikle Umut Hakkı ve AİHM kararlarının uygulanması için Avrupa Konseyi’nin uyarının ötesine geçen etkili adımlar atmadığını vurguladı.

Sabahat Tuncel, “Eğer biz bu dünyanın bir parçasıysak yapılması gereken, daha etkili bir tutum ortaya koymaktır. Aksi hâlde burada yalnızca konuşur, ardından dağılırız. Gerçek bir değişim ve dönüşüm yaşanacaksa bunun her yerde gerçekleşmesi gerektiğine inanıyorum” diye ekledi.

Tekrarlar aşılmalı

Sabahat Tuncel sözlerini şöyle sürdürdü: “Avrupa Parlamentosu’nda daha önce de konuşma yaptım. Yine Kürt meselesini ve kadınların durumunu ele aldık. Ardından bir süre ara verdim, cezaevine girdim ve yedi buçuk yıl sonra yeniden buradayım. Fakat yine aynı konuları konuşuyoruz.

Bu da artık bir tekrar hâline geldi. Bence Sayın Öcalan’ın 25 Şubat tarihli mesajındaki en önemli tespitlerden biri bu tekrarın aşılması gerekliliğidir. PKK’nin feshedilmesinin gerekçelerinden biri de budur.

Ancak tekrar meselesi yalnızca Kürtler, Kürdistan veya Türkiye ile sınırlı değil. Bütün dünyada benzer bir tekrar yaşanıyor. Bu döngüyü aşmak zorundayız.

Bugün sokaklarda değişim, adalet ve daha adil bir yönetim isteyen insanlar görüyoruz. Gençler neden sokaklarda? Çünkü değişim talebi yalnızca bizim talebimiz değil; dünyanın dört bir yanındaki insanların talebidir.

Bizim buna ek olarak özel bir talebimiz var: Dünya yurttaşlarının sahip olduğu, resmen tanınan yurttaşlık haklarına bizleri de dâhil edin. Çünkü biz yok sayılıyoruz. Asıl mesele budur: Kürtlerin varlığı tanınmıyor. Varlığı tanınmayan bir halkın haklarını ve hukukunu nasıl güvence altına alabilirsiniz?

Bence Sayın Öcalan’ın mesajında öne çıkan önemli konulardan biri de tanınma meselesidir. Kürt kimliğinin ve özgür kimliğin tanınmasını; Kürtlerin kendi sistemlerini kurabilmelerinin ve koruyabilmelerinin kabul edilmesini vurguluyor. Asıl mesele budur. Bunlar gerçekleştiğinde, mücadelenin diğer boyutları da bu temel çerçeve içerisinde ele alınabilir.”

‘Abdullah Öcalan özgür olmalı’

Sürecin yürümesi için tarafların da özgür olması gerektiğini vurgulayan Sebahat Tuncel, Abdullah Öcalan’ın özgür olması gerektiğini belirtti. Sebahat Tuncel,  “Sayın Öcalan’ın özgürlüğünü talep etmek barışı talep etmektir. Kürtler adına mücadele ediyor, Sayın Öcalan’ın statüsünün tanınması, Kürtlerin siyasi statüsünün tanınmasıdır” diyerek sözlerini noktaladı.

DIŞ HABERLER 

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Tevriz bebeğin davasında esas hakkında mütalaa hazırlanacak

Sonraki Haber

Engelli kadına cinsel istismar: 5 kişi tutuklandı

Sonraki Haber

Engelli kadına cinsel istismar: 5 kişi tutuklandı

SON HABERLER

Barış Anneleri, İzmir ve İstanbul’dan Ankara’ya doğru yola çıktı

Yazar: Yeni Yaşam
2 Kasım 2026

Güç kaybı

Yazar: Yeni Yaşam
2 Kasım 2026

40 yıllık paramiliter düzen: Barış sürecinde koruculuk ne olacak?

Yazar: Yeni Yaşam
2 Kasım 2026

İran rejimi 3 Kürt’ü gözaltına aldı

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Gimgim’da JES’e karşı keşif öncesi direniş çağrısı

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

ABD’de Cadılar Bayramı kutlamalarında silahlı saldırılar: 6 kişi öldü

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

USA and Mexican flags on table. Negotiation between Mexico and United states. 3D rendered illustration.

İran’dan ‘ABD ile Türkiye veya Katar’da müzakere’ mesajı

Yazar: Yeni Yaşam
1 Kasım 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
[email protected]

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır